Bizim daha çok küçük olduğumuzu ve geceleri hep uyuduğumuzu sanıyorlar, fakat uyur gibi yapıp kulak kabartabileceğimizi, aptal gibi görünüp çok zekice davranabileceğimizi unutuyorlar.
İçinde hala acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.
Stefan Zweıg ' in her hikayesi olduğu gibi bu hikayeyide bir solukta okudum.
Kocasına ihanetinin ardından bir kadının iç dünyasında ne yaşadığını anlatıyor. Utançta aslında bir korkumudur? İnsan en yakınına korkularını anlatabilir mi? İnsanın sakladığı bir sırrı varsa özgürmüdür?
Meraktan ellinizden düşüremiyeceğiniz bir kitap.