Victoria Schwab’ın kaleminde ölüm bile sessiz bir düzenin parçası. Arşiv, ölülerin anılardan ibaret olduğu, raflarda saklandığı ve bazen kaçtığı bir dünya kuruyor. İlk başta kulağa tuhaf geliyor ama sayfalar ilerledikçe bu fikrin ne kadar ürpertici ve bir o kadar da büyüleyici olduğunu fark ediyorsun. Hikayenin merkezinde Mackenzie var. Görevi, tarih olarak adlandırılan bu anıları korumak. Ama yas, kayıp ve yalnızlık onun omuzlarına fazlasıyla yüklenmiş durumda. Tam da bu yüzden kitap benim için sadece bir fantastik kurgu değil aynı zamanda bir yas hikayesi. Schwab’ın en iyi yaptığı şeylerden biri de bu zaten büyünün içine duyguyu saklamak. Atmosfer konusunda kitap gerçekten güçlü. O karanlık koridorlar, sessiz raflar, kapıların ardındaki o düzenli ölüm fikri… okurken zihnimde net sahneler oluşturdu. Yüksek tempolu bir fantastikten çok, atmosfer ve duygu odaklı bir hikaye. Karanlık, melankolik ve alışılmışın dışında bir dünya arayanlar için tam isabet.
Zihnin en karanlık köşelerinde dolaşan, okuru yavaş yavaş içine çeken bir psikolojik gerilim. Daha ilk sayfalarda o tanıdık huzursuzluk hissi yerleşiyor bir şeyler yanlış… ama ne? Hikaye ilerledikçe gerçek ile yanılsama arasındaki çizgi giderek silikleşiyor. Dorn’un en sevdiğim tarafı tam da bu okura güven vermiyor. Her detaydan şüphe ediyorsun, karakterlerle birlikte paranoyaya sürükleniyorsun. Özellikle ana karakterin zihinsel çözülüşü öyle doğal, öyle adım adım işlenmiş ki, bir noktadan sonra kitabı okumuyorsun da yaşıyorsun gibi. Atmosfer ise başlı başına bir karakter. Küçük ipuçları, gerilim dozu iyi ayarlanmış sahneler ve o rahatsız edici belirsizlik hissi kitabı sürekli diri tutuyor. Final kısmı ise hem tatmin edici hem de tokat gibi bazı şeylerin cevabını alıyorsun ama içindeki huzursuzluk tamamen geçmiyor. Kitap, klasik bir katil kim? hikayesinden çok gerçek nedir? sorusunun peşine düşüyor. Karanlık, zihin oyunlarıyla dolu güzel bir okumaydı.
Hain YüreğimWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20152,745 okunma