Ben sanırım bu tarz kitapların okuyucusu değilim. Neden böyle düşünüyorum?
Busenur örs ’ye, yazar bol bol motivasyon cümlesi kullanmak için emekli bir terapist yaratmış, dedim. O bunu çok tatlı bulurken, ben gözlüğümün üstünden etrafa baktım. Aslında ilk başladığında her şey çok güzel ilerliyordu; Oliver ve Alex’i sevmiştim. Ama ilerledikçe yapay bir iyilik hâli çökmeye başladı ve bu beni çok irrite etti. Normalde kadının dilini seviyorum, diğer kitaplarını da okuyacağım muhtemelen. Ama dediğim gibi, bu kitabında bana samimiyetsiz gelen bir şeyler vardı.
Fazla iyilik bizim görmediğimiz bir şey😂 kitabı okurken o yüzden bu kadar da olmaz abi bu da yoktur yani falan dememiz çok normal 😂 ben günümüz dünyasında bu kadar ütopik iyilikler görmediğim için kitaplarda bana okey geliyor. Sana ise almayayım canım ben bu tarz sevmiyorum kalıyor 😂😂😂
Aslında sevdim ama biraz da hayal kırıklığına uğradım çünkü Penny ve Rafe’in arasında sevişmekten başka pek bir olay olmadı. Zaten neden iki kitaba böldüler, anlamadım. İkili arasındaki çekimi ve esprileri okumak eğlenceliydi; ancak bir yerden sonra ilk kitaptan aldığım kadar keyif vermedi. Rafe’nin centilmen çizgisinden çıktığını belirtmek için hırpani eller kavramını okumak göz bebeklerimin yuvalarında dönmesine sebep oldu. Anladık, sakin ol kızım. Rory ve Angelo’yu aralarda okumak çok daha fazla keyif verdi. Ancak ateşli İtalyan erkeklerini ve bu kadının kalemini çok seviyorum, o yüzden oyuna devam!
Bu kitap lisedeyken 4 saatte okuyup bitirdiğim kitaplar gibi hissettirdi. Gidişatı tahmin edilebilir, absürt romantizm olmayan okuduğum onlarca Smut kitapla aynı işleyişe sahip bir kitap. Bazen kitaplardan beklentim tam da böyle oluyor. Kafam dağılsın farklı bir evren keşfedeyim ve kolayca bitireyim. Tam öyle bir kitaptı.