📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatın 40 sayfaya sığdırılmış, sığ görünen konuştukça açılan bir kitap.
Bir çcuk kitabı olarak değerlendirilse de alt metnin hayatı erteleyenleri, sorgulayanları etkileyecek türde olduğunu söylemek mümkün.
Bu yıl liseli gençlerle yürüttüğüm kitap okuma grubumda okundu ve üzerine çok şey konuşuldu. Ben de uzun zamandır yazmadığım incelemelerimle bu sayede yeniden dönüş yaptım. Bu incelemem kendi bakış açımı gençlerin yorumlarıyla sentezlediğim olabildiğince genişletilmiş bir hayat okuması olacak umarım yerini bulur :)
Bir küçük balığın derinliğini bilemediğimiz ancak deniz ve okyanuslara ulaşma arzusu besleyecek kadar küçük olan dünyasından bilmediği ama meraktan da yerinde duramadığı bir yolculuğu ile başlar.
Kara balık yolculuk niyetini açık ettiğinde karşımıza (sayfa 14 diyalogları) hayatın içinde de benzer prototipe sahip insanların olduğu sayfalardaki balıkların diyalogları çıkmakta. Arzu edilen herhangi bir şey karşısında manipülatif olanlar, aşırı korumacılar, fazla fedakarlar, değersizleştirenler, konfor düşkünleri... bu listenin en altlarında cesaretin hayalini kuranlar ama cesur olamayanların kısık sesleri olsa da listenin başındaki bu insanların karşı koyuşları nedeniyle konuşmazlar konuşsalar da içlerinde bir karşı koyuşla mücadele başlar ki bunu yalnızca onlar bilirler. Biz de işte burada yadığım tiplerin seslerini duyarız kitapta da cesaretlendirenleri duyamayız.
Göl, gölet, dere ya da her neyse buradan koşulsuzca hazırlıksız ve belki düşüncesizce çıkılan bu yolculuk yol boyunca gelişigüzel anlatılmış olsa da hayatın sürprizlerini, getirdiklerinin kucak dolusu çiçekler olsa da dikenleriyle de baş etme çabasının cesaret gereği olduğunu vurgular.
Baskıcı bir toplumun baskın karakterleri içinde olmaz denileni yapacak cesareti bulan ama henüz onu
... ve insan yaşlandıkça her şey daha da kötüye gidiyorsa, bütün bunlar dünyanın bu düzeninin doğal olmadığını göstermiyor muydu? İnsan bu durumun dayanılmaz olduğunu düşünüyorsa, bir zamanlar düzenin şimdikinden çok farklı olduğuna ilişkin anıları olması gerekmez miydi?
Sloganlar bile değişecek. Özgürlük kavramı ortadan kaldırıldıktan sonra 'özgürlük köleliktir' diye bir slogan kalabilir mi? Düşünce ortamı tümden farklı olacak. Aslına bakarsan, bugün anladığımız anlamda bir düşünce olmayacak. Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir.