Büşra

Büşra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·504 syf.·
2023 8. kitabı
Ahmet Ümit
8.5/10 · 28,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Böylece hayatımın en mutlu anı dediğim şeyi yaşamaya başladık. Aslında kimse onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez. Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o altın anını şimdi yaşadıklarını içtenlikle ve sık sık düşünebilir ya da söyleyebilirler belki ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar. Çünkü özellikle gençliğinde hiç kimse bundan sonra her şeyin daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünücek kadar iyimser olur. Ama hayatımızın tıpkı bir roman gibi artık son şeklini aldığını hissettiğimiz günlerde en mutlu anımızın hangisi olduğunu benim şimdi yaptığım gibi hissedip seçebiliriz. Yaşadığımız bütün anlar içerisinde neden bu anı seçtiğimizi açıklamak da kendi hikayemizi bir roman gibi yeniden anlatmayı gerektirir elbette. Am en mutlu anı işaret ettiğimizde onun çoktan geçmişte kaldığını bir daha gelmeyeceğini bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanılabilir kılan tek şey o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar o anların hatıralarını, renklerini dokuma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.
Biraz kalbi vardı. (Oynar.) Evet, gerçeği açıklamak zorundayım: Coşkun Ermiş, kalbi olduğu için ölmüş bulunuyor. Hayat oyunlarını gereğinden fazla ciddiye alan merhum, ölümü de aynı ciddiyetle karşıladı. Onun kadar ciddi olmayan biri, böyle bir durumda, hiç olmazsa baygınlıkla yetinebilirdi. Coşkun öldü. Çünkü oyunlar, onun için bir ölüm kalım meselesiydi. Başka türlü yapamazdı: Hayatını ve özellikle ölümünü büyütmek zorundaydı. Biz de şimdi kendisini ciddiye almak zorundayız. Çünkü merhum, güldürmeyi sevdiği kadar, ağlatmayı da severdi.