Büşra Başal

Büşra Başal
@Busrabasal
Hayatın tüm ciddiyeti özgürlüğümüzden gelir. Beslediğimiz hisler, büyüttüğümüz tutkular; düşünüp tarttığımız, yapmaya karar verdiğimiz ve icra ettiğimiz işler; kısacası bizden kaynaklanan ve bize ait olanlar. İşte hayata hayata genelde ciddi bazen de dramatik bir boyut kazandıran şeyler bunlardır.
Reklam
Duygusal yaşantıların hepsinin bir işlevi vardır ve hiçbir duygu kendiliğinden olumsuz sonuçlar doğurmaz. Tam tersine, duyguların eksikliği olumsuz sonuçlara yol açabilir.
Bir anlığına, söylenen ve yapılan her şeyle ilgilenmeyi deneyin; hareket eden kişiyle birlikte hareket ettiğinizi, onun hissettiklerini hissettiğinizi hayal edin; yani olanca gücünüzü sempatiye vakfedin: Sihirli bir değneğin etkisindeymiş gibi en önemsiz şeylerin bile ciddiyet kazandığını ve her şeyin kasvetli bir renge büründüğünü görürsünüz. Şimdi de mesafe alıp tarafsız bir seyirci gözüyle bakın hayata: Pek çok dram güldürüye dönüşecektir. Dans edilen bir salonda müziğin sesine kulaklarımızı tıkamamız yeterlidir: Dans edenler bir anda gülünç görünürler.
Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılamaz bu dertler çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaylı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de devası da yok bu dertlerin.
Eğer iyiliğin bir nedeni varsa o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu yani ödülü varsa yine iyilik değildir. Demek ki iyilik, neden ve sonuç zincirinin dışındadır.
Reklam