Hidayet GÜNDÜZ

Acayip olay
Bu çok kusurlu hakirin başından geçen olaydır ki eğer edebi terk etmek ise de mazur gorülip af örtüsüyle örtüle. Bu savaştan sonra ihtiyacımı gidermek için âlem boş diye bir gizli Köşede şalvar bağını çözüp etek toplayip başlı başıma edeble ihtiyacımi giderirken üst tarafımda ağaçlık içinden bir çıtırtı ve bir patırtı koptu. "Aya bu da ne ola?" derken hemen başım ucundaki bir alçacık kayadan bir kafir kendini can havliyle üstüme atıp hakir larkıdak pisliğimin üzerine otura vardim. Atım da elimden ürküp uzakta durdu. Bu kere aklım başımdan gidip küffâr ile alt üste gelip çakşır, don ve uçkur ayak bağı gibi ayağıma dolaşip üstüm başım bok olup boklu sehit ola- yazdım. Allah' a hamd olsun aklım başıma gelip kefere ile güreşçi Mahmud Pir-i yâr- velî gibi güreşirken himmet-i merdân kefere elime gele düştū. Hemen hakir dal-hançer olup keferenin bir keskin hançer boynuna ve kinli göğsünde memesine birkac kere hançer vurdum. Allah'a hamd olsun keferenin kellesini keserken üstüm Pislik ile bulanmış iken bu kere kızıl kana bulandım. Zorunlu kendimi bokluca gazi görüp güldüm, üstümün başımın pisliğini hançerimle sildim ve sonra uçkurumu bağladım. Onu gördüm, başımın ucunda kaya üstünden bir yayan yiğit soluyarak. "Benim biraderim kestiğin kâfiri biz dağlarda kovalarken can havliyle kendini atip kellesini sen kestin, ama kellesi benimdir" deyince hakirin dahi uçkuru elimde iken "Ala şu kelleyi" deyip bizimkine doğru küçük biraderimi gösterince, "Bre edepsiz adam" diye herif kelleden ümidini kesip gidince hemen küffârın o pislikli gümüş düğmeli dolamasını ve çakşırin çıkarırken ke- merinde 105 Ungurus altın, bir yüzük ve 40 talar guruş bulundu. Bu esvapları heybeme koyup derhâl Hamis adındaki atıma binip kelleyi ismail Paşa önüne brakıp, "işte din düşmanlarının devletsiz kelleleri
Sayfa 164·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nihayetinde hepimiz İslam'in çocuklaryiz. islam bizim babamız. Babamız bize borç bıraktıysa borcunu öderiz, bundan da gocunmayz. İslam medeniyeti bugün bizim elimize mağlup şekilde ulaşmış, "İslam'ın Uhud çağında doğmusuz." der geçeriz. Babam bana borç bıraktı diye arkasından yapıcı olmayan faydasız homurtuyu ben kendi ahlakıma yakıştırmam. Ama o borç artık benim borcum olmuştur. Bana yakışan bu borcu ödemek için çabalamaktır.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Evliya Çelebi'nin Trabzon halkı için anlattığı hikaye
Trabzon ahalisi onlara karşı özel bir düşmanlık beslemektedir: "Onları gõrürlerse öldürürler". Nedeni şu tuhaf hikâyedir. Sultan 1. Selim Han hâkim iken iki kardes bu sehir içinde kaybolur. Vilâyetin bütün yõneticileri halkı ellerinden gelen gayreti gösterirler ancak bulmakta başarılı olamayıp vazgeçerler. Sonunda günler geçer, bir gün pazarda bir parlak kırmızı ve bir yaldizlı sarı sahtiyan (boyanmıs, cilalanmış deri) satılir. Ne hos sahtiyan olur diye elden ele gezerken bir arif-i billah dervişin eline geçer. Sahtiyana bakarken şöyle ki sahtiyanın üzerine bir çeșit şifreli tuhaf bir yazı yazılmış, ama yazı olduğu belli değil, eğer dikkatlice bakılırsa yazı oldugu ancak anlaşılır. Sözün kısası bu derviş bu sahtiyanları alıp iyice dikkat ederek bakınca zar zor okur: "Ey bizim ahvalimize vakıf olmak isteyen, 20 senedir debbag (deri işleyicisi) Yahudiler elinde zirizeminlerde (yer altında) mahpus olduk. Allah rizası ve Resûlullah șefaati içcin bizi kurtarip tâ ki acaiplikler göresiz" diye sahtiyanlar üzere yazılmış. Hemen gayretli derviş eteğini toplayip doğru Sehzade Selim huzururuna yazılanları okuyunca bütün asker pür-silâh olup Debba hane varır, ne Kapısıdan dişarı çıkıp bütün debbag Yahudi işyerlerini basıp yazılan mağarada adı geçen kardeşleri bulurlar. Görseler ki iki güneş parçası mazlůmların arkalarındaki derilerini yüzüp birbirine arka arka yapıştırıp debbağlık ișlerler. Biri işbaşında ayak üzerinde olduğunda öbürü arkasında yüklü arkası üzere durur. Altuindaki kardeşinin işi bitince arkasın- daki işler. Böyle can yakicı derin acılar içinde bunları bulurlar. Nice yüz Mehmed isimli masumlar da katl edip nicelerini de ayakları bağlı gönülleri hasta sefil köle gibi hizmet ederler. Bu içler acısı hali Trabzon halkı görüp kalabalıiklar toplanarak kale kapilarını
Sayfa 87·Kitabı okudu
İnsanlar açlıklarını gidermek ya da midelerini doldurmak için yiyecek ararlar. Aynı zamanda belli yiyeceklerin açlığını çekerler, örneğin, protein bakımından zengin yiyeceklerin, yağın, tuzun, tatlı meyvelerin, bir de sırf tadından hoşlandıkları yiyeceklerin. Bütün başka şeylerin eşit olması halinde insanlar yiyecek arayarak harcadıkları kaloriyi, proteinleri ya da başka türdeki belli besinleri, en az zaman harcayarak, en az çabayla, en güvenli biçimde en iyi sonuç alcak şekilde, yeniden kazanmak amacındadır. Aynı zamanda aç kalma tehlikesinide en aza indirmek isterler: "az ama güvenilir kazançlar onlar için, yüksek ama güvenilmez olan ve ciddi biçimde açlıktan ölme tehlikesi doğuracak dalgalı kazançlardan daha iyidir".
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Bilim
Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, modern insanın tarihi anlamasında büyük engen teşkil eden rasyonelite ve kesinlik merakı. Hayatı matematikle anlamlandırmaya çalışan modern okuyucu fluluk yerine kesinlik talep ediyor; her olay için kesin bir tarih, kesin bir kırılma noktası, net bir kontrast. İlk olarak tarih düzensizlik ve aksak ritim demek. Mantıklı olanın hep doğru olmadığı, beklenenin her zaman gerçekleşmediği bir yer, birçok tuğlası eksik olduğu halde zar zor ayakta tutmaya çalıştığımız bir duvar.
Sayfa 192·Kitabı okudu
Tarih-Araştırma