Büşra Öztürk

Kimi cennet ister, kimi Cehennem, Cennetten beri de daha neler var?
Reklam
“Yalnız seni arıyorum bütün telefonlarda, Yalnız senin sesin olsun istiyorum.”
Puan vermedi·332 syf.··
2025 20. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 11:27
“Sevda Sözleri”, Cemal Süreya’nın şiir yolculuğunun bir toplamı değil, aksine bir ruh haritasıdır. Bu kitapta aşk sadece bir duygu değildir; bazen bir isyan, bazen bir yara, bazen de insanın kendini anlamaya çalıştığı bir aynadır. Süreya’nın dizelerinde sevda, alışılmış romantizmin ötesindedir. O, sevmeyi bir tür yanma biçimi olarak anlatır,hem yakar hem aydınlatır. Cemal Süreya’nın dili, aynı anda hem zarif hem keskin. “Sevda Sözleri”ni okurken, kelimeler adeta bir bıçakla oyulmuş gibi gelir insana; her dize hem kanatır hem güzelleştirir. Şair, aşkı bir kadında, bir şehirde, bir hatırada, hatta bir suskunlukta bile bulur. Onun için sevda, yalnızca bir kişiye yönelmez; hayatın bütün eksik yanlarını tamamlama çabasıdır. Bu kitapta en çok hissedilen şey, kayıp duygusudur. Süreya, sevdayı yüceltirken bile aslında onun geçiciliğini, kayboluşunu anlatır. Her güzel şeyin bir gün biteceğini bilir ama yine de sevmekten vazgeçmez. Belki de bu yüzden “Sevda Sözleri”, bir aşk kitabından çok, insanın varoluşla kurduğu duygusal bağın en derin anlatımıdır. Cemal Süreya, bu eserle bize gösterir ki: sevda, kelimelerle bile tam anlatılamayan bir yaşama biçimidir. Onun şiirlerinde aşk; öfke, umut, arzu, hüzün ve inatla iç içedir. Tıpkı hayatın kendisi gibi.
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,3bin okunma

Büşra Öztürk

, bir kitap okudu
Puan vermedi·332 syf.··
27 günde okudu
·
2025 20. kitabı
Cemal Süreya
8.2/10 · 32,3bin okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2025 19. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 00:30
Jack London’ın “Martin Eden”ı, bir insanın kendini var etme mücadelesinin en sarsıcı anlatımlarından biridir. Martin, toplumun en alt basamağından gelmesine rağmen, zihninin ve ruhunun sınırlarını zorlayarak “başka bir dünya”ya ulaşmak ister. Fakat o dünya, sandığı gibi ışıkla dolu değildir. Ne kadar yükselirse, insan ilişkilerinin o kadar sahte, çıkarcı ve yüzeysel olduğunu fark eder. Roman, emeğin ve bilginin kurtuluş değil, bazen de yalnızlığın kapısı olabileceğini gösterir. Martin’in trajedisi, aslında sadece bir insanın değil, ideallerine fazla inanan herkesin trajedisidir. Kendi gücüne güvenmek isterken, sonunda o gücün altında ezilir. Yazarlıkta aradığı anlam, toplumun alkışına dönüşür; alkış da onun için bir tiksintiye. Başarıyı elde ettiğinde, en derin başarısızlığını yaşar. Çünkü artık sevginin, emeğin ve insanlığın bir karşılığı olmadığını düşünür. Ruth bu hikâyede bir “insan”dan çok bir “ayna”dır. Martin, onda kendi yükselme arzusunun ilk kıvılcımını görür; ama sonunda o aynada kendi yalnızlığını izler. Ruth onu anlamaya çalışsa da, Martin’in yolculuğu artık kimsenin dokunamayacağı kadar içseldir. Onun intiharı, aslında bir yenilgi değil; insanın dünyaya sığamamasının acı bir kabulüdür. Jack London, “Martin Eden”da sadece bir karakter yaratmaz; o karakter aracılığıyla insanın içindeki “daha fazlasını olma” tutkusunu sorgular. Bu roman, başarıya ulaşmanın değil, anlamı kaybetmenin hikâyesidir.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Reklam