Hak teâlâ her şeyi bir kimseye vermemiştir. Bütün muratların yularını bir kişinin eline bırakmamıştır. Hiç kimse yoktur ki başkalarına vermediği bir özelliği ona vermemiş olsun ve yine hiç kimse yoktur ki başkalarına koymadığı bir meziyeti ona koymamış olsun. Herkes kendisine verilenle mutlu ve sahip olduklarıyla mesrur olmalıdır.
Hüsn-ü zannın insana kaybettirdiği olmaz, hep kazandırırdı. Yine de insan Hüsn-ü zannı bırakıp su-i zan ederdi. Çünkü ancak kalp hüsün olursa zan güzel olurdu