Merhabalar uzun zamandır denk geldiğim bu kitabı artık okumalıyım diye düşündüm, içerisindeki karakter Maelle gibi, sezgilerim; bu bir işaret olmalı dedi.
Ben bu kitabı okurken Bir Çift Yürek adlı kitabın farklı bir versiyonunu okuyormuşum gibi hissettim.Baş kahramanın hayata tutumları, bakış açıları karakter yapıları,yaşam şekilleri vs.benzer. O kitabı sevdiyseniz eğer buna da bir şans verebilirsiniz.
Rüyalarınızın hayatınıza yön verdiğini , sezgilere önem verip onlara göre hareket etmek sizce önemliyse ve kişisel gelişim türünü direktif verip yönlendiren (klasik) kitaplardan ziyade hikaye içinde seviyorsanız eğer o kitap bu kitap.
Kitapla sevgiyle...
Merhabalar yazardan okuduğum ikinci kitaptır. Baktığın Benim Gördüğün Sensin sıradan bir kişisel gelişim ya da şunu bunu yap pozitif mutlu ol direktifleriyle dolu klişe bir kitap asla değil o yüzden benden artı puan aldı diyebilirim.
Kinsun yazar olarak hakkında pek birşey bilinmese de biraz gizemli bir yazar olarak anılmak istese de Pes Etme Mucizeler Yolda kitabından da az çok anladığım üzere orta yaşlarda işinde gücünde ve asıl soyadı Kinsun'dur.Geçtiğimiz aylarda da henüz yeni evlenmiştir ve ikisinin de şanslı olduklarını düşünüyorum.
Bu kitabı ile birlikte anlıyoruz ki; engin bir hayat tecrübesi ve gözlem yeteneğinin çok iyi olduğu kanaatindeyim ve ilişkiler üzerine bir mesleği olabilir.
"Baktığın benim gördüğün sensin", hani çoğu kez başkalarında kendimizi ararız ya ama asıl aradığımız kendimizizdir farkında değilizdir sadece, işte o yüzden bu kitap içsel bir yolculuk,kendimize doğru bir deneyim...
Evlilik yolunda veya mevcut ilişkilerinizi sorgulayabileceğiniz; farklı pencerelerden bakma fırsatı sunan, düşündüren, sorgulattıran, değiştirip gelişim sağlattırabilecek anahtarların olduğu dolu dolu bir eser, kesinlikle zaman kaybı değil.
Okuyun okutturun,tavsiye ile.
İclal Aydın kaleminden yine yeniden severek okuduğum bir kitap daha.Doksanlı yıllarda doğan biri olarak da ekstra cezbetti beni diyebilirim.
Hikâyeyi kahramanımız Mert'in gözünden okuyoruz; çocukluğun o saf masumiyeti, gençlik yılları ve olgunluk dönemlerini.
Hiç gitmediğim İzmir'i, sokaklarını, o göçmen ruhunu, nostaljiyi kalbimin en derinlerinde hissettim.
Şimdilerde ekstra hasret kaldığımız ama o yıllarda herşeyin daha doğal, daha samimi olduğu... arkadaşlıklar, komşuluklar, akraba ilişkileri vs.daha sıcak olduğu...
Mert anlatırken kendimi o caanım göçmen mahallesindeki Salkım Sokağın bir köşesinde durmuş ve onları izliyor gibi hissettim.Ailesi ile bağı, arkadaşlarıyla samimiyeti saf duyguları, komşularını tanımlaması vs.özlediğimiz geçmişe bir nebze de olsa ışınlanma fırsatı sağladı.
Edis... Ahh Mert'in biricik dostu, mahallenin ve özellikle de dedesinin gözbebeği bu erken ölüm yakışmadı be çocuk.;(
Ayda ile Mert o masumane çocukluk aşkları... yıllar sonra da olsa keşke yaşayabilseydiler.
Romanın sonu ise daha net bir sonuca bağlanabilirdi gibi şeyler düşünürken bir yandan da aklıma şu geldi; günümüzde bir dizide şöyle bir sahne vardı, kız kitapçıya giriyor ve sonu mutlu aşkla biten ama özellikle mutlu aşkla biten bir kitap istiyor, satıcı da diyor ki; bizde mutlu aşkla biten kitap yok öyle olsa satılmaz vs.gibi bir diyalog. :))
Özellikle Ayda'nın Mert'e mektubunu okurken bunu düşündüm ama yine de aşk kazanabilirdi.İleride dizisi birşeyi olursa umarım mutlu sonla biter.
Ruhunuz hâlâ doksanlı yıllarda ise özellikle tavsiye kere tavsiyedir.Keyifli okumalar dilerim. :))♡
Merhabalar, Ayfer Tunç'un okuduğum ikinci kitabıdır. Aslında 'Kapak Kızı'serisine başlayacaktım,birkaç yerde ağır ilerlediğini okuyunca bu kitabına şans vermek istedim.
"Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura" üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm 'Yazı'da Umut'un hayat hikâyesi'ne tanıklık ediyoruz; annesinden geçen genetik bir hastalığı vardır ve gün gün ölüme bir adım daha yaklaştığını bilerek hayatına devam eder.Aslında %50 şans ile hastalık ya onda ya da ağbisinde ortaya çıkacaktır.Yazı veya Tura.
Bu bölüm biraz melankolik,karamsar ve durağan ilerliyor.
İkinci bölüm 'Tura'da, Umut'un tedavi için gittiği Amerika'da tanıştığı Sanem'in hayat hikâyesi'ne geçiş yapıyoruz ve anlatılanlar su gibi akmaya başlıyor.
Üçüncü bölüm ise artık son sayfalardır çünkü çok az yer verilmiş, aynı dakika yaşananları hem Umut hem de Sanem'den dinliyoruz. Evet bir aşk hikâyesi okuyoruz fakat bu romantize edilmeden,mıç mıç gözümüze sokulmadan yansıtılmış. Arkadaşlık, sadakatlik,aile , aşk, aşkın delilik hâli ve acıyı okurken hayatı sorguluyor ve kendimize dair birşeyler mutlaka bulabiliyoruz.Her satırda mutsuz sona doğru yaklaştığınızı bilseniz de bir -mi acaba- deyip umut etmeden geçilmiyor.Gözlerim dolu dolu okudum,sürpriz bir gelişme birşey olabilirdi.
Son olarak ise,tekrara düşen yerler vardı, yabancı kelime cümlelere gerek yoktu yordu.
ilk kez Ayfer Tunç okuyacaklar başka kitaplarıyla başlayabilirler. 'Aziz Bey Hadisesi' gibi.
Bol okumalı gönlünüzce bir yeni yıl sizlerle olsun.
*
*
*
"Bana son bir kelime---
Son bir kelime söylememi istiyor.
Ya'aburnee diyorum.
O anda telefonumun ekranı kararıyor."
Ben bu kitabı okurken İstanbul Hatırası ' nın farklı bir versiyonunu okuyor gibi hissettim. İstanbul / Beyoğlu'nda mini bir gezintiye çıkarak üç arkadaşın hikâyesine tanıklık ediyoruz sayfalar boyunca...
Ahmet Ümit bu üç arkadaşın hikâyesini o kadar uzun uzadıya anlatmış ki (150-200 syf.) polisiye değil de normal bir kitap okuyorum izlenimi uyandı. Esas konuya girdikten sonra kitap sürükleyici oldu.
Evet bu üç arkadaşın hikâyesi bir sonuca doğru gidiyordu fakat sonu çoğu kişi gibi beni de tatmin etmedi. :D Şaşırdık mı evet şaşırdık. Bu güzelim dostluk daha farklı bitebilirdi , üzdü. Yine de severek okudum tavsiye ederim.
Mini bir not; ilk kez okuyacaklar daha farklı bir kitapla başlayabilirler.
Keyifli okumalar dilerim.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201932,9bin okunma