Bohem okur

Bohem okur
@Bohemokurr
“Bütün renkleri kat birbirine buram buram bir turuncu getir…”
Öğretmen
Eskişehir
İzmir
493 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Pantolonlu Kız
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2021 00:24
“Pantolonlu kız” yazarın da kitaba ilk düşündüğü isimdir. Ama ben Salka Valka olarak çok sevdim. Sanki romandaki kızın mücadelesine ,var olma çabalarına , da bu isim daha çok uymuş gibi.İsmin tınısında bile mücadele var. Salka ‘nın hikayesi annesi Sigurlina ile güneye gitmek için çıktığı yolculukta paralarının bitmesi sonucu geçici olarak geldikleri Oseyri kasabasında başlar. İzlanda’nın küçük, etrafı fiyortlarla çevrili, iklim şartlarının çok sert soğuk olduğu ve balığın tek geçim kaynağı olduğu Oseyri kasabası... Okurken balığın kokusunu ,da denizin tuzunu da kuzeyin soğunu da iliklerime kadar hissettiğim, yaşatan ,tanıklık ettiren olağanüstü bir anlatım. Okurken şunu düşündüm anlatılan coğrafya ve yaşam şekli sanki dile de yansımış.İskandinavların o sade yaşamlarının güzelliği , gösterişten uzaklığı, yazarın cümlelerinde, anlatımında hayat bulmuş. Gelelim Salka ‘ya annesi ile geldiği bu küçük kasabada öncelikle barınacak bir yer bulmanın mücadelesini, sonrada orada var olma, kendini kabul ettirme mücadelesini vermiş her anlamda çok güçlü bir kadın. Ben onun hikayesini okumayı, onun gücüne tanıklık etmeyi çok sevdim. Annesi Sigurlina gibi olabilirdi. Sigurlina her anlamda iradesiz, zayıf karakterli , yaşamının sorumluluğunu taşıyamayan bir kadın... Öyle ki sürekli dua edip bağışlanmayı dileyen , dindar yanı güçlü bir kadın olmasına rağmen tövbe ettiği günahları da sürekli tekrarlayan bir zavallı... Aslında roman boyunca anlatılan birçok karaktere ne tam anlamıyla kötü ne de iyi diyebilirim .Yazar bir insanın ne tam anlamıyla iyi ne de tam anlamıyla kötü olamayacağını düşünmüş olmalı ki karakterlerinin içindeki tüm iyi ve kötü yönleri ele almış. Salka ‘nın ilk mücadelesi annesi ile başlar aslında annesi ona bir gün “biz iki kadınız artık .“der. Ondan sonra
Salka ValkaHalldor Laxness · Yordam Kitap · 2021631 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2021 16:49
Anlatmaya nasıl başlasam bilemiyorum. Ben inceleme yapma konusunda acemiyim.Normalde bir kitabı okuyunca kitabın arkasına notlar alırım,bitirdiğim tarihi yazar karakterler ile ilgili küçük incelemecikler yapar,sonrada raftaki yerine bırakırım.Ama yedi duraklık uzun bir okuma yolculuğundan sonra yol arkadaşım Proust ‘a okuyup hemen rafa kaldırma şeklinde bir vefasızlığı yapamadım. Kendimi panik bir okur olarak tanımlarım. Kitaplar hakkında uzun araştırmalar yapar,listeler hazırlar, çokça kitap yorumları okur ve bu yorumlardan çok etkilenir hatta bazı kitapları ben bu metnin hakkından gelemem korkusuyla ertelerim. “ Kayıp Zamanın İzinde “ serisi de ertelediğim kitaplarımdandı.Ne zaman ki yayınevi kitap kapaklarını değiştirmeye başladı ben de siyah ve daha asil bulduğum eski kapakları sevdiğim için yaşadığım yerdeki küçük bir kitapçıdan kitapları edindim.Eee başladılar raftan bana göz kırpmaya dedim zamanıdır...elime kalemi alıp masa başına geçip ders çalışır gibi okumaya başladım.Ama ilerleyemedim neredeyse her cümlesi” HAZ” üzerine kurulu bir yazarın metininden zevk alamamak... bu kasıntı okuma halinden kurtulmamda canım Mina Urgan’ın “Bir Dinozorun Anıları “ adlı kitabında dedikleri gelgi” Ben Proust ‘u ne zaman ameliyat geçirsem ya da kendimi hasta hissetsem öyle okurum bana iyi gelir.”Zaten bir rivayete göre de yazar tüm seriyi yatar şekilde bir yatakta yazmıştır. O melankolik ruh halinden mi ?yoksa uykulu hallerden mi ?okuyana tatlı yavaş bir huzur verir. Biraz bilgi... Kitap yaklaşık dokuz milyon altı yüz dokuz bin karakterle resmi olarak en uzun roman olma unvanına sahiptir.Ve çevirisi Roza Hakmen tarafından yapılmıştır. Proust ‘un deyimiyle “sessizliğin ve karanlığın ürünü “ olan bu eserin o atmosferini bozmadan okuyucuya geçirebilmek de bence bir
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,401 okunma
1902 Doğumlular
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2020 295. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2020 23:51
1902 Doğumlular 1. Dünya Savaşı’nı 12-16 yaşlarında yaşayan bir neslin savaşa, zorluklara , açlığa en acısı insanın insana yaptığına karşı bir haykırışı... Savaşa çocuk gözüyle bakan, tanıklık eden olağanüstü bir roman. Bu çocuk gözün 12 yaşında veremle mücadeleye , maden işçilerinin grevlerine ,en yakın arkadaşının toplum tarafından dışlanmasına ,hava saldırılarına, açlığa, salgın hastalıklara...tanıklığı. Bir yandan da büyüme sancıları, cinsellik keşfi, hayatta kalma içgüdüsü ve böylesi bir cehennemde amacını sorgulamaya başladığı, inancını yitirdiği eğitim sistemi ,okul yaşamı. 1902 Doğumlular tüm bu yaşattıklarıyla bir roman olmanın ötesinde “erken büyümek zorunda kalan masum çocuk adamların, kayıp bir neslin alın yazısı gibi.” Erich Maria Remarque’nin “ Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı romanında da dediği gibi “1902 Doğumlular mermilerden kurtulmuş olsalar da bir nesli fiziksel ve ruhsal olarak mahveden bir savaşın cephe gerisinden anlatımıdır, 1914-1918 yıllarını yaşamak zorunda kalan gençlerin hikayesi ve bir toplumun kendisini yönetenlerin hırsı ve açgözlülüğü yüzünden çöküşünün tanıklığıdır.”
1902 DoğumlularErnst Glaeser · Yordam Edebiyat · 2016470 okunma
Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını
Puan vermedi·180 syf.··
Beğendi
·
2020 294. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2020 15:16
“Türkiye Türkçesinin geçirdiği evreleri, başlıca özelliklerini, kaybettiklerini ve kazandıklarını başlıklar şeklinde ortaya koyan, dilin gelecekteki durumuyla ilgili güzel tespitlerde bulunan sadece Türkolojiyle ilgilenenlerin değil Türkçeye gönül vermiş herkesin okuması gereken güzel bir kaynak kitap. Binyıllar öncesinden gelen, bütün dış etkenlere ve kendi aydınlarının tutumlarına karşın(Arapça, Farsça eser verme)Orhun ve Yenisey döneminden bu yana ses, biçim, söz dizimi açısından benliğini yitirmeyen güzel Türkçemiz...O kadar gizli güzellikleri , zenginlikleri var ki... Yapılan tüm yanlışlara, ihmallere rağmen 2000’in üstünde ikilemeleri, zengin deyim ve atasözleri,en büyük zenginliği Anadolu ağızlarıyla, sınırsız türetme ve kavramlaştırma gücüyle yaşayamaya direnen ve bakıldıkça büyüyen bir ağaç gibi...
Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, YarınıDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 2005171 okunma