Kuşkusuz anlatacağım çok şey var ve ömrüm ne kadar kısa olursa olsun, içinde bulunduğum bu saatten son dakikama kadar onu dolduracak kaygılar, korkular ve acılarda kalemimi aşındıracak, mürekkep hokkasını boşaltacak değerde birşeyler olacaktır. Zaten bu kaygıların yol açtığı acıları azaltmanın yolu onları incelemek olacaktır ve onları dile getirmek beni oyalayacaktır.
Geçmişin toplumsal yapısı üç sütun üzerine kuruluydu: rahip, kral, cellat. Uzun zaman önce, bir ses şöyle demişti: "Tanrılar çekip gitsinler!". Son olarak da başka bir ses yükseldi ve şöyle bağırdı: "Krallar çekip gitsinler!". Şimdi zamanı artık, üçüncü bir sesin yükselipte şöyle demesinin: "Cellat çekip gitsin!".
İçimde babamdan kalma bir hece, elimde üç telli bağlaması, başımı çevirip bizi Arguvan'a götürecek sisli yola, yaklaşan kışa ve sanki o an Kars'ta değil de, yıllar önce Arkanya çarşısında hemen önümde el ele yürüyen o babayla küçük oğluna baktım son kez