Hep içime atarım ama kendimi içine atacak yer bulamam. Anlamayana az gelirim anlayana çok, ne yarınlar birşey bekler benden ne de ben bişey beklerim yarınlardan.
Mahkemeye çıktığımızda kırk dokuz kişiydik; bu olaya da 'kırk dokuzlar' denildi. Sebep şu Ankara hukuk fakültesi üçüncü sınıf talebesi ve hemşehrim (Mardin istilileli) Emin Batu, hücrede vefat etti. Bu yüzden kırk dokuz kişi kaldık. Biz hücreden çıktık, Emin'in kan içindeki hücresine gittim. Ağzından gelen kan ile duvara şunları yazmıştı:
'Esaret bahçesinde bir gül olmaktansa
Hürriyet bahçesinde bir diken olmayı tercih ederim.'
Her ne olursa olsun mazim, bugunkü vaziyetimden bana bütün bir mesele gibi geliyor. Ne ondan kurtulabiliyorum, ne de tamam ile onun emrinde olabiliyorum.
Sevmek ve sevmiş olmak.” Bu kadarı yeter. Gerisi? Başka bir şey istemeyin. Hayatın karanlık kıvrımları içinde bulunacak başka inci yoktur. Sevmek bir tür tamamlanmaktır.