Tolstoy’un Kreutzer Sonatı, aşkın, evliliğin ve cinselliğin karanlık yüzünü cesurca ortaya koyan sarsıcı bir anlatıdır. Eserde tutku, kıskançlıkla birleşerek beklenen yıkımı yaratır. Tolstoy, romantik aşkı idealize etmez; hatta aksine, onun nasıl bir güç savaşına ve sahiplenmeye dönüştüğünü gösterir. Beethoven’ın müziği ise, bastırılmış duyguların tetikleyicisi olur. Oldukça çarpıcı bir eser.
“İnsafsızlıktan kaynaklanan her ölümün, topluma teşhir edilmeyi hak ettiğini düşündüm. Böcek ölümünün bile. Kimsenin fark etmediği bir ölüm iki kez skandaldır. “
“Nasıl bir dünya bu? Birinin gövdesi ayakkabı, köfte, sosis oluyor, birinin kemikleri çorba yapmak için kaynatılıyor, birinin kürküyle koltuklar, kanepeler, çantalar yapılıyor. Birinin karnından ayakkabılar yapılıyor. Dahice fesleğen ve teknolojilere birçok düşünce uygulanmış olmasına rağmen, bu felaket, bu kitlesel katliam, zalimce, ruhsuz, otomatik olarak, vicdanlar sızlamadan, bir an bile düşünülmeden sahiden de gerçekleşiyor mu? Öldürmenin ve acının bu?”