İnsan sevdiği birini kaybettiğinde dünya dursun istiyor. Zaman dursun her şey dursun. Kalbi çığlıklıkla bağrırken herkes en azından o kişinin gidişine saygı duysun, senin acına saygı duysun istiyor. Ama bunun böyle olmaması her şeyin koştururcasına devam etmesi o kadar ağır geliyor ki. Sanki hiç değerin yokmuş gibi, bir gram gücün yokken o koşturmacaya yetişmek zorundaymışsın, sen de hiçbir şey olmamış gibi davranmak zorundaymışsın sanki...
"Babamın ölümınden sonra bile değişmeyen dünyayı görünce, babamın güçsüzlüğünü farkettim. Zaman tek bir kişinin ölümüyle durmazdı. Ne kadar zorlansam da annem ne kadar acı çekerse çeksin dünya dönmeye devam edecekti. Bu gerçek beni daha da yalnız hissettirdi."
Altı harfli bir tatlı: Meltem... Babaannemin tarif defteri, dedemin bulmacası, çocukluğumun içinden çıkan izler, sevilmiş olmanın kanıtı. Her şey o kadar da kötü değilmiş hissi... Çok bambaşka, çok kıymetki bir an...
Bak ben de eskiden senin gibiydim. Ortada bir sorun gördüğümde, her şeyi çözebileceğimi, herkese merhem olabileceğimi, herkesi iyileştirebileceğimi sanırdım. Sonra farkettim ki, yardım etmeye çalıştığım kişiden daha çok ben koşuyordum onun derdine. O ise kendiyle benim kadar uğraşmıyordu. Kırkımdan sonra öğrendim, herkesin bir tekamül yolculuğu olduğunu. Kimseyi yolundan çeviremezsin. Saygı duyman gerekir. Müdahale edemezsin.