Okuduğum kitap, kitap değilde sanki bir müzenin ziyaretçi defteri. Ve şans eseri bu defter elime geçmiş ve sayfalarında kaybolmuş gibiyim.
Dili ağır değil, sade hatta gündelik bir dil bu şekilde yazmak bence düşünilenim aksine kolay değil zor olduğu kanısındayım. Rus edebiyatında alışkın olduğumuz o ağır hava yok, bunla beraber Japon edebiyatında okuduğum bu üçüncü kitap ve üçününde dilleri bu şekildeydi. Beğenmeyen okuyuncuların beğenmeme sebebi bu olabilir
Karakterlerimiz, sıkıntılı bir durum içinde olduklarının farkındalar. Ama ne olduğunu veya nasıl çözeceklerinin farkında değildir. Hatta sıkıntı olarak adlettikleri durum bazen sıkıntı bile olmayabiliyor. Bunu fark etmemiz ve düzeltmemiz için bir kişi bir kitap bir nesne yeterli. Karakter kütüphanecinin tavsiye ettiği kitap her ne kadar alakasız gibi gözüksede durumunu adlandırmakta fayda sağlıyor ve verdiği keçe figürlerle adeta yol gösteriyor. Bu sayede engel olarak gördükleri zaman içerisinde avantaj olarak görmeye başlıyor.
Karakterlerin yaşadıkları bizim ya da çevremizdeki insanları yaşadıkları ile aynı. Şu hayatta kendimizi bir yere ait hissetmiyorsak; ya oraya ait değiliz ya da oraya ait olduğumuzun farkında değiliz.