Yılbaşı geceleri çoğu zaman sakinlik ve düzen hissiyle anılır. Her şeyin yerli yerindedir; masa kuruludur, roller bellidir, sessizlik bile kontrollüdür. Agatha Christie Noel Kekinin Gizemi'nde tam da bu kusursuz görünen düzenin içinde saklanan gerilimi anlatır. Bu romanda gerilim bağırmaz. Ama masanın etrafındaki o sakinlik, söylenmeyen şeyleri daha görünür kılar.
Christie'nin seçtiği en güçlü sembol ise Noel kekidir. Aylarca bekletilen, üzerine rom dökülüp yakıldıktan sonra servis edilen geleneksel bir tatlı... Bu hikâyese gerilim de aynı şekilde ilerler: Önce sabır, sonra kıvılcım.
Belki de bu yüzden Noel Kekinin Gizemi, Agatha Christie'nin en hızlı okunan romanlarından biri değildir. Ama dikkatli okuyanların zihninde uzun süre kalır. Bu kitap sürprizden çok atmosferle ilgilenir.
Bazı hikâyeler yüksek sesle bitmez ama bittikten sonra masada kalan sessizlik, her şeyi anlatır...
Youtube kanalımda William Golding'in Sineklerin Tanrısı kitabını inceledim:
youtu.be/t_57UkiJenU?si=...
"Kötülük; insanın ruhunda mı vardır, yoksa sonradan mı kazanılır?"
20. yüzyılın ikinci yarısında William Golding tarafından yazılan Sineklerin Tanrısı, roman boyunca okurlarına bu sorunun cevabını düşündürüyor.
Başlarda çocuk kitabı olarak bilinen eserin zamanla yetişkinlere de hitap ettiğinin anlaşılmasıyla, farklı yaş grupları tarafından okunuyor.
Uçak kazası esnasında adaya düşen çocuklar yetişkinlerin olmadığı bu toprak parçasında kendi düzenlerini oluşturmak için harekete geçiyor. Ortak bir amaç doğrultusunda hareket etmeye çalışan çocuklar zamanla ayrı fikirler etrafında birleşiyor ve gruplar arasında mücadele başlıyor. Karakterlerden liderlik özellikleriyle öne çıkan Ralph ve Jack, demokratik ve otoriter yönetim biçimlerini temsil ediyor.
Golding'in büyük bir titizlikle kaleme aldığı eserini okurken gücün davranışlara etkisini gözlemleyebilir, sayfalar ilerledikçe kendinizi farklı konular üzerine felsefî sorgulamalar yaparken bulabilirsiniz.
Osmanlı siyasi tarihi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Kemal Karpat'ın Osmanlı Devleti'nin Kısa Sosyal Tarihi kitabını okuyarak yeni bilgiler öğrenebilir, unuttuğunuz konuları anımsayabilirsiniz.
Kitabın başlarında Osmanlı'nın kurulduğu coğrafyanın ve demografik yapının özelliklerine dair bilgiler yer alıyor. Akabinde devletin sosyal yapısı ve imparatorluğun himayesinde yaşayan halkların yıllar içinde nüfus değişimleri, etnik kökenleri ve bölgesel ticaret faaliyetleri hakkında açıklamalar bulunuyor. İstatiksel verilerin tablolaştırıldığı bu kısımda paylaşılan veriler yazarın açıklayıcı yorumlarıyla zihinlerde netlik kazanıyor.
Uzun süren savaşların, gerek askeriye gerek yönetimde nitelikli personel sayısının eksikliğin doğurduğu neticeler, yüzyıllardır süregelen ekonomik sistemde yaşanan çözülmeler ve sınıflar arası güç mücadelesi gibi pek çok mesele telafisi olmayan sonuçları beraberinde getiriyor. Aynı zamanda modernleşme yolunda çok önceleri atılması gereken adımları da zorunlu kılıyor.
Kısacası Karpat, 17. yüzyıldan itibaren klasik toplum düzeninde ve yönetiminde gözle görülür aksamaların baş göstermesinin temel nedenlerini irdeliyor.
Yazarın karşılaştırmalı bir anlatım tarzı benimsemesinin ve yer yer Osmanlı'nın çağdaşı olan diğer devletlerdeki gelişmelere de değiniyor olmasının çalışmanın önemini daha da artırdığını düşünüyorum.
Kadın şifacıların tarihini merak ediyor ve öğrenmek istiyorsanız, Cadılar, Ebeler ve Hemşireler'i bir solukta okuyabilirsiniz. Orta Çağ'da birçok Avrupa ülkesinde yaşanan cadı avı vakalarının ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan sebepleri bulunuyor. İlgiyle okuduğum bu kitapta konunun sebepleri ve sonuçları; "Orta Çağ'da Cadılık ve Tıp", "Kadınlar ve Amerika'da Tıp Meslekleğinin Yükselişi" başlıkları altında inceleniyor.
Birinci bölümde; Şifacı kadınların, ebelerin ve hemşirelerin cadılıkla suçlamasının Katolik ve Protestan kiliselerince din ve cinsiyet bağlamında değerlendiriliyor. Kadın şifacıların tedavi yöntemleriyle, devrin tıp bilimi algısı kıyaslanarak ülkelere göre sağlık algısı ortaya konuluyor.
İkinci bölümde ise; Amerika, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde tıbbın ne seviyede olduğu, ilerlemeleri, eğitimli doktor sayısındaki artış, sağlık alanında kadın ve erkeğin birbirini tamamlayıcı yönü işleniyor. Öte yandan tıp anlayışının yaygınlaşmasıyla birlikte 19. yüzyıldan itibaren tıptaki kadın hareketinin hangi yöne evrildiği konuuna dikkat çekiliyor.
️Görsellerle zenginleştirilen Cadılar, Ebeler ve Hemşireler'i uzun zamandır okumak istiyordum ve nihayet temmuz ayında okuma listeme ekledim. Bu kıymetli çalışma Orta Çağ tıp tarihi açısından yepyeni bilgilere ulaşmamı sağladı. Cadılar ve cadı avı meselelerine ilgi duyanlar için önemli bir boşluğu doldurabilir.
Uzun zamandır okumak istediğim Kızılderili Tarihi ve Gelenekleri kitabını nihayet bitirdim. Bol bol not aldığım kitabım iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Kızılderililerin gelenekleri, ikinci bölümde ise tarihi işleniyor.
Birinci bölümde; Kızılderililerin kökenleri, yaşadıkları coğrafyadaki hayvan faunası ve bitki örtüsü , geçim kaynakları, cinsiyet rolleri ve toplum yapısı gibi konular irdeleniyor. Daha evvel Kızılderililer üzerine araştırma yaptıysanız buraya kadar olan kısım önceki bilgilerini tazelemeye yarayabilir. Bölümün son başlığı olan "Ruhsal Yaşam"da ise; kabileleri dini törenleri, sanatın yaşamları içindeki yeri ve totemleri üzerine bilgi veriliyor. Birinci bölümün en keyifli kısmı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
İkinci bölümle; kolonilerin gelişiyle birlikte Kızılderililerin yaşamlarının nasıl değiştiğini ve kabile liderlerinin mücadelelerini öğrenebilirsiniz.
Kitabın sonunda yeterli halkın barınma şekillerinden işaret diline kadar detaylara, kadınların özelliklerinden av ve savaş yöntemlerine kadar çeşitli alanlarda ekler bulunuyor. Ekler kısmında Kızılderilileri tasvir eden görseller de bulabilirsiniz.
Kızılderili tarihi ve kültürü meraklılarına şimdiden keyifli okumalar.