Melike

10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 09:57
Biri çıkıp daha başarılı çocuklar için sadece konuşmanın yeterli olduğunu söylese ona nasıl bakarsın? Bütün bu okul, eğitim, daha iyi olsun diye antrenmanlar, kurslar vs. koşturduğun çocukla sadece ‘’gerçek’’ bir konuşma yapsan daha iyi olacağını söyleyen bir kitapla karşınızdayım Kitabı okurken, okuyan arkadaşlarımdan birisi şöyle bir mesaj attı: Bu kitabı borcam gibi her ev gezmesine götürmeli. Lütfen hediye borcamların yerini alması temennisiyle okuyalım :D Pediatri profesörü tarafından bir dizi araştırma sonuçlarından oluşuyor kitap. Akıcı, anlaşılır ve oldukça ilgi çekici ilerliyor. Özellikle beynin dil konusundaki yapısı üzerine can alıcı noktalardan bahsettiği kesin. Doktor doğuştan duyma problemi olan çocuklar üzerine araştırmalar yaparken kitaba adını veren projeyi başlatıyor ve diyor ki çevremiz sağlıklı ama yetersiz çevre koşullarında yetişen çocuklar için de duyma problemi olan çocuklardaki durumlara benzer etkiler gösteriyor. Demek ki neymiş tekrardan tekrarlayalım "engel bizim zihnimizdeymiş!" Proje kitabın adı ile aynı ve 3 temel ilkeye dayanıyor. Kavra, konuş, karşılıklı yap. Yani farkında ol, fark ettiğini hissettir, muhatap al ve dönüt ver. Yine bir aydınlanma yaşamıyor musun sen de bu üç ilkeyi sadece başlık başlık okuduğunda. Toplumda sorunlu, aykırı, dışlanmış insan tiplerinin temellerinin dayandığı çocukluklara dönmemiz için artık pek hipnoza gerek kalmadı. Herkes biliyor ki çocukluk bağlayıcı. Peki hiç travmatik olmayan, hatta parlak sayılabilecek çocukluk geçirenler neden bir anda alt üst olmuş hayatlar yaşıyor. Gerçek bir iletişim, çocukluktan başlıyor. Hatta bebeklikten, hatta belki çocuk yapmaya karar verdiğin andan itibaren konuşmaya başlamandan. ☺ Dünyaya gelen bireylerin tamamının sorumluluğunu üstünde hisseden bir doktor sadece
Otuz Milyon KelimeDana Suskind · Buzdağı Yayınevi · 20205,3bin okunma
Burak isimli okura yanıt verildi
Melike
Rica ederim:) Ben de öyle düşündüm ama kıymetli bir hocamızın önerisiyle aldım ve öyle olmadığını fark ettim. Benim iyikilerimden oldu keyifle okumanızı dilerim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aralık Ayı Hikaye Etkinliği/ Esir Balık
Size esir bir balığın hikayesini anlatacağım. Delirdiğimi düşüneceksiniz ya da bir masal uydurduğumu. Oysa hepsi gerçekten yaşandı. Başlangıçta neyi anlatacağımı söylemek içimi biraz rahatlattı artık başlayabilirim. Esir balık denizlerde yaşamıyordu. Bilirsiniz denizde yaşasa zaten esir olmazdı. Belki esaret zihnimizdedir dersiniz diye bunu da önceden açıklamak istedim. Esir balık benim salonumdaki akvaryumun içinde benimle yaşarken ve nereye gitsem oraya gelirken de esir değildi. Yani ben öyle düşünüyordum çünkü geziyordu, görüyordu, gittiğim yerlerin suyundan akvaryumuna koyduğumda onun için yepyeni bir dünya kurulmuş oluyordu. Mutlu olup olmadığı üzerine derin düşüncelere dalmama gerek yoktu zira kendisi koca bir akvaryum içinde tek başına yaşarken gayet atletik ve mutlu görünüyordu. Özgürdü. Özgürdük. Her şey özgürlüğümüze çok düşkün bir halde yaşarken çok güzeldi. Sonra bir şey oldu ne olduğunu bilmiyorum. Balığım özgürlükten sıkıldı, insanlar bazen özgürlüklerinden sıkılabilirdi ama bir hayvanın bunu yaşaması biraz garibime gitti. Bunu nasıl fark ettiğimi merak edersiniz tabii siz, anlatayım: Bir gün işten gelmiş, aceleyle üstümü değiştirip akşam yemeği için dışarı çıkmaya hazırlanıyordum. Böyle durumlarda ben genelde ne giyeceğime odaklanırım ama aceleyle eve gelirken balığımı beslemeyi düşünerek girdim eve. Bu düşüncemin dışında her şey olağan seyrinde ilerliyordu. Hep yaptığım gibi onunla konuşmaya başladım. Bir yandan konuşup günü anlatıyor, dışarı çıkacağımdan falan bahsediyordum. Sonra sesim bir anda kesildi. Onun akvaryumda olmadığını fark ettim. Bir kaplumbağa olsa dışarı çıkması olağandı. Bir kuş olsa kafesinden çıkması olağan, bir kedi veya köpek olsa bir yerlere saklanıp bana trip atması da olağandı ama o bir balıktı ve bir balık nereye gidebilirdi
Osman Y. isimli okura yanıt verildi
Melike
sana 2021'de biraz umut, biraz güzel hayaller serpiştirelim ne dersin ;D
Aralık Ayı Hikaye Etkinliği/ Esir Balık
Size esir bir balığın hikayesini anlatacağım. Delirdiğimi düşüneceksiniz ya da bir masal uydurduğumu. Oysa hepsi gerçekten yaşandı. Başlangıçta neyi anlatacağımı söylemek içimi biraz rahatlattı artık başlayabilirim. Esir balık denizlerde yaşamıyordu. Bilirsiniz denizde yaşasa zaten esir olmazdı. Belki esaret zihnimizdedir dersiniz diye bunu da önceden açıklamak istedim. Esir balık benim salonumdaki akvaryumun içinde benimle yaşarken ve nereye gitsem oraya gelirken de esir değildi. Yani ben öyle düşünüyordum çünkü geziyordu, görüyordu, gittiğim yerlerin suyundan akvaryumuna koyduğumda onun için yepyeni bir dünya kurulmuş oluyordu. Mutlu olup olmadığı üzerine derin düşüncelere dalmama gerek yoktu zira kendisi koca bir akvaryum içinde tek başına yaşarken gayet atletik ve mutlu görünüyordu. Özgürdü. Özgürdük. Her şey özgürlüğümüze çok düşkün bir halde yaşarken çok güzeldi. Sonra bir şey oldu ne olduğunu bilmiyorum. Balığım özgürlükten sıkıldı, insanlar bazen özgürlüklerinden sıkılabilirdi ama bir hayvanın bunu yaşaması biraz garibime gitti. Bunu nasıl fark ettiğimi merak edersiniz tabii siz, anlatayım: Bir gün işten gelmiş, aceleyle üstümü değiştirip akşam yemeği için dışarı çıkmaya hazırlanıyordum. Böyle durumlarda ben genelde ne giyeceğime odaklanırım ama aceleyle eve gelirken balığımı beslemeyi düşünerek girdim eve. Bu düşüncemin dışında her şey olağan seyrinde ilerliyordu. Hep yaptığım gibi onunla konuşmaya başladım. Bir yandan konuşup günü anlatıyor, dışarı çıkacağımdan falan bahsediyordum. Sonra sesim bir anda kesildi. Onun akvaryumda olmadığını fark ettim. Bir kaplumbağa olsa dışarı çıkması olağandı. Bir kuş olsa kafesinden çıkması olağan, bir kedi veya köpek olsa bir yerlere saklanıp bana trip atması da olağandı ama o bir balıktı ve bir balık nereye gidebilirdi
Osman Y. isimli okura yanıt verildi
Melike
:D daha büyük güzelliklerle buluşsun dostu ondan razı :D
Aralık Ayı Hikaye Etkinliği/ Esir Balık
Size esir bir balığın hikayesini anlatacağım. Delirdiğimi düşüneceksiniz ya da bir masal uydurduğumu. Oysa hepsi gerçekten yaşandı. Başlangıçta neyi anlatacağımı söylemek içimi biraz rahatlattı artık başlayabilirim. Esir balık denizlerde yaşamıyordu. Bilirsiniz denizde yaşasa zaten esir olmazdı. Belki esaret zihnimizdedir dersiniz diye bunu da önceden açıklamak istedim. Esir balık benim salonumdaki akvaryumun içinde benimle yaşarken ve nereye gitsem oraya gelirken de esir değildi. Yani ben öyle düşünüyordum çünkü geziyordu, görüyordu, gittiğim yerlerin suyundan akvaryumuna koyduğumda onun için yepyeni bir dünya kurulmuş oluyordu. Mutlu olup olmadığı üzerine derin düşüncelere dalmama gerek yoktu zira kendisi koca bir akvaryum içinde tek başına yaşarken gayet atletik ve mutlu görünüyordu. Özgürdü. Özgürdük. Her şey özgürlüğümüze çok düşkün bir halde yaşarken çok güzeldi. Sonra bir şey oldu ne olduğunu bilmiyorum. Balığım özgürlükten sıkıldı, insanlar bazen özgürlüklerinden sıkılabilirdi ama bir hayvanın bunu yaşaması biraz garibime gitti. Bunu nasıl fark ettiğimi merak edersiniz tabii siz, anlatayım: Bir gün işten gelmiş, aceleyle üstümü değiştirip akşam yemeği için dışarı çıkmaya hazırlanıyordum. Böyle durumlarda ben genelde ne giyeceğime odaklanırım ama aceleyle eve gelirken balığımı beslemeyi düşünerek girdim eve. Bu düşüncemin dışında her şey olağan seyrinde ilerliyordu. Hep yaptığım gibi onunla konuşmaya başladım. Bir yandan konuşup günü anlatıyor, dışarı çıkacağımdan falan bahsediyordum. Sonra sesim bir anda kesildi. Onun akvaryumda olmadığını fark ettim. Bir kaplumbağa olsa dışarı çıkması olağandı. Bir kuş olsa kafesinden çıkması olağan, bir kedi veya köpek olsa bir yerlere saklanıp bana trip atması da olağandı ama o bir balıktı ve bir balık nereye gidebilirdi
Melike isimli okura yanıt verildi
Melike
Bin şükür !! çokça iyi gelsin her bir katmanına şifa olsun:) sen de iyi ki varsın :))
Aralık Ayı Hikaye Etkinliği/ Esir Balık
Size esir bir balığın hikayesini anlatacağım. Delirdiğimi düşüneceksiniz ya da bir masal uydurduğumu. Oysa hepsi gerçekten yaşandı. Başlangıçta neyi anlatacağımı söylemek içimi biraz rahatlattı artık başlayabilirim. Esir balık denizlerde yaşamıyordu. Bilirsiniz denizde yaşasa zaten esir olmazdı. Belki esaret zihnimizdedir dersiniz diye bunu da önceden açıklamak istedim. Esir balık benim salonumdaki akvaryumun içinde benimle yaşarken ve nereye gitsem oraya gelirken de esir değildi. Yani ben öyle düşünüyordum çünkü geziyordu, görüyordu, gittiğim yerlerin suyundan akvaryumuna koyduğumda onun için yepyeni bir dünya kurulmuş oluyordu. Mutlu olup olmadığı üzerine derin düşüncelere dalmama gerek yoktu zira kendisi koca bir akvaryum içinde tek başına yaşarken gayet atletik ve mutlu görünüyordu. Özgürdü. Özgürdük. Her şey özgürlüğümüze çok düşkün bir halde yaşarken çok güzeldi. Sonra bir şey oldu ne olduğunu bilmiyorum. Balığım özgürlükten sıkıldı, insanlar bazen özgürlüklerinden sıkılabilirdi ama bir hayvanın bunu yaşaması biraz garibime gitti. Bunu nasıl fark ettiğimi merak edersiniz tabii siz, anlatayım: Bir gün işten gelmiş, aceleyle üstümü değiştirip akşam yemeği için dışarı çıkmaya hazırlanıyordum. Böyle durumlarda ben genelde ne giyeceğime odaklanırım ama aceleyle eve gelirken balığımı beslemeyi düşünerek girdim eve. Bu düşüncemin dışında her şey olağan seyrinde ilerliyordu. Hep yaptığım gibi onunla konuşmaya başladım. Bir yandan konuşup günü anlatıyor, dışarı çıkacağımdan falan bahsediyordum. Sonra sesim bir anda kesildi. Onun akvaryumda olmadığını fark ettim. Bir kaplumbağa olsa dışarı çıkması olağandı. Bir kuş olsa kafesinden çıkması olağan, bir kedi veya köpek olsa bir yerlere saklanıp bana trip atması da olağandı ama o bir balıktı ve bir balık nereye gidebilirdi
Melike
Sevgili Eylül Türk çıkış noktam seninle yaptığımız ufak sohbet. DNA'larımıza selam olsun öptüm her bir sarmalından 😙😙