Adı:
Antigone
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
45
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
Antigone
Antigone
Antigone
Antigone
Antigone
96 syf.
·1 günde·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Antigone kitabını anlattım ve Yunan mitolojisine başlangıç kitapları önerdim: https://youtu.be/pjLJWRBNSAw

Gerçekten yazılmış bir kadere göre mi yaşıyoruz yoksa kaderimizi kendimiz mi belirliyoruz?

Dünyada bugüne kadar pek çok kader tanımı yapılmış. Mesela Yunan mitolojisinde Moira'lar var. Klotho, Lakhesis ve Atropos adlı 3 kader tanrıçası insanın kader ipliğini örmeye başlar, zamanı geldikçe o iplik bükülür ve iplik kesilince de insan ölür. Hatta Yunanlarda kaderi Zeus bile değiştiremez, baş Tanrı bile kadere boyun eğer.

Bunu Zincire Vurulmuş Prometheus kitabında da görebiliriz:
"KORO
Olacağı yöneten kim?
PROMETHEUS
Üç Moira’lar ve unutmak bilmez Erinys’ler.
KORO
Zeus onlar kadar güçlü değil mi?
PROMETHEUS
O da olacağın elinden kurtulamaz" (s. 22) Zincire Vurulmuş Prometheus

Yunanlar dışında eski Germen ve İskandinav dinlerinde kurban edilen hayvanların kanlarının akış yönüne göre geleceği okuma; karganın, kartalın veya diğer kuşların uçuşundan geleceği tahmin edebilme gibi insanın kaderini ve onu bekleyen geleceğini öğrenmek istemiş eski insanlar.

Peki, İslam'da kaderin durumu nasıl? Yunanlardan farklı olarak Allah, kaderi de elinde tutandır. Izdırari kader, insanın kendisinin belirleyemeyeceği özellikleri olan saç, ses, cinsiyet, coğrafya ve bunun gibi şeyler olurken, ihtiyari kader insanın tamamen kendi çabasıyla kendi kaderini belirlemesi üzerinedir.

Bunları niye anlattım ya da bunların Sophokles, Oidipus efsanesi ve Antigone ile nasıl bir alakası var kısmına gelelim şimdi. Bugünlerde kader konusuna biraz kafa yoruyorum. Çeşitli kaynaklardan hangi milletlerin nasıl bir kader anlayışına olduğuna dair araştırma yapmaya çalışıyorum. İnsanın önüne çıkan bir yoldan gidince diğer yoldaki bütün ihtimaller çöpe mi gidiyor, yoksa biz de bize en uygun kaderi ararken Minotor gibi bir labirentte kısılı mı kalmışız, bunu anlamaya çalışıyorum.

Antigone, Oidipus'in kızı mesela. Ama zaten Oidipus Kompleksi de tam bundan dolayı doğmuş. Oidipus, Laios ile İokaste'nin oğlu iken İokaste'nin düşünü yorumlayan Teiresias, Oidipus'un babasını öldüreceğini söylemiş. E bunun üzerine Oidipus evde kalabilmiş mi? Tabii ki küçük yavrucak Oidipus'u dağa yollamışlar sonra, aynı Zeus'un küçüklüğü gibi bir dağda büyümek zorunda bırakılmış. Yolda karşılaştığı babasını nefsi müdafaa yapabilmek için öldürmek zorunda kalmış. Sonra Thebai'ye varabilmesi için Sphinks adlı canavarın sorduğu soruları bilmesi gerekirmiş, soruları bilmiş ve gitmiş sanki şehirde hiç kadın kalmamış gibi tamamen bilmeden annesi İokaste ile evlendirilmiş. Yani aynı Zeus ile Hera'nın kardeş ve eş olması gibi, Oidipus ve Iokaste de anne-çocuk ve eştir. Böyle bir ilişkiden doğan çocuklar da kadere el mahkum olarak doğmak zorunda kalmıştır.

İşin ilginci de bu zaten... Antigone, kendi kaderinin bu şekilde olacağını nasıl belirleyebilirdi ki? Çünkü Oidipus daha o doğmadan istemeden de olsa kendi annesi ile evlenmişti. Peki, Oidipus, kendi kaderinin bu şekilde olacağını nasıl belirleyebilirdi ki? Oidipus'un babası Laios, Pelops'un oğlu Khrysippos'a karşı cinsel arzu duymuş ve bu yüzden Laios'un sülalesi lanetlenmiş. Yani sırf Laios'un işlediği bir suçtan dolayı aile lanetleniyor ve bunun suçunu çocuklar da çekiyor. Peki, kader neden kişi seçiyor?

Kaderin neden kişi seçtiği konusuna şu anlık bir cevap veremesem de Antigone'un bu kitapta Kreon ile olan muhabbetleri bugüne kadar okuduğum en etkileyici şeyler arasındaydı diyebilirim. Çünkü Antigone, devlet iktidarının aldığı kararlara boyun eğmeden karşı çıkabilen insan ile Prometheus arasında kalmış bir karakter. Ama aynı zamanda devletin, Tanrı kararlarına uymadığını da açıkça belirtebilen bir cesareti var. Her zaman kararlarının arkasında ve hiç yılmadan, direniyor, dayanıyor aynı Vergilius'un dinsever Aeneas'ı gibi. Antigone bence modern zamanda da devletinin kararlarını benimsemeyip bir Tanrı'ya inanan insanın karşılığıdır. 1984'ün Winston'ı gibi etrafında özgürlük olmayan distopik dünyayı savunmaz. Guy Montag gibi kitapları yakmayı hiç istememektedir. Cesur Yeni Dünya'daki Vahşi gibi sonradan vahşileştirilmiş ve devletinin getirdiği şartlandırma mekanizmalarına inanması beklenmiştir. Ama o devlete değil, Tanrı'ya güvenmeyi seçmiştir.

Biz de kendi kaderimizi kendi çabamız ve emeğimizle belirleyebilenlerden oluruz umarım. İşçi kazalarına fıtrat deyip geçmemeyi, başarısızlıklarımıza kader deyip de bahaneler sunmamayı, kadere mahkum olmamayı öğreniriz umarım. Zira unutmayalım ki;

"Yönetimi ele geçirmiş nice iktidar sahibi kişi
ya da partiler vardır ki, karşılarına dikilip direnen tek tük düşünce sahiplerini susturup yok edebileceklerini sanırlar, oysa sonuç umduklarının tersine çıkar: İktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır." (s. 14) Zincire Vurulmuş Prometheus

İşte bu kadar basit. Var ol Antigone.
165 syf.
Temkinli bir akıl, mesut olmanın birinci şartıdır.

Geçmişte okulda adını duyduğum kitapları okumak başka bir güzel oluyor. Bu kitabı da meşhur bilmeden babasını öldürüp ve yine bilmeden annesiyle evlenip iki çocuk sahibi olan Oidipus un hikayesiyle öğrenmiştim.:) Ana fikirler tanrının koyduğu kurallara bağlılık, halkın fikrine önem vermek ve son pişmanlık fayda vermez.
Kitabı beklediğim gibi gayet beğendim ve mümkün olursa tiyatroda oyununu da izlemek istiyorum.
96 syf.
·3 günde·10/10 puan
Ve üçleme biter... Sophokles, ikinci kitapta aşağı çektiği çıtayı üçüncü kitabında tekrar yükselterek eski ivmesine kavuşur.... Kitabın içeriğine geçmeden önce benim de yeni öğrendiğim bir bilgiyi aktarmak isterim: Sigmund Freud'un Oidipus kompleksi isimli teorisinin kaynağı bizim Oidipus'umuzmuş meğer. Ve meğer aynı düşüncenin kız çocuklarında olanına da Elektra kompleksi deniyormuş ve bilin bakalım kimin Elektra isimli bir eseri var?.. 


Geçelim kitaba...Oidipus'un iki oğlu, taht kavgasına girişerek birbirlerini öldürürler. Tahta, dayıları Kreon geçer ve küçük oğlanın ölüsünü bir kahramana yakışır biçimde defnederken büyük olanın ölüsünü gömmeyerek kurda kuşa yem olması için öylece bırakır.(Niye ikisine farklı muamele ettiğini ikinci kitabı okuyanlar bilir). Büyük ağabeyinin ölüsünün gömülmemesine gönlü razı olmayan Antigone, Kral'ın buyruğuna karşı gelerek gizlice gömmek ister ancak yakalanır. Kral,  aç-susuz şekilde bir mağaraya hapsedilmesi böylece kendine kendine ölmesi için emir verir. Antigone, Haimon ve Kreon arasında geçen konuşmalar yüz yıllar öncesinden verilmiş hala güncelliğini koruyan öğüt gibidirler. Haimon (Kreon'un oğlu, Antigone'nin nişanlısı), babasına yaptığının yanlış olduğunu, halkın bu hareketini onaylamadığı yönündeki eleştirilerinin kulağına çalındığını babasına anlatmaya çalışır ama nafile. Antigone ise Tanrı'nın buyruklarına aykırı hareket ettiğini, bir ölüyü gömmemenin hiç bir Tanrı'nın hoşuna gitmeyeceğini söyler ama o da nafile. Sonrasında ölümler kehanet üzerine peş peşe gelir...


Önce Antigone... Daha sonra Antigone'nin kendisini öldürdüğünü gören ve babasının günahlarını çekmek istemeyen Haimon... En son, oğlunun kendisini öldürdüğünü gören Eurydike...


Her ne kadar kahinden, başına geleceği felaketleri haber alan Kreon pişman olmuş ve Antigone'yi affetmek istemişse de geç kalmış ve hem oğlunun hem karısının hem gelininin ölümüne sebep olmuştur. 


Üç kitap boyunca öne çıkarılan 'kader' kavramı bu kitapta da yerini bulmuştur ve Sophokles'in de dediği gibi hiç bir ölümlü kaçamamıştır kaderinde yazılı acılardan. Ve Tanrı'lar öcünü almıştır, buyruklarına uygun hareket etmeyen Kral'dan...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Sophokles tarafından yazılmış bir üçleme olan Yunan tregedyasının en önemli eseridir. M.Ö. 441 yılında yazılmış ve bizzat Sophokles tarafından sahnelenmiştir. Oyun ülkemizde de defalarca kez tek perdelik tiyatro oyunu ve operet olarak sergilenmiştir.

Kral Oidipus (thebai kralı laios ile kraliçe iokaste nin kulağına şu kehanet ilişir: yeni doğan oğulları büyüyünce babasını öldürecek, annesiyle evlenecek ve ondan çocukları olacak.) babası olduğunu bilmediği düşmanını öldürerek thebai kraliçesi olan annesi ile annesi olduğunu bilmeksizin evlenir. Bu evlilikten iki kız iki erkek dört çocukları olur. Oidipus annesiyle evlendiğini anlayınca annesi kendini asarak ölür ve Oidipus kendini kör eder. Krallık oğullar arasında dönüşümlü olarak yönetilecektir ancak tahttaki kardeş sırasını devretmek istemeyince iki kardeş arasında savaş başlar. Kardeşler birbirini öldürür ve ülkenin kralı olarak dayıları Kreon tahta geçer. Her şey ölen iki genç için kız kardeşi Antigone tarafından cenaze töreni yapılmak istemesiyle başlar.

Antigone karakteri kitapta düzene ve hiyerarşiye karşı başkaldıran işk insanı canlandıran kişi olmakla birlikte aynı zamanda ölülerin gömülmesi tarzı adet ve gelenekleri de sıkı sıkıya savunur.
96 syf.
·3 günde·9/10 puan
Kızları en çok babalarını sever. Bu nedendir bilinmez ancak erkek anneye, kız çocuğu ise babaya kesintisiz bir sevgi beslemektedir. Antik Yunan’da aileye ve ölüye atfedilen tanrı yasaları su götürmez bir gerçektir. Gereğini ise ölümü dahi göze alabilecek, gözü kara Antigone yapacaktır. Doğanın mutlak yasaları bunu gerektirir ve göremediğimiz, tanığının olmadığı bir suçun cezalandırıcısı; vicdan, en güzel cezalandırıcıdır.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

Oyunun yazım tarihi MÖ 441’e tekabül etmektedir ve üçlemenin diğer iki kitabından önce yazılmıştır. Komedya mutlu sonla toplumsal sorunları alayla dile getirirken, tragedya acı, ölüm, felaket ve yıkımı konu alır. Bunların en tepesine ulaşmış olanlar ise Aiskhylos, Euripides ve Sophokles’tir. Aynı dönemi paylaştıkları için savaşlarla iç içe bir yaşantıları olmuş ve bu sorunları çok güzel bir şekilde dillendirme olanağı bulmuşlardır.

“Nefret etmek için değil, sevmek için yaratıldım.” (Alıntı #46427963 )

Mitolojiye göre Thebai kralı Laios, Pelops’un oğlu Khrysippos’a karşı ilgi duyar, onu kaçırır ve tecavüz eder. Bu yakışıksız ilişkiye çok kızan Pelops Laios’u lanetler. Kehanet ise Laios’un doğacak oğlu babasını öldürecek ve Laios’un karısı İokaste yani annesi ile evlenecekti. İokaste doğan çocuğunu öldürmek için saraydan birisine verir ve ormana bırakmasını ister. Ormana bırakılan Oidipus topuklarından delinip, bağlanılmış şekilde çoban tarafından bulunur ve çocukları olmayan Korinthos kralı Polybos ile karısı Priboia‘ya verilir. Zaman ilerleyip Oidipus büyüdükçe etrafındaki konuşmaları da algılamaya başlar ve hakkındaki kehaneti öğrenir. Öz bildiği anne babasına zarar vermekten kaçınan ve duyduğu bu kehaneti netleştirmek için ise Delphoi Tapınağı’nın yolunu tutar. Tesadüf odur ki yolda yürürken öz babası ve 4 muhafızıyla Thebai kralı olan Laios’a rastlar. Kimin yol vereceğini tartıştıkları bu hengâmede Oidipus bilmeden babası Laios ve muhafızları öldürür. Kehanetin birinci ayağı ise tamamlanmış olur.


Bu olayın akabinde ise Thebai şehrine bir Sfenks bela olmuştur. Sfenks şehrin kapısından geçenlere “Hangi varlık sabah dört ayaküstünde, öğlen iki ayaküstünde ve akşam üçayak üstünde yürür?” bilmecesini sorar ve bilemeyenleri ya yer ya da uçurumdan aşağı atar. Oidipus’un da yolu doğduğu şehir olan Thebai’ye düşer, Sfenks ile karşılaşır. Aklını iyi kullanan Oidipus bilmeyeceği bilir ve Sfenks bu cevabın üzerine kendini parçalamaya başlar. Şehrin başından bu belayı savdığı için Thebai şehrine kral olur ve eski kral Laios’un dul eşi İokaste ile evlenir. Bu evlilikten Antigone, İsmene adında iki kız ve Polyneikes, Eteokles adında iki oğlu olur. Burada ise kehanetin ikinci ayağı tamamlanır. Annesi olan İoskaste ile evlenip, anasını karısı yapar ve bu evlilikten dolayı ise çocukları aynı zamanda kardeşleri olur.

“Mutluluğundan feragat etti miydi kişi,
onu yaşayanlardan değil ölülerden sayarım.
İstediğin kadar mal istifle ambarına,
krallar gibi yaşa giderse hoşuna,
uçup gitti miydi mutluluğun, duman
gölgesinden değersizdir bütün yaşamın.” (Alıntı #46385476 )

Bolluk ve zenginlikle geçen zamanın ardından kıtlık ve belalar Thebai şehrine musallat olmaya başlar. Gelen orakl ise “Kral Laios’un katili bulunmalı ve şehirden sürülmelidir.” Oidipus bunu bir iç mesela haline getirir ve katilin bulunması için elinden geleni yapacağını söyler. Ancak bu arada öz babası bildiği Korinthos kralı Polybos ölmüştür. Kehanetin gerçekleşmediğini gören Oidipus durumdan iyice işkillenmeye başlar ve içine kuşku düşer. Karısı ve annesi olan İokaste’den Laios’un ne zaman ve nasıl öldüğünü, yanında ise kimsenin olup olmadığını araştırmaya kalkar. Olayı yaşayan bir kişi bulunur ve ağzından “Polybos ile Periboa’nın oğlu değilsin. Bu saraya bir çoban tarafından getirildin!” duyar. Artık Oidipus kaderini anlamış ve kehanetin gerçekleştiğini görmektedir. İokaste’ye durumu anlatır, bu iç yakan hadiseyi duyan İokaste kendini öldürür. Ölümü gören Oidipus ise acıya dayanamaz ve gözlerini hançeriyle delik deşik eder. Acısıyla beraber Thebai şehrinden sürgün edilmek, aşağılık bir hayat yaşamak için şehirden ayrılmak ister ve isteği kabul olur. Antigone hariç bütün çocukları ve uyrukları kendinden nefret eder, Attika –Atina- şehrinin Kolonos yerleşkesine doğru hareket eder. Ve ana karakterlerden biri olan Atina şehir kurucusu Aegeus oğlu Theseus ile yolları kesişir.

“...ölü olduğun halde,
hayatta olan beni
öldürmeyi başardın.” (Alıntı #46384116 )

Theseus; Atina şehir kurucusu, birleştiricisi ve kanun koyucusu olarak bilinmektedir. Zaten kral olan babasının ardılı evlilik dışı çocuğudur. Bir diğer rivayete göre ise Poseidon’un oğlu olduğu savunulmaktadır. Adaletli Theseus, Atina yasalarına göre geleni geri çevirmeyecek bir kişiliğe sahiptir. Burada baba kız sığınma talep ederler ve başlarından geçenleri anlatırlar. Theseus gereken ilgiyi göstermekle kalmaz, üzerine bir sürü söz verir ve bunları tutar. Mutluluğun güzel bir ölüm olduğunu savunan Oidipus rahat bir ölüme kavuşmayı hayal eder. Tanrıların onurlandırdığı Oidipus rahat bir ölüme kavuşur.

Bu ölümden sonra Antigone eserine giriş yapar Sophokles. Kişileri ve toplumlu kıyasıya eleştirir ve atıflarda bulunarak Antigone’yi dillendirir. Thebai şehrinde çıkan savaş yüzünden Oidipus’un iki oğlu karşı karşıya gelir ve aynı gün içerisinde ikisi de birbirinin yüzünden ölümü tadarlar. Kılıç çeken kılıç ile ölür sözünün en iyi karşılığıdır bu iki kardeşin düştüğü durum. Dayıları Thebai kralı Kreon ise bir kardeşi usulüne uygun gömme merasimi yaparken, diğerini ise kurda kuşa yem ederek aşağılık bir ölüme yollamayı aklına koyar. Ancak hesaplamadığı bir şey vardır ki kibrin olduğu ve sağduyunun olmadığı yerde her zaman kıyım vardır, felaket vardır. Bunları bir bir kendi ailesiyle sınanarak tadar Kreon.

Antik çağda ölü gömme merasimlerine çok dikkat edilirdi, hem ölünün ruhunun huzura ermesi, hem de aile onurunun zedelenmemesi bunun başlıca sebepleriydi bu merasimler. Hades’e varmak için yapılan bu işlemlerin tümüne tüm halk itaat eder, doğal bir yasa gibi kabullenirdi. Yas işareti olarak evin önüne çiçekler konulur, her zaman açık olan kapılar kapatılır ve ateşler söndürülürdü. Çiçeklerin anlamı ise ölünün hala evde olduğunu vurgulamak içindir. Günümüzde de devam eden siyah elbiseler o zamanda yas işaretlerinden bir tanesiydi. Su ve yağla yıkanan ölü bedeni ağzına verilen bir sikke ile en güzel kıyafetleri giydirilip yüksek bir yatağa yatırılırdı. İlyada eserinde Aşil’in annesi Thetis tarafından Styx Nehri’nde yıkanıp, kılıç kesmez bir bedene sahip olduğuna değinmiştik. Ölünün ağzına bir adet sikke konulmasının sebebi de ölü ruhların bu sikkeyi cehennem kayıkçısı Kharon’a verip, Styx Nehri’nden geçmesi sağlanmaktadır. Eğer ruh bu sandal ile Hades ülkesine gidemez ise ruhun arafta kalacağına inanılırdı.

Normal merasimlerin dışında vatan hainleri, yüz kızartıcı suçlara sebep olan kişiler Hades’e ulaşamaması için töreye uygun gömülmeyerek şehir dışında toprağa verilirdi. Bu durum hem ölen için hem de ailesi için onur kırıcı bir sondu.

“Aşk, hiçbir savaşta yenilmezsin.
Aşk, fethedersin her dokunduğunu.
Genç kızların yumuşak
yanaklarında sabahlar,
denizlerin üstünde, münvezilerin
bahçelerinde gezinirsin.
İster ölümsüz tanrı olsun,
ister günübirlik yaşayan insan,
kimse kurtulamaz elinden.
Aklını yitirir sana tutulan.” (Alıntı #46378386 )

Buraya kadar okuduysanız eğer üçüncü kitabı okumaya başlayabilirsiniz demektir. Güç sahibi olan Thebai kralı Kreon’un tanrılara dahi karşı gelmek pahasına kibrine yenildiğini, gözlerinin kör ve sağduyusunu yitirmiş haline şahitlik edeceksinizdir. Eğer ki doğanın koyduğu bir yasa ölünün toprağa gömülmesini öngörüyorsa bundan sakınmamak ahmak işidir. Antigone’nin dik duruşu, ailesine ve kardeşlerine olan sadakati okunmaya değer. Kral ile sürekli çatışan Antigone sonunda kazanmıştır ancak kader bazen kişileri ödülle cezalandırır ya da ceza ile ödüllendirir. Konu bütünlüğü asla oyun sonuna kadar okuru terk etmiyor. Güçlü karakter yapısı ise okuru iyice oyuna yaklaştırıyor. İnadın sonunun olmayışı, eğer ki doğru bir şey var ise o an yanlıştan vazgeçip doğruya yönelmenin hırstan daha önemli olduğunu, son pişmanlığın ise asla fayda etmediğini bolca görmekteyiz.

Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan ve çevirisi muazzam. Sayfa kalitesi yerinde ve nokta hatası dahi bulunmamaktadır. Harika bir çevirmen sitemi ve eser özeti ile başlayan eser okuyucuyu sıkmadan oyuna geçmektedir. Şiirselliği ve felsefi yanlarını kaybetmeyen cümleler oyun sonuna kadar devam edip, çevirmen sonnotlarıyla eser noktalanmaktadır.

“...peşinden koşmamalısın imkânsızın.” (Alıntı #46273505 )

Sözün özü; muazzam bir içerik ve okunması gereken naçizane bir eserdir. Benim için baştan sona harika bir deneyim olduğu için hem okunulası, hem de tavsiye edilesidir. Yüksek sesle okunması okur yararınadır.

Sevgi ile kalın.
96 syf.
Tiyatro eserlerini okumaktan büyük bir zevk duyuyorum.Bir bakmışsın bir anda kitabın sonuna gelmişsin.Seçmeli dersim ne olursa olsun mutlaka diğer seçmeli dersleri seçen arkadaşlarıma derste okudukları kitapları sorarım.Antigone de tiyatro dersini alan arkadaşlarımın vesilesi ile alıp okuduğum bir eser.Kral Kreon’un verdiği kararlar yüzünden ailesinin yok oluşunu konu alan bir kitap.Bazı insanlar incir kabuğunu doldurmayacak şeyler için gurur yaparlar ve sonucunda bir hüzün ortaya çıkar.İşte Kral Kreon da gururu daha doğrusu kibri yüzünden yalnız kaldı.İçinde geçen cümleler ile bence kendinize bir şeyler katabilirsiniz.
Ayrıca bu eser Sophokles’in Thebai üçlemesinin son kitabıdır.
Eğer Yunan mitolojisine ilgi duyuyorsanız bu eserleri sırasıyla okumanızı öneririm.
1-)Kral Oidipus
2-)Oidipus Kolonos’ta
3-)Antigone

“Kibirle söylenen
büyük laflar,
ağır bedeller ödeterek
yaşlılıkta öğretirler sağduyuyu.”
96 syf.
·1 günde·10/10 puan
SPOILER OLUYOR SANIRIM AMA TAT KAÇIRMAZ, GÖNÜL RAHATLIĞIYLA OKU...

Tragedya, Labdakos ailesinin efsanesini konu eder. Oidipus'tan sonra oğulları dönüşümlü olarak tahta geçerek ülkeyi yönetme kararı alırlar. Fakat Eteokles sırasını bırakıp tahtı kardeşi Polyneikes'e devretmeyince, Polyneikes Argos Kralı'nın kızıyla evlenip Thebai şehrine(Oidipus'un şehri) saldırır ve sonunda iki kardeş düelloda birbirlerini öldürürler. Dayıları Kreon da, Eteokles yurdunu savunurken öldü deyip onu kahraman, Polyneikes'i vatan haini ilan eder. Hainin cesedini kırlara atın kurda kuşa yem olsun zındık der. Hatta mezara konmasını, yas tutulmasını bile yasaklar.

Antigone da(Oidipus'un kızı aynı zamanda kardeşi) abisine yapılan bu saygısızlığı yediremez. Çünkü Antik Yunan'da ölülerin kutsal olduğuna inanılır, ruhları huzur bulsun diye görkemli cenaze merasimleri düzenlerlermiş. Hatta gideceği yerde ihtiyacı olur diye mezara kişisel eşyalarını ve yiyecek koyarlarmış. Hatta kız kardeşinden yardım ister ama o, kız başımıza adamların işine mi karışacağız, kız kısmı böyle şeyler yapmaz deyip yardım etmek istemez.

Neyse... Antigone yasa masa vız gelir Kreon da kimmiş deyip gidip nöbetçilere gözükmeden cesedin üzerine toprak saçarak sembolik bir cenaze töreni yapar, nöbetçiler bir temsilci seçip Kreon'a yollarlar, Kreon emrimi çiğnemeye kim cesaret edebilir diye çıldırır, nöbetçi görmedik dese de gayet kendinden emin rüşvet alıyorsun sen diye adamcağıza iftiralar atar. Artık nasıl bir kibirse işte.. Nöbetçi döner, cesedin üstündeki toprağı temizler, Antigone tekrar toprak saçmaya başlar ve yakalanır.

Kreon, kralım ben sen nasıl emrime karşı gelirsin, diye Antigone'u ölüme mahkum eder. Tabi bu arada bir önceki kitapta kendisini taht fesatlığıyla suçlayan Oidipus'un karşısında ne halde olduğunu unutup, Oidipus'un kibirlenip kendisini küçümsemesi gibi bütün kibrini nöbetçiye kusar ilk.

Antigone da eeeyyyyy Kreon sen mi büyüksün Zeus mu diye sorar. Zeus tanrımızdır onun böyle bir yasası yoktur. Adaletin simgesi Dike adıyla konuşuyorum "Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, değişmez yasalarından önemli olamaz. Bir ölümlünün emrinden korktum diye suç işleyemem tanrıların nezdinde." diye kendini savunur. Ama tabi kralsın yha!, ayrıcalıklısın yhaa! istediğini yaparsın, der.

Bunlar atışadursun sahneye Kreon'un oğlu aynı zamanda Antigone'un nişanlısı olan Haimon girer. De bakalım yiğidim sen ne düşünüyorsun diye sorarlar. Bıbıcımm ne derse doğrudur deyip bi de kızın gözüyle baksanız iyi olur aslında bıbacığm der.

Krallık ve kibir paket program olarak alındığından mıdır nedir "Dünkü çocuktan sağduyu dersi mi alacağım bu yaşta?" diye çıkışır. Delikanlı yediremez bu lafları, görürsün sen deyip vurur kapıyı çıkar, evi terk eder.

Kreon yine pişman değil, bilge iyilik timsali adamın içine cin kaçmış belki de, kararından caymaz kızı canlı canlı çukura gömer. Sonra yine gelsin felaketler,afetler... Şehrin yaşlıları gelir gider; Kreon bey bu cesedi gömdürmedin, tanrıların sunakları hep leş doldu sunaklarımızı kabul etmiyorlar. Sen Tanrı mısın kendine gel git kızı çıkar derler. Başta nasıl konuşuyorsunuz siz kralım ben saksı değilim! atarları yapsa da kahinin biri Tanrılar evine ateşler salsın diye lanet savurunca, ona hak verir ve kazma kürek alıp Polyneikes'i gömer, sonra da kızı canlı canlı hapsettiği tepeye koşar. Bir de ne görsün kız kendini asmış, oğlu da sevgilisine sarılmış ağlıyor. Çocuğun acısı büyük tabi sağlıklı düşünemeyip kılıcını çıkarıp karnına saplayıp öldürür kendisini. Haberi alan karısı da kendisini öldürünce alın size trajedi gibi trajedi. Kibrinin bedelini ailesiyle öder.

İlk kitaba göre didaktik yönü ve derinliği epey fazlaydı, ayrıca sonundaki çeviri notları okumaya apayrı bir tat katmış. (Örneğin Antigone'da bir kelime oyunu yapmış Sophokles.. Babasının eşiti anlamına gelen bir kelimeymiş.) Çaktın mı köfteyi? İyi öyleyse bekleme ben spoilerla dolu bu upuzun incelemeyi oturup boşa yazmadım, sen merak et de oku diye yazdım. =)) Çok güzel öğütler var ve taa M.Ö'den on numara hayat dersleri vermiş bize. Kısa ve öz...
165 syf.
·Beğendi·8/10 puan
"Antigone" Sophokles tarafından yazılan Thebai üçlemesinin sonuncusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tragedya; temel olarak karar alırken aklı kullanmaktan uzaklaşmamak gerektiğini, hiddet ve gurura kapılmanın hatayı beraberinde getireceğini ele almaktadır. Kendi elleriyle gözlerini kör eden Oidipus'un ölmesi üzerine yönetim iki oğlu Eteokles ve Polyneikes'e kalmaktadır. Ancak her zaman daha fazlasını elde etme arzusu bir süre için huzurlu bir şekilde yaşayan bu iki kardeş arasında anlaşmazlıklara yol açmaktadır. Bu durum kardeşlerin birbirinin kanına girmesiyle sonuçlanmakta ve hırsın insana kazanç getirmeyeceğine dair toplumsal mesaj verilmektedir. Ardından yönetime geçen Kreon'un vatana zarar vermesinden ötürü Polyneikes'in ölüsünün gömülmesine izin vermemesi ile kız kardeşleri olan Antigone'un kanunlara karşı baş kaldırısı görülmektedir. Antigone cezasının ölüm olduğunu bilmesine rağmen kardeşine borcunu ödeyebilmek ve Tanrıların buyruklarını yerine getirmek arzusuyla kardeşini gömmeye çalışmıştır. Oyunda sahip olunan değerlerin her şeyden önemli olduğu mesajı, tüm kararlılığıyla inandığı doğruları gerçekleştirmeye çalışan Antigone tiplemesiyle kendini göstermektedir. Antigone eserde "Başıma gelecek felakete karşın bana bir şey kalacaktır: güzel bir ölüm." sözüyle inançlarından ve Tanrıların buyruklarından öte başka bir şey olmayacağının altını çizmektedir. Oyunun devamında yakalanan Antigone, Kreon tarafından emre uymamakla suçlanarak cezalandırılmıştır. Kreon hem halk hem de kendi oğlu tarafından uyarılmasına rağmen kapıldığı gururdan ve öfkeden ötürü gerçeğin özünü görmekten uzaklaşmıştır. Böylece, oğlu Hiamon ve eşi Euridyke'nin kendilerini öldürmesiyle Kreon tüm sevdiklerini kaybetmiş ve Tanrılar tarafından cezalandırılmıştır. Oyunun esas mesajı temkinli bir aklın mesut olmanın birinci şartı olduğunu ve gurura kapılanların büyük sözlerinin cezalarını ağır darbelerle ödeyeceğini dile getiren Koro'nun son sözüyle verilmiştir. Bununla birlikte Sophoples'in Kral Oidipus eseri de tekrar düşünüldüğünde eserlerin tiplemeler üzerinden toplumsal mesajlar vermesinin yanı sıra toplum yapısı ve yönetimi hakkında fikir sahibi olmamızı sağladığı söylenebilir. Koro olarak nitelendirilen halktan bir grup yaşlının yönetici ile devlet meselelerini konuşması ve yapılması gerekenler hakkında söz sahibi olması, Kral tarafından yönetim durumunun etkisini azalttığını ve halkın da yönetime katıldığı demokrasi sistemini düşündürmektedir. Aynı zamanda eserde Kreon'un uyarılara dikkate almamasının bir sebebi de bir kadının sözleri karşısında boyun eğmenin kabul edilemez bir durum olduğunu düşünmesidir. Bu durumun, Atina halkının o dönemde kadına verdiği toplumsal statü hakkında fikir sahibi olmamızı sağladığı söylenebilir. Oyun hem yapısal hem de içerik olarak Sophoples'in başarılı bir eseri olarak kenini göstermektedir. Antigone'un cesaretini ve değerlerini olan bağlılığını tüm yaşantımıza modelleyebilmek hem çok kıymetli hem de mümkün gözükmekte. Atina halkının yaşantısı ve toplumsal yapısı hakkında fikir sahibi olmak, hayata dair yeni kazanımlar elde etmek isteyen herkesin okuması gereken bir eser diye düşünüyorum.
165 syf.
·Puan vermedi
Yunan tragetyalarının çok başarılı anlatıldığı bir yapıt açıkçası. O trajedi, o anlatım... Bir tiyatro oyunu olarak hem işlemek hem okumak bambaşka bir olay.
165 syf.
·20 günde·8/10 puan
“Nefret etmek için değil, sevmek için yaratıldım.” demişti Antigone. Ne yazık ki onu anlayamayacak kadar iktidar zehirlenmesi yaşamıştı kral. Ne yazık, o çok büyük, zavallı serveti kibir, geri alamayacağı acılar getirdi.
96 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Antigone karakterinin otoriteye karşı çıkan insanı temsil etmesinin yanı sıra temsil ettiği bir diğer şey töreye bağlılıktır. kardeşi polyneikes'in gömülmesini ister çünkü töreleri bunu gerektirir.

#Trajik kahramanının antigone mi kreon mu olduğu hala tartışılır. zira asıl olarak antigona başrolde gibi görünse de ana tragedya örgüsü olan hamartia - anagnorisis - peripeteia üçgeni içinde kalan kişi kreon'dur, hikaye antigone'nin değil kreon'un öyküsüdür.
"Fakat işe yaramaz bir sürü çocuk yetiştiren adam başına dert almaktan ve düşmanlara maskara olmaktan başka ne elde etmiştir?"
Sophokles
Sayfa 36 - Karbon Kitaplar
"Çünkü hata etmek fanilerin ortak talihidir. Fakat bir kere hata eden artık bütün çarelerden ve ümitlerden mahrum değildir; yalnız, fenalığı düzeltmeye çalışması ve inadından vazgeçmesi lazımdır.. "
Sophokles
Sayfa 51 - Karbon Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Antigone
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
45
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kültür Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
Antigone
Antigone
Antigone
Antigone
Antigone

Kitabı okuyanlar 1.981 okur

  • Fatih Yıldırım
  • Semanur Demir
  • asiva
  • Gizem Özçetin
  • Kitappkolik
  • Ece Meraklı
  • Çiğdem
  • metin tekinoğlu
  • mr mojo risin
  • Ayşe Nur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0.4 (2)
8
%0.2 (1)
7
%0.4 (2)
6
%0
5
%0
4
%0.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0