Gerçek perdesinin içinde, bir gizemi ve bir çağrıyı saklayan bir geçit vardı. Gerçeğin bu gizemin içinde saklı olduğunu hissediyordum. Üstelik cevabını bulamamıştım bile. Henüz yolun başındaydım ve tüm sorularım zaten bir cevaptı.
Bir şey vardı, gördüğüm, tiksindiğim, ama denize mi bakıyordum: çakıl taşına mı bakıyordum, şimdi bilemiyorum artık. Düz bir çakıl taşıydı bu, bir yüzü kupkuru, öteki yüzü ıslak ve çamurlu. Elim kirlenmesin diye, parmaklarımı iyice ayırmış, taşı kıyılarından tutuyordum.
Izdırabın verdiği İntibah zamanlarında, kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.