Eğer heyeti vükela Edirneyi hiçbir çaba göstermeden bırakırsa, orduyu terk edeceğim, açıktan harb çağrısında bulunacağım... Vatanı kurtarmak ya da şerefinle ölmek için her şeyi alt üst edeceğim.
Bütün bu şayan-ı hayret haberlere katiyen inanmak istemiyorduk. Bu kadar mağrur olduğumuz koca Osmanlı ordusu 15 gün içerisinde böyle perişan ve zelil... nasıl çıldırmadığımıza hayret ediyorum...
Makro planda büyük eserlere imza atmış bir yazarın düşünsel yolculuğunu, ideaların barındırdığı çelişkileri farkedisini ve aradığı suyu doğduğu topraklarda bulmasının yolculuğunu izliyoruz.
Mikro evrende ise anadolunun ve anadolu insanının 1.dunya harbindeki hem maddi hemde eğitim yoksulluğu, anadolunun şanlı tarih boyunca hep unutulmuş ve görülmemiş olmasına rağmen iş başa düşünce yaptıklarını Bolşevik devriminin çıkış noktasıyla vardığı yerdeki çelişkileri ve en son Inkilaplarin inkişafı ve bizzat uygulayicilarinin dahi icsellestirirken yaşadığı tezatlari cok açık görebiliyoruz.
Bir devrin insanını celiskileri, vizyonu ve umutlarıyla anlatan epik bir destan.