Şayet delilerle iletişim kuramıyorsak, konuşamadıkları için değil gereğinden fazla konuştukları, aşırı yüklü bir dille dünyanın bütün yollarının birbirine karıştığı göstergelerin-bir bakıma- tropik bolluğu içinde konuştukları için kuramıyoruzdur.
Konuşan her insan deli olmanın mutlak özgürlüğünü, en azından gizlice, kullanır; keza deli olan ve bu nedenle insanların diline tamamen yabancılaşmış görünen her insan da, öyle sanıyorum ki, dilin kapalı evreninde hapsolmuş durumdadır.
“Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıkların yüzünden yaşamaya karşı, ne bir sevgi ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren; bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları! Size bu ölü yaşamı hazırlayan ‘burjuvazidir’ ve bu acımasız oyunun varlığını siz izin verdiğiniz sürece sürecektir.”