❛Çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.❜
Savaş meydanlarında elde ettiği gücü, demokrasi için, insanları için kullanan tarihteki neredeyse tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı sevgi ve minnetle anıyoruz sevgili okurlar.🎗️
Tess Gerritsen'in bütün kitaplarına inceleme yazmak istiyorum ama sonradan aklıma geldiği için artık aylar belki yıllar sonra tekrar okuduğum zaman yazacağım. Çünkü her kitabın farklı özellikleri farklı detayları var. Kitapların birinde sadece bir kelime ile olayı çözerken başka birinde yazım sırasında olan bir hatayı belli ediyordu.
Seriye başlayınca bırakamamanın birçok sebebi var. En belirgini kurgunun çok iyi olması. Hikaye size anlatılırken her şekilde anlatılıyor ve yaşamaya başlıyorsunuz. Gözlemci bakış açısıyla anlatılırken kahraman bakış açısına geçiyor daha sonra hakim ile ilerliyor ve bunları çok iyi bir harmoni ile yapıyor. Anlatım biçimleride bütün kitaplarda aynı şekilde kullanılmış. Betimleme yaparken sadece yolu betimlemiyor tamamını detaylı bir anlatımla süslüyor. Yolu hayal ederken yanındaki kaldırımı, etrafta bulunan ağaçları, ağaçtaki kuş yuvasını görmeye başlıyorum. Bu yüzden sürükleyiciliği, büyüleyiciliği bir başka ve sizi sürekli şok etmeyi başarıyor. Aynı anda 2-3 farklı hikaye anlatarak merak uyandırmayı başarıyor ve bu hikayelerinin nasıl kesişeceğini, bağlanacağını düşünmeden edemiyorsunuz.
Hikaye Amy adında bir öğrencinin kütüphaneden çıktıktan sonra evine giderken yola indiği anda kayması ve bir arabanın ona çarpmasıyla başlıyor.
Ve diğer hikayeye geçiyoruz. Jane Rizolli'nin annesi Angelina, oturduğu Revere kentinde birtakım tuhaf olaylar farkediyor ve kızına söyleyerek yardım istiyor.
Kitabın üzücü yanı önceki kitaplara göre kısa olması biraz erken bitmiş havası veriyor.
Bir kadının hamile kaldıktan sonra geçen dünyasını anlatıyor. Uzun uzun konuşulup tartışılacak, hakkında psikolojik makaleler yazılabilecek bir eser. Bir erkeğin nelerden yoksun ve aciz olduğunu, bir kadının nelerle nasıl başa çıkabileceğini anlaması için okuması gereken bir kitap. 60larda geçen bu olayın günümüz Türkiyesinden daha iyi(?) bir şekilde gerçekleşmesi toplum olarak ne kadar kötü olduğumuzu gösteriyor.
!
"20-21 Ocak gecesinin sırrını kutsal bir şey gibi bedenimde taşıyarak sokaklarda yürüyordum. Dehşetin mi yoksa güzelliğin mi sınırlarına gidip döndüğümü bilmiyordum."