Dünden beri beynimi zorlayan sorular var. Okumak, özellikle de klasik okumak bize ne kazandırır? Çeviriler ne kadar verir romanların tadını? Sadece Türkçe yapıtlar okumak daha mı mantıklı? Bütün bunlar aklımı karıştırdı durdu fakat yukarıdaki cümleyi okuyunca anladım ki çeviri de olsa böyle bir öğüt veriyorsa bir kitap asla burun kıvırmamak gerekir. Hele hele bu kadar büyük bir yazarın kitabına çeviri diye uzaklardan bakmak büyük hata. Şimdilik çevirmenlerin ellerinden tutup onların feneriyle yolu bulmak da aslında hiç fena bir iş sayılmaz. Tabi ki edebi hazzı tartışmak söz konusu değil ama ne mümkün...
Okullar da eğlenceli aktivite oluşturmak için bulunmaz kaftan. Çocuklar eğlenirken geçmiş zamanı ogrenebilecekleri mükemmel monologlar ve küçük oyunlar barındırıyor.
Ben bu kadına bayılıyorum. Kelimenin tam anlamıyla mükemmel. Inanılmaz tatlı bir biçimde bayan Oliver olarak kendini anlatmış. Şimdiye kadar kendisiyle ilgili okuduğum bilgilerin ışığı ile teyit ediyorum bu kanımı. Güzel polisiye, cinayet yazdığı dünyaca kanıtlanmış. Bunun üzerine aslında o kadar da iyi bir yazar değil çünkü katili tahmin ediyorum demek doğru değil. Beyin oyunları yaptığı doğru ama katille ilgili ipuçları vermesi kaleminin o muazzam leziz tadını da değiştirmiyor.
Tek kelimeyle ba-yıl-dim. Fakir, üstü başı yırtık bi çocuk görünce aklınıza ne gelir. Hele birde bu çocuk pazarda zabitadan gizli mısır satiyorsa. Eminim cogunlugumuz kötü bi aileden geldiğini düşünürü halbuki izgu bu kitabinda onyargilarinizi paramparça ediyor.
Ne kadar güldüğümü hatırlayamıyorum. Bittiği zaman resmen üzüldüm bir kaç sayfa daha karistirmadim değil hani. Biraz gülmek biraz gazeteci-yazar anlamak istiyorsanız inanılmaz firsat. Tekrar tekrar okutan bir kitap. Başarılı