Dün biz yine boğulduk. Bizi yine boğdular, bizi yine boğdunuz. Bizim sesimizi duymayanlar en az bu asrın felaketine "kader" diyenler kadar suçludur.
Önce betonların arasında boğulduk ve öldük, sonra hastalıklarda boğulduk ve öldük, şimdi suların içinde boğuluyoruz ve daha fazla ölmek istemiyoruz. Sesimizi duyun, duyurun. Biz artık her saniye ölüm korkusuyla yaşamak istemiyoruz. Eskiden Hatay'da yağmuru sevmeyen insan yok gibi bir şeyken şimdi yağmurdan korkar olduk. Yağmurun yağdığı geceler uyuyamaz olduk. Dışarı adım atamıyoruz, içeride kalamıyoruz. Konteynerlar, çadırlar, emlak konutları hepsi sular altında. Hatay Eğitim ve Araştırma Sahra Hastanesi'nin birçok bölümü sular altında kaldı. Hatay'ı artık yok saymayın. Güvende değiliz diyoruz, bunun neresi anlaşılır değil? Hatay'ı yine "kaderine" bırakmak istiyorlar ama bunun adı kader değil. Artık bunun adı katliam oldu, soykırım oldu. Bizi daha fazla görmezden gelmeyin. Hatay depremin en ağır yaşandığı şehir, bunun herkes farkında. Şu an bütün her şeyin bırakılıp Hatay'ın özel afet bölgesi olarak ilan edilmesi gerekiyor. Biz normale dönmedik ve eğer Hatay özel afet bölgesi ilan edilmezse normale dönmemiz de bu 10 yıl içinde imkansız. Şehrin tekrar ve hızlıca yaşanılabilir bir hale dönmesi için, şehir dışına yapılan göçü engellemek için, Hatay'ın eski ekonomik gücüne kavuşabilmesi için ve en önemlisi de kalan halkın yaşayabilmesi için Hatay derhal, daha geç kalınmadan özel afet bölgesi ilan edilmeli. Bizi ölüme terk etmeyin, sesimize kulak verin, sesimizi duyurun. Sesimize ses olun ki sesimiz tüm Türkiye'yi sarsın. (Erdal YILMAZÇELİK)
youtube.com/watch?v=PTFqte_...
Okudum.
Çünkü ben yazdım....
Beğendim.
Beğenmesem yayınlamazdım.
Ama önemli olan okuyanların beğenmesi...
O nedenle bir ay içerisinde kitabıma en kapsamlı iki yorumu yapan 1000 Kitap takipçilerinden ikisine daha önce yayımlanmış;
"Posta ve Telekomünikasyon Tarihinden Portreler"
"Meyve Tadında Romanlar"
"Simeranya Özlemi"
Kitaplarından birisi ile yayına hazırladığım,
"Ziya Şakir’in Edirne Savunması Anıları"
"Artık Telgrafın Tellerine Kuşlar Konmuyor"
Kitaplarından birisini hediye edeceğim...
Yani iki kişiye ikişer kitap... Toplam dört kitap...
Zira kadınlar sezerler, sonrasını görürler lakin bu sebeple kafaları daha çok karışır, her şeyi fazlasıyla anlamanın bir hastalık olduğunu unutma... Dişilik ile delilik yakındır. Ikisi de kendilerine serazat bir dünya kurup o dünyada yaşarlar.
Yürümediğiniz yolun seyyahı olamazsınız. İçinde boğulmadığınız deniz hakkında konuşamazsınız. Issızlığında kaybolmadığınız çölü kimseye anlatamazsınız. Hem zaten anlatsanız da kimse inanmaz...
Sayfa 30 - Destek Yayınları, Felsefe 32·Kitabı okudu