D’Ali derdi ki; “doğal”, “normal”, “ahlaklı” gibi sözcükleri gereğinden fazla kullanan ve bol keseden atıp tutan insanlara dikkat edeceksin. Bunlar ya bir şeyi örtmeye çalışıyorlardır ya da Tabiat Ana’nın huyundan suyundan bihaber cahillerdir.
…
D’Ali derdi ki; esas “ahlaksızlık” insanın insana zulmüdür, kötülüğüdür, gaddarlığıdır. Esas “anormallik” ise süregiden eşitsizliktir, haksızlıktır, sömürüdür. Konuşmamız gereken ana konu da budur.
Sevgili Nalan,
Bana daha geçen gün, hayvanların zekâsı hakkında söylediklerini düşünüyordum. "Öldürüyoruz, kesip yiyoruz ve onlardan daha zeki olduğumuzu düşünüyoruz ama aslında hayvanları hiç tanımıyoruz" dedin.
"İnsanlar bunu bilmiyor ama hayvanlar o kadar zekidir ki.
Mesela inekler geçmişte canlarını yakmış olan gaddar tipleri
hemen tanırlar. Koyunlar da yüzlerimizi ayırt edebilir kolaylıkla" dedin. Kafama takıldı sözlerin. Ama ben de kendi kendime şunu soruyorum: Madem hiçbir şeyi değiştiremiyorlar sonunda, bildiklerini ifade bile edemiyorlar, acaba hayvanların bu kadar çok şeyi anlaması ve hatırlaması onlar açısından daha fena değil mi?
Keçiler farklıdır demiştin bir de. Kolayca sinirlenseler de hızlı affediyorlarmış.
Biz insanlar da tıpkı keçiler ve koyunlar gibi, iki ayrı türden mi oluşuyoruz acaba: bir tarafta asla unutamayanlar var, bir tarafta ise unutmayı da affetmeyi de başarabilenler...