Gerçekten kaç defa okursam okuyayım en iyi hikaye ya. Her sayfasından keyif alıp hikayenin nasıl bittiğini anlayamıyorum. Her kitap okuma isteğimi kaybettiğimde bana geri kazandıran hikaye
Yine beklentimi karşılamayan bir kitap daha. Artık okurken hissettiğim duygu ‘Aman bu kitabı da yazayım da bitsin seri’ denmiş gibi. Çok fazla basit, sonuca varmayan bir kitap. Dedim ki ‘Ay bu sefer bari mutlu olsun da öyle bitsin ‘ ama yok. Yine hüzün yine hüsran. Dünyaya sadece acı çekmeye gelmişiz gibi. Elinizdekileri değerlendirip daha fazlası için çabalamazsanız hiçbir yere gelemezsiniz. Kitabın benim için anlattığı şey bu oldu.
Şeker Portakalından sonra çok büyük beklentiyle devam ettiğim serinin ikinci kitabı. Benim için tam bir hayal kırıklığı..
İlk kitapta severek okuduğum temiz yürekli Zeze’nin maceralarında bu defa o kadar sıkıldım ki. Karşımda sadece hiçbir amacı olmayan, sadece yaramazlık yapmaya odaklanmış kötü niyetli bir çocuk vardı. Kendine verilen hiçbir şeyden memnun olmuyor, hep şikayet ediyor. Şu ana kadar okuduğum en sıkıcı kitaptı diyebilirim.
“Galiba beceriksizin tekiyim, Fayolle. Üstelik yardım etmem gereken bir ailem varken. Madem biz bizeyiz, adıyla sanıyla söyleyeyim, bir parçası olduğum Pinage kabilesi halkı. Senden saklamak istemediğim bir şey var. Hep buradan gitmeyi istedim, o günü iple çektim ama şimdi korkuyorum. Daha iyi olmadığım için pişmanım. Kötü kalpli, acımasız bir canavar gibi davrandığım için pişmanım. Hiçbir şeyi kabul etmeyen, her türlü ilişkiyi reddeden, onun için yapılanlar karşısında ufacık bir iyi niyet gösteremeyen bir çocuk olduğum için. Doğrusu bu, beceriksizin tekiyim. Bunu sana itiraf edebilirim. Çevremdeki herkesi düşman bellemişim. Benim için yaptıkları her şeyi kötü, aptalca buluyordum. Ama şimdi..”
Neyse ki kitabın sonunda ana karakterde benimle aynı fikirde…
… Kendimizi başkalarının gözünden görmek ve olmamızı istedikleri bin bir kişiye dönüşmüş olmayı dilemek için en ufak bir çaba gerekmiyor. Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay.
Ama esas sorun yaşamadığımız için pişman olduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Büzüşmemize, kuruyup kalmamıza, kendimizin ve bütün insanlığın en büyük düşmanı olduğumuzu hissetmemize neden olan, pişmanlığın ta kendisi.
…
Olmamız gereken tek bir kişi var.
Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var.
Her şey olabilmek için her şeyi yapmamız gerekmiyor çünkü zaten sonsuzuz.
Onun için hayatımızdaki insanlara iyi davranalım. Arada bir başımızı kaldırıp yukarı bakalım çünkü nerede olursak olalım gökyüzü her daim sonsuz.