...Küçük kız, bütün evdekiler arasında kendisiyle patırtısız, gürültüsüz meşgul olan bu çocuğa başkalarına pek göstermediği mülayim taraflarını gösterir, onun burnunu saçlarını çeker; Yusuf kendisini koltuklarından tutup hoplattıkça başını geriye atarak kahkalardan kırılırdı...
Kaymakam küçük Yusuf'un elinden tuttu, kendine diğru çekti. Gözleri yaşarmış gibiydi.
--"Gel benimle öyleyse..." dedi
--"Nereye geleyim?"
--"Benimle gel... Benim yanımda kal. Ben seni BABAN gibi severim, olmaz mı?"
--"Beni BABAM gibi sevemezsin..."
"...Yalnızca bir gülümsemeydi, hepsi bu. Her şeyi düzeltmek değildi. Hiçbir şeyi düzeltmiş değildi. Belli belirsiz bir Tebessüm. Minicik bir şey. Ormandaki bir yaprak; ansızın havalanan bir kuşun kıpırdattığı bir yaprak..."