Gün geçtikçe arzularımı yitirdiğimi fark ettim, artık hiçbir şeye istek duymuyordum, duygularım sanki donmuştu. Bunu şöyle de söyliyebilirim:
Ruhsal güçsüzlüğüm yaşama coşkuyla sarılmama engel oluyordu.
Hayatımızın konuşmayanın sessizliği ve anlaşılmayanın sessizliği arasında akıp gidere, faydasız ve esrarengiz bir kader de bu akışın etrafında gezinip durur -tıpkı hiç çiçeğinin olmadığı yerde gezinen bir arı gibi-.