ByMur

ByMur
Seyyah, okur, yazar ve fotoğraf! Yoksan dahi yokluğundan agâh Bir gün olurum seninle hemrâh ~Abdülhak Hâmit
Yetkinliğe ulaşabilmek için ne yapmalı?
İbni Sina'ya göre insan "eşrefi mevcudat" idi. Yani var olanların en şereflisi. Beden ve ruhtan (nefis) oluşan insanın asıl değeri ruhtan geliyordu. Oluş ve bozuluş dünyasında, bitkiden başlayarak insana doğru yükselen canlı türleri arasındaki sıralamada, en aşağıda bulunan bitkilerde beslenme, büyüme ve üreme özelliği bulunur. Hayvanlarda ise bitkilerdekine ek olarak duyularla kavrama ve buna bağlı hareket vardır. İnsanda, bitki ve hayvanlardaki bulunan özellikler yanında, akılla kavrama, düşünme ve eylemlerin iradeli olması özelliği bulunur. Bu nedenle bir insan "bitkisel, hayvani veya insani" olmak üzere üç ayrı nefse sahip olabilir. Hangisi olacağını seçmek ise kendi elindedir. " Neden binlerce yıllık birikimle, daha gelişmiş bir canlı olmuyoruz?" İbni Sina, bununla ilgili olarak insanlar için bir yol haritası çizmişti. İnsanın teorik ve pratik yönden yetkinleşmesine ilişkin ortaya koyduğu felsefi model, nefsin bütün güçlerinin uyum içinde çalışması ve insanı iyiye yöneltmesini temel alıyordu. Canlılığın asgari şartları olan beslenme, büyüme ve üreme konusunda bitki ve hayvanlarla aynı durumda olan insan, hareket ve kavrama gücüyle hayvanlarla eşitlenecek ancak bu da yetmeyecektir. İbni Sina, bugün "5 duyu" olarak bildiğimiz dokunma, tatma, koklama, işitme ve görme yetisini "dış idrak gücü/dış duyular" olarak tanımlar. Ortak duyu, tasarlama (hayal), tahay- yül (tefekkür), vehim, öğrenme (hatırlama) yetileri de “iç idrak gücü veya “iç duyular”dır. İbni Sina'ya göre iyi-kötü, güzel-çirkin, yararlı-zararlı gibi insan davranışlarını yönlendirici yargıları oluşturan, yine Teorik Akıl'dır. Erdemli davranışlar ortaya koymak suretiyle, insanın Pratik Akıl'la ahlaki yetkinliğe ermesi için bu gücün beden güçlerine egemen kılınması gerekir. Dış ve iç duyuların
Reklam
Düşünen gelişir, düşünmeyen geri kalır
İbni Sina, yaşarken çektiği zorlukları, " Bana haset eden kimseleri bir tarafa attım, adlarını anmadım. Onların ise bütün ömürleri bana haset ile geçti..." sözleriyle anlatır ve ulaştığı noktayı da " Dünyanın haracını kendisi alan padişah benden daha bahtiyar ve hiçbir bey benden daha mesut değildir. Fakat siz bu zevki bilmezsiniz. Dünya hırsı peşinde olanların gözleri bunu seçemez..." ifadesiyle dile getirir. instagram.com/p/DIeG6PfITu7/?...
Ya istiklal!
İTALYAN HAKİM, İDAM KARARI VERMEDEN ÖNCE ÖMER MUHTAR'A SORAR: —İtalyan Devleti'ne karşı savaştınız mı? Ömer Muhtar: —Evet —İnsanları İtalyan Devleti'ne karşı savaşmaya teşvik ettiniz mi? Ömer Muhtar: —Evet —İtalya'ya karşı kaç yıl savaştınız? Ömer Muhtar: —Yaklaşık 20 yıl —Yaptıklarından dolayı pişman mısınız? Ömer Muhtar: —Hayır —İdam edileceğinizi biliyor musunuz? Ömer Muhtar: —Evet Hakim şaşırdı: —Sizin gibi birisi için böyle bir son, çok üzücü Bunu duyan Ömer Muhtar şöyle dedi: —Tam tersi! Bu, hayatımın sonu için en güzel yol. Hakim daha sonra, —Mücahidlere cihadı durdurmalarını Emreden bir emirname yazması halinde O'nu beraat ettirmek ve ülke dışına sürgüne göndermek istedi. Bunun üzerine Ömer Muhtar, O meşhur sözlerini söyledi: —“Her namazda Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed(s.a.s.)'in de O'nun resulü olduğuna şehadet eden parmaklarım,
Ahlak insan için neden gereklidir?
Mademki insan yaratılmıştır ve ruhların aradığı aşk, yani bölündükleri parçaya, ana kaynağa ulaşmaktır, o halde ölümsüz olan ruhun iyi ahlakla buna hazırlanması gerekir. İnsana irade veren ve doğruyu bulması için donanım sağlayan Zorunlu Varlık'ı bulmak için insan bilgiyi bulacak, ahlaklı olarak yaşamaya gayret edecek, böylece bedeni ölümlü olsa da ölümsüz olan ruhunu ebedi yaşama hazırlayacaktır. İnsan ne kadar bilgili ve ahlaklı olursa, o kadar doğru işler yapar ve ebedi yaşamda da o kadar huzurlu ve mutlu olur. Yani ebedi saadete kavuşur... Çünkü insan öğrendikçe, kendini geliştirdikçe ve bunu içselleştirerek, öğrendiklerinin gereği gibi yaşadıkça, ahlaklı ve bilge bir yaşam sürdükçe olgunlaşacak, sonunda " Müstefad Akıl “ düzeyine ulaşacak ve o noktada artık ulvi âlemin ışığı da onun üzerine düşebilecektir. " Ey âdemoğlu, annen seni ağlayarak doğurmuştur. Halbuki etrafında bulunanlar sevinçlerinden gülüyorlardı. Öldüğün gün senin için onlar ağladıkları zaman sen gülücü ve mesrur olmaya çalış..." derken, anlatmak istediği budur. İnsan, vücutlu ömrünü tamamladığında, mutluluk içinde dünyadan ayrılabilecek düzeye gelmelidir. Hayatının gayesi bu olmalıdır.
“boşlukta uçan adam"
İbni Sina'ya göre Teorik Felsefe, en yüksek bilgileri içerir. Buna “El İlm Ul Âlâ (Yüce Bilgi)" der. Metafiziğin temel konusu da varlıktır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi varlık, kendisi dışında bir şeyle açıklanamaz ve akıl yoluyla anlaşılabilir. Bunu daha iyi somutlaştırabilmek için “boşlukta uçan adam" örneğini vermiştir. Çok bilinen bu örnekte, boşlukta uçan bir adam hiçbir yere temas etmemekte, hiçbir duyu organıyla bir veri algılayamamaktadır. Yani maddeyi tanımlayan bütün boyutlardan bihaberdir. Buna rağmen kendisinin var olduğunu bilir ve "Varım..." der. İşte bu vasıtasız bir şekilde varlığın farkına varmaktır. İbni Sina'ya göre tanımı yapılamaz olsa da Allah'ın varlığına ilişkin işaretler vardır ve bunlara felsefe ile ulaşılabilir. Mümkün Varlıklar bir sebebe bağlı olarak ortaya çıktıkları için, en nihayetinde bir sebebe bağlı olmadan var olması gereken bir varlığa ulaşılmak zorundadır. İbni Sina'ya göre varlıkbilim açısından düşünülecek olursa, bir şeyin düşünce halindeki varlığına ait olan her şey, o şeyin gerçek varlığına aittir çünkü her yönden daha az yetkin olan, kendinden daha çok yetkin olanın varlığını hatırlatır. Bu da bir tanrının varlığına delildir çünkü "olmayan bir şey" düşünülemez. Mümkün Varlık olarak nitelediği tüm varlıkların bir sebebe ihtiyacı olduğu görüşünden yola çıkan İbni Sina, “İmkân ve Sebep Delili" olarak da şu görüşü savunur: "Mümkün Varlık bir sebebe muhtaçtır. Nihayetin- de sebebe muhtaç olmayan bir varlık olmalıdır. Bu da Zorunlu Varlıktır. Sebep-sonuç ilişkisi içinde evrende bir devridaim imkânsız ve batıldır çünkü bir sonuca varılamaz..." Yani Tanrı, bütün bu varlıkların başladığı noktadır.
Yapay zeka güncel
Reklam