"Senden iyilikten önce kötülük istiyorlar. Muhakkak ki onlardan önce {buna benzer} nice örnekler gelip geçmiştir. Şüphesiz ki Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara karşı mağfiret sahibidir. Şüphesiz ki Rabbin, cezası pek çetindir..."{Ra'd 6}
"Dediler ki;'Seni tüm noksanlıklardan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bir ilmimiz yoktur. Şüphesiz ki sen, {her şeyi bilen} El-Alim{hüküm ve hikmet sahibi olan} El-Hakim' sin. '" {Bakara 32}
Varlığın, yokluğun sınırına yaslandığı o tuhaf aralıktayız. Işığın kendinden vazgeçip karanlığa teslim olduğu değil, karanlığın içinde kendine bir itiraf alanı açtığı o yerde.
Çoğu insan aydınlığın peşinde koşarken, hakikatin aslında bu solgun gri tonlarda gizlendiğini unutur. Çünkü parlaklık göz kamaştırır, kör eder; oysa bu loşluk, insanı kendi içindeki derin boşlukla yüzleşmeye zorlar. Burada sahte neşelere, kalabalık cümlelere yer yok. Sadece süzülerek gelen bir kederin, ruhun duvarına bıraktığı o isli izler var......
"İnsan, ancak kendi karanlığına bakmaya cesaret ettiğinde, ışığın neye hizmet ettiğini anlar."