"tümüyle varoluşun mucizevi belirsizliği ve çok anlamlılığı içinde duruyorken, nasıl olur da insan soru sormaz, soru sormanın hazzıyla ve ihtirasıyla titremez?"
"İnsanların yaşamı iki kutup arasında sürüp gidiyordu: Elde edileni elde tutmak ve eldekini atarak daha değerli olanı ele geçirmek! Böyleydi işte. Sanatçının işlevi de, işin ideal tarafındaki çalışmalara katkıda bulunmak, sezgilere yönelmek, idealler yaratmak, düşler kurmaktı."
"bulutları izledim biraz; gökyüzünün uzak noktalarından seğirtip geliyor, boşlukta salınıp geziniyor, yüzüyor, dans ediyorlardı, hiçbirinin bir mucizeden aşağı kalır yanı yoktu, adeta Tanrı'nın ağzından çıkmış bir sözcüktü her biri, bir ezgi ya da bir şaka, bir teselliydi; özlemle uzaklara doğru yol alıyor, serin ve soluk bir maviliğin içinde salınıp kırıtıyorlardı, kitaplarda yer alan tüm ezgilerden güzel, tüm ezgilerden duygulandırıcıydı söyledikleri ezgi."
-Bütün bilgi ızdıraptan doğar: "Izdırap her zaman sebepleri sorgular, oysa keyif daha çok, olduğu yerde durmaya ve geriye bakmamaya meyillidir." İnsan "Izdırabın içinde zarifleşir".