Resim için gerekli masraflar ressamın üstüne yükleneceğine, kamu tarafından karşılanmalı bence.
Ama işte, sesimizi kısıp oturmaktan başka yapacağımız bir şey yok bu konuda, çünkü bizi kimse resim yapmaya zorlamıyor. Sanki kaderin emriyle, resme karşı kayıtsızlık çok yaygın ve de bu durum sonsuzluğa dek değişeceğe benzemiyor.
İster üç bin yıl, ister otuz bin yıl yaşa, şunu unutma ki kimse yaşadığından başkasını yitirmez ve yitirdiğinden başkasını yaşamaz, bu yüzden en kısa yaşam ile en uzun yaşamın süresi aynıdır. "Şu an" eşit sürer hepsinde, geçmiş olan da öyle olmalıdır, nitekim yitirilen sadece bir andır. Kimse geçmişi veya geleceği yitiremez, öyle ya, insan sahip olmadığı bir şeyi nasıl yitirebilir? Bu yüzden şu iki şeyi asla unutma: Birincisi ezelden beri her şey doğası açısından aynıdır ve bir döngü içinde tekrarlanır, bu yüzden bir insanın aynı görüntüyü yüz yıl, iki yüz yıl veya sonsuza dek görmesi fark etmez, olan hep aynıdır. İkincisi en uzun süre yaşayan ile en erken ölenin yitirdiği aynıdır; zira bir insanın yitirebileceği tek şey şu andır ve sahip olmadığı bir şeyi yitirmesi mümkün değildir.
Hayır, bizden bir şey olmaz. Güçsüz insanlarız biz, sevgili dostum. Vurdumduymazdım, neşeli ve sağlıklı bir şekilde mantık yürütebiliyordum. Manen güçsüz kalır kalmaz hayatın kaba bir sillesini yemem yetti. Sonrası bezginlik... Güçsüzüz biz, zavallı yaratıklarız. Siz de öylesiniz sevgili dostum. Zekisiniz, cömertsiniz, annenizin sütünden iyi dürtüler emmişsiniz, ancak hayata adımınızı atar atmaz yorgun ve hasta düşmüşsünüz. Güçsüzüz biz, güçsüz!