Siona ve Duncan Idaho'nun torunları, II. Letonun günlüklerini bularak başlaması açıkcası çok hoşuma gitti daha sonrasında ise bir önceki kitabın kaldığı yerden timeskip ile başlıyor. Alışılagelmişin dışında bir başlangıç yapması kitap hakkında yüksek beklentiye soksa da ilerleyen sayfalarda ne yazık ki bu beklentimi karşılayamadı ama Yazarın kitabın sonunda II. Letoyu öldürerek sürpriz yapmasını hiç beklemiyordum. Kitabın başlangıcı ve sonunu beğensem de genel olarak çok iyi diyemem ama kötü bir kitapta değil.
Dune serisini şuan için değerlendirecek olursam, en çok sevdiğim kitaptan başlayarak şöyle bir sıralama yapabilirim: Dune, Dune Çocukları, Dune Tanrı imparatoru, Dune Mesihi
Kitabı sıkılmadan ve severek okudum; genel olarak kitap hakkında iyi bir düşüncede olsam da, elinizde iyi bir kitap yok ise zaman geçirmek için okumanızı tavsiye ederim.
Dune Mesih'inin aksine kitabın hikayesine ısındım, hikayenin yine yavaş olması heyecanımı azaltan etkenlerden biri oldu ama genel olarak kitabı severek okudum. En çok Paul ve oğlu Leto arasında geçen diyaloğu sevdim ayrıca kitabın sonunda hikaye hızının artmasıyla biraz olsun heyecanlandım diyebilirim. Bir sonraki kitabı sabırsızlıkla bekliyorum, bakalım neler olacak!
Kitabı başından sonuna kadar severek okudum, herkese tavsiye edeceğim bir hikayesi var. Stefan Zweig tam bana göre bir yazar olduğunu düşünüyorum. Olayları incelemesi, kendine has diliyle ve hikayeyi ele alış biçimi tam istediğim gibi olduğundan daha fazla kitabını almayı planlamaya başladım bile.
Hikayeye giriş kısmını beğendim ama geleceğe gittiği bölümün daha iyi olmasını beklerdim, kitabın son kısmınıda beğendiğimi söyleyebilirim. Akıcı ve sürükleyici bir dil ile yazılmasını beğendim fakat kitabın sonlarına doğru hikayeye alışmanız ise kitap hakkında olumlu bir düşüncede olmanızı engelliyor. Açıkcası daha iyi bir hikaye beklerken, kitap beklentilerimin altında kaldı. Kitabın iyi olan tarafı, kullanılan dilin akıcı ve sürükleyici olmasından dolayı hiç sıkılmadan kitabı bitirebiliyor olmanız.