Blue Sedai

Blue Sedai
@BlueSedai
Asosyal bir kitap bağımlısı
Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisine bir nesneye-özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur.
Sayfa 47 - Metis Yayınları - 28. Basım·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır. Hemen hemen her zaman kendi imgesi ile birlikte dolaşır. Bir odada yürürken ya da babasının ölüsünün başucunda ağlarken bile ister istemez kendisini yürürken ya da ağlarken görür. Çocukluğunun ilk yıllarından başlayarak hep kendisini gözlemesi, bunun gerekli olduğu öğretilmiştir ona. Böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar.
Sayfa 46 - Metis Yayınları - 28. Basım·Kitabı okudu
Edebiyat
Geçmiş içinde yaşanacak bir şey değildir. Eyleme geçerken içinden bir şeyler çekip çıkarttığımız bir sonuçlar kuyusudur.
Sayfa 11 - Metis Yayınları - 28. Basım·Kitabı okudu
Edebiyat

Blue Sedai

, bir kitap okudu
5/10
·104 syf.·
3 günde okudu
·
2024 8. kitabı
Anton Çehov
6.6/10 · 21,2bin okunma
Benim tanıdığım aydınların büyük çoğunluğu hiçbir şey araştırmaz, hiçbir şey yapmaz ve şimdilik kıllarını bile kıpırdatmazlar. Kendilerini aydın diye adlandırırlar ya, hizmetçi kadını “sen“ diye çağırır, köylülere hayvana davranır gibi davranırlar. Doğru dürüst öğrenim görmezler, ciddi hiçbir şey okumazlar, hemen hemen hiçbir şey yapmazlar, bilimin sadece sözünü ederler, sanattan pek az anlarlar. Hepsi ciddidir, hepsinin yüzünden düşen bin parçadır, ciddiyet konusunda hiçbiri burnundan kıl aldırmaz, durmaksızın felsefe yaparlar… Ama tüm bu aydınların gözleri önünde işçiler çok kötü beslenmekte, yastıksız uyumakta; tahta kurularını cirit attığı, leş kokulu , rutubetli, ahlaksızlığın hüküm sürdüğü tek göz odalarda otuz kırk kişi barınmaktadırlar. Nereye baksak karanlıklık, rutubet, ahlaksızlık… Ve çok açık bir şey ki, biz tüm iyi konuşmalar, sadece ve sadece başkalarını ve kendimizi kandırmak içindir. Gösterin bana, üstünde o kadar çok ve sık çene çaldığımız çocuk yuvalarımız hani nerede? Nerede okuma salonlarımız? sadece romanlarda rastlıyoruz bunlara. Gerçek yaşamda kırıntıları bile yok. Var olan sadece pislik, bayık, Asyalılık… Asık suratlardan korkarım ben, sevmem onları, ciddi konuşmalardan korkarım. En iyisi susalım!
Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 20. Basım·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam