Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aslında tek bir günü anlatan roman 2.dünya savaşının başlamasıyla bitiyor. Bu 24 saat içinde geçen bir senenin hatıralarını düşünen inceleyen Mümtaz sayesinde biz de olayları öğreniyoruz.
Genel olarak romandaki tüm karakterler bir arayış içinde, İhsan Türk insanına yardımcı olmanın yollarını arayan bir öğretmen, Suat gerçeği arayan bir meczup, Mümtaz ve Nuran huzuru arayan aşıklar. Bizler bu karakterler sayesinde satır aralarında Cumhuriyet dönemi aydınlarının arayışlarını ve doğu-batı medeniyeti arasında kalmışlıklarını görürüz. Bütün bu arayış esnasında eski ve güzel İstanbul’u da okuyoruz. Fatih’te yaşayan biri olarak kimi zaman eski İstanbul esintileriyle karşılaşıp mutlu oldum kimi zaman tam da romanın yazılışından kısa bir süre sonra başlayan tahribatla kaybolmuş dokuyu göremeyip mustarip oldum. Keşke tarihimizin ve İstanbul’un kıymetini bilecek bilinçte olsaydık, olabilsek.
Spoiler-
Romanın sonunda Mümtaz Suat’ın kendini bırakmayan hayaline bir tokat atar ve ondan kurtulur ancak eve geldiğinde doktor İhsan’ın ilaçlara ihtiyacı kalmadığını söyler, ilk okuyuşta burdan İhsan’ın iyileştiği anlamını çıkarırız Mümtaz gibi. Fakat aslında İhsan öldüğü için ilaçlara ihtiyacı kalmamıştır, Mümtaz merdivene yığılır ve Macide yaşlı gözlerini kurular. Mümtaz belki de bundan sonra aradığı huzura çok daha uzaktır.
Çok hareketli, meselelerle dolu bir coğrafyada yaşıyoruz; dünya her an sıkı bir birliğe gidiyor; buhran, buhran üstüne geliyor.
Bir takım mekteplerimiz var; birçok şeyler öğretiyoruz. Fakat hep eksik olan bir memur kadrosunu doldurmak için çalışıyoruz. Bu kadro dolduğu gün ne yapacağız? Çocuklarımızı muayyen yaşlara kadar okutmayı adet edindik. Bu çok güzel bir şey! Fakat günün birinde bu mektepler sadece işsiz adam çıkaracak, bir yığın yarı münevver hayatı kaplayacak… O zaman ne olacak? Kriz...