"Bana domuzcuk demelerini istemediğimi söylemiştim. Bana domuzcuk demesinlerde ne derlerse desinler demiştim. Sana tembih etmiştim, onlara söyleme diye. Ama sen hemen yetiştirdin..."
Bir sessizlik oldu. Şimdi domuzcuk'a daha anlayışla bakan Ralph, şişman çocuğun kırıldığını, ezildiğini gördü. Özür dilemekle, daha da ileri gidip onu iyice gücendirmek arasında bocaladı bir an. Sonunda, gerçek önderlerin tok sözlülüğüyle konuştu:
"Şişko diyeceklerine domuzcuk desinler daha iyi. Üzüldüm böyle kırılmana. Şimdi geri dön,onların adlarını al. Senin işinde bu. Hoşçakal."
-Bir insan sana açıldığı kadar değil; içinde sakladığı, sana açılamadığı kadardır.
-Bu yüzden onu anlamak istiyorsan ne söylediğine değil, ne söylemediğine kulak vermeye çalış,