Robinson'un denizlere açılma ve eve dönme arasında gitgel yaşadığı dönemde yaptığı tespit "...sağduyularının kendilerine yol göstermesi gerekirken, günaha girmekten utanmıyorlar da pişmanlık duymaktan utanıyorlar; kendilerini saygın aptallar durumuna düşüren eylemlerden utanmıyorlar da kendilerini yalnızca bilge kılabilecek geri dönüşlerden utanıyorlar."
Batı düşüncesi, İslam düşüncesinin madde ve tin arasında yükselen ara evreleri düzenlediği bir ikilik içinde yapılanmıştır. İbn Rüşt'le birlikte melekleri kovmamızdan sonraki yenilememizden beri, bu radikal farklılık, bizim tekniğe odaklı düşüncenin başarısına katkıda bulunmuştur, ama varlığın başka bir boyutuna aşamalı bir biçimde girmemizi de zorlaştırmıştır
Faucault'a göre "itiraf" üzerine kurulu Batı medeniyeti, söylenmesi en zor şeyleri en açık biçimiyle söylemeye çaba göstermektedir; adalet, tıp, aile ilişkileri, gündelik yaşam itiraf alanının içine girer; suçlar, hastalıklar, günahlar, istekler, dertler itiraf edilir. İslam kültürü ise mahrem alanın kadının görünmezliği ile sınırlanması kadar, mahrem alana ait konuların "dile getirilmemesi", "giz" üzerine kuruludur; söylenmeyenler toplumudur.
Falih Rıfkı'nın Anadolu dışındaki Osmanlı coğrafyasına yaklaşımını gösteren iyi bir örnek: "Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyorduk.
"Lübnan'a kar yağdığı zaman, otomobille yarım saate inilen Beyrut şehrinde baharların en güzeli vardır. Beyrut bir cehennem gibi yandığı vakit, bir iki saate çıkılan Sofar'da İstanbul nisanının serin sabahları bulunabilir. Şam, baharlar cennetidir. Kışın Kudüs soğumaz."