Vedat Türkali benim kütüphanemin baş yazarlarından biridir. Bir Gün Tek Başına hiç şüphesiz herkesin okuması gereken ve okuyanları etkisinde bırakacak olan bir roman. Nermin için üzülüp Günsel ile Kenan’ın aşkına hayran kalmak…İyi ki Vedat Türkali’nin kalemi ile tanıştım.
"Bi gece bu kahraman piçlerden on kadarı beni bir güzel ıslattı. Bayıltıncaya kadar beni dövüp üstümde tepindiler ve sağ kolumu kırdılar. Sonra da annemin evini ateşe verdiler. Annem beni sürükleyerek ön avluya çıkardı."
"Ne olmuştu?" diye sordu Jim. "Ne yapmıştın ki?"
Mac' in sesi yine o alay tonu almıştı.
"Ben mi? Düzeni yıkmaya kalkışmıştım. Bir konuşma yapıp bazı insanların açlık içinde olduğunu söylemiştim."
"Sen hiç ücretinin yükselmesi için yeterli beceriye sahip olduğun halde işten atılıp yerine bir başkasının konduğu bir yerde çalıştın mı? Hiç şirkete bağlılıktan söz edilip aslında bu bağlılığın insanların birbirini ispiyonlamasi anlamına geldiği bir yerde bulundun mu? Canı cehenneme, kaybedecek hiçbir şeyim yok."
Uygulamanın iyice cılkı çıkmış. Vıcık vıcık vizyonsuzluk kokuyor. Hayatımda okumayacağım kitaplar ve içi boş yazarlar akışımda. Yazık ettiniz güzelim programa.
70-80’ li yılların karmaşası içinde hiçbir yere tutunamamış Muhsin’in hikayesini en akıcı şekilde anlatmış Vedat usta. Bir gün tek başına romanında hayran olmuştum hikayeyi boğmadan sürükleyici anlatımına. Ahh be Tulukçuların Muhsin… Ne aşka tutunabildin ne devrime…