Kalemiyle ilk kez tanıştığım yazar Orhan Kemal yıllarca unutamayacağım bir kitabını içim ezile ezile, yer yer gözyaşımı ve hıçkırıklarımı tutamayarak, geçmişte yaşadığım acı hatıralarımı bana bir bir hatırlatarak, kitaba resmen içimi dökercesine okudum diyebilirim. Nazan'ın acı hikâyesi okurken, nice kadınlarımızın gül yüzlerinin solduruluşuna, hayatlarının altüst edilişlerine, hayallerinin yıkılışına bir kez daha şahit oldum. Nice hayallerle çıktığımız evlilik yolunda, birkaç ahlâksız ve vicdansız insanların yüzüne iyi niyetlerimizin suistimal edildiği, verdiğimiz emeklerin ve zamanın ziyan olduğu, kaybettiğimiz yılların geride bıraktığı enkazlara baktıkça bir kadının yine bir kadın yüzünden mahvolmasına sebep oluşu içler acısı ne yazık ki...
Nazan'ın kaynanası Hacer kadın ve avukat eşi Mazhar Bey'in vicdansızlığı, insafsızlığı, ahlâksızlığı, vefasızlığı, iffetsizliğiyle ve bir evladın anneden koparılışına şahit oldum gözlerim dolarcasına okuyarak. Yıllardır eşinin ve oğlu Haldun'un bir yadigarı olarak sakladığı Elmas yüzüğün peşinde pervane gibi koşuşturan ahlâksız insanlarla yüzleştim tek tek. Hele biri vardı ki elime verseler bir kaşık suda boğacağım komşuları olan Naciye'nin ortalık karıştırması, gevezeliği, büyü muska işiyle uğraşıp kaynana ve gelini birbirine düşman edişi, yıllardır bu ailenin servetlerine göz dikişini gördükçe benim gibi kaşlarınız çatık olarak ve kitabın içine girip resmen müdahale etmek isteyerek okuyacağınızdan eminim. Nazan'ın kaynanasına gelince bütün bu acıların yaşanmasına sebep olduğu için iki cihanda da gün yüzü görmememesini dilediğim, yaşattığını yaşamadan ölmediğine sevindiğim. Bir edene bir eden bulunurmuş diyerek, Mazhar'ın bir "bar kızı" na tutulup eve nikahlı eşi olarak getirdiği Neriman'dan ettiklerini çekişine içimin yağları
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
Hani hiç bitmesini istemediğiniz kitaplar olur ya, ben de tam olarak ordan geliyorum. Bir an önce unutup, tekrar okumak istediğim bir hikâye oldu benim için Emanet Gelin II ne çok isterdim bu kitabın dizisinin yayınlanmasını. Kitabı okurken yer yer gözlerimin dolduğu, ara sıra kahkahaya boğduğu anları film şeridi gibi geçiyor sanki bir bir gözümün önünden. Şehnaz Haşimoğlu sade anlatımına, okuru adeta kitabın içine bir vakum gibi çekişine bir kez daha hayran kaldım. Yazarın kalemi öyle sürükleyiciydi ki, sayfaları çevirdikçe heyecanım kat be kat arttı okurken.
"Emanet Gelin" olarak aynı konakta büyüyen, yine aynı konakta evlenen yetim ve öksüz olan Berçem'in düğün gecesinde eşini kaybettikten sonra töreleri gereği eşinin kardeşiyle evlendirilmek zorunda kalışı içimi parçalamıştı. Barzan Hezeroğlu'nun belalı emanet olarak gördüğü Berçem'i sevdiğini, sahiplendiğini görünce bir kadının küllerinden yeniden doğuşuna izledim. Töreye kurban giden diğer kişiden bir tanesi vardı ki adı Helin. Miran Kara ile gönülsüz evlendirilip, bir katilin karısı olmanın acısıyla yaşarken, kitabın sonlarına doğru bir gerçeğin balyoz gibi gün yüzüne çıkışıyla, gerçekte içinde hep vicdanlı bir kişiliğini saklayan Miran'ın zamanla aşık adama dönüşüşü beni hayrete düşürdü. Miran'ın suçsuzluğu ispatlanırken, bir yandan da vefalı bir adama dönüşmesi ben de şok etkisi yarattı. Ve Miran benim gözüme giren en önemli karakterden bir tanesi oldu.
Büyük bir gerçeğin gün yüzüne çıkışını gördüğüm bu kitapta Emanet Gelin II sonu tam da umut ettiğim şekilde bitti. Ben bu kitabın etkisinden uzun bir süre çıkamayacağıma kaanat getirdim. Kitaptaki karakterlerle beraber güldüğüm, ağladığım heyecanlandığım, umut ettiğim ve onların acılarını, mutluluklarını iliklerime kadar hissettiğim nadir kitaplardan birini okudum diyebilirim.
Emanet Gelin IIŞehnaz Haşimoğlu · Dokuz Yayınları · 2017788 okunma
Kitabı çok beğenerek ve severek okudum. Televizyon karşısına geçip dizi izlemesini pek sevmem ama bu kitap bana tam bir dizi izliyormuşcasına heyecanla okumama neden oldu. İlk kez kalemiyle tanıştığım Şehnaz Haşimoğlu akıcı ve sürükleyici anlatımıyla kitabın içine beni adeta hapsetti. İstanbul ve Mardin'de geçen yolculuğum ne yazık ki kitabın elimden düşürmeyerek okuyuşumla kısa sürdü. Neyse ki kitabın ikinci serisi var diyerekten de kendimi tesselli ettim bir yandan. Abartmıyorum ama okurken çayımı ve kahvemi soğuttum kitaba kendimi kaptırmaktan:)
Emanet Gelin Ben de bıraktığı en güzel etki Anadolu kadınının bir direnişini, aşkını, azmini, sabrını, zulüm ve acının karşındaki dik duruşunu ve metanetini bir kez daha gösterdi. İçimi en çok parçalayan Berçem'in bitmek bilmez çilesi ve zalim diyerek hitap ettiği Barzan Hezeroğlu'nun akıl almaz vicdansızlığına rağmen en sonunda gönlünü de kaptırması. Bir kinle başlayan hikâyenin aşkla devam edişi. Zalim Hezeroğlu'nun iki kadın arasında kaldığı, abisi Ciwan'ın düğün gecesinde öldürülmesi ve emanet gelin olarak geride bıraktığı Berçem'e aşık olması, eski sevgilisi Azra'yı terk edip emanetine sımsıkı sarılıp bırakmayan aşık bir adama dönüşmesi şaşırttı beni doğrusu.
Abisinin ölümünden sonra önce üstüne belalı bir yük gibi gördüğü, töreleri gereği evlenmek zorunda kaldığı Berçem güzelliğiyle aklını başından almış, ilk başlarda nefret ettiği bu kadından vazgeçemecek dereceye gelene kadar canını siper etmiş bir kör kütük aşık olan Hezeroğlu'nu bakalım kitabın ikinci serisinde Emanet Gelin II nelerle karşılaşacak merakla bekliyorum açıkçası. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
Vesselam...
Emanet GelinŞehnaz Haşimoğlu · Dokuz Yayınları · 20151,218 okunma
Kalemiyle ilk kez tanıştığım Kimberley Freeman beni diyar diyar gezdirerek elimden bırakmak istemezcesine kitabın akışına kapıldığım uzun soluklu bir romanını nihayet bitirdim. İlk başlarda kitabın kalınlığından ürksem de, okudukça keşke biraz daha uzun olsaymış diyerek son kısımlarında yüreğim ağzımda ve nefesim kesilircesine okudum. Kimberley Freeman kurgu sanatına bayıldım doğrusu. Diğer kitaplarını da iyi ki set olarak almışım dediğim bir yazar oldu benim için. Bayadır böyle heyecan verici bir kitap okumamıştım. Esir Şarkılar Vadisi başladığım andan itibaren akşamları okuma saatimi kaç gündür iple çekiyordum resmen. Son kısımlarına gelince uzadıkça uzasın derken, nihayet tahmin ettiğim şekilde bir son buldu ve bu beni gerçekten çok mutlu etti.
Kitapta en çok hoşuma giden karakterlerden bir tanesi var ki adı Penny Bright. Son derece nazik, naif ve duygusal bir kadın olarak çıkıyor karşımıza. Aslında gerçek ismi Angela Smith. Kimliğini değiştirmek zorunda kalmasıyla hareketlenmeye başlayan bu hikâyenin, evini ve sevgilisini terk ederek, Londra'nın ünlü pop müzik sanatçısı olarak bir yıldız gibi parlar. Onun tam tersi olan ve Almanya'nın küçük bir kasabasında yetişen Ellie Frankel ise tam bir paragöz, asabi ve Angela Smith'e tıpatıp benzerliğiyle dikkat çeken, onun yerine geçmek isteyen, babası tarafından opera eğitimi alarak, kendisini en büyük hayali olan opera sanatçısı olmaya adamış biri. Bu iki kadının birer yıldız gibi parlamalarını sağlayan bir diğer önemli kişi ise George Followers. George'nin geçmişte yaptığı ihanetin, hatanın yıllar sonra bir bomba etkisi yaratırcasına gün yüzüne çıkmasıyla, karşına dikilen bu iki kadının benzerliğle saklı tuttuğu sırrın, açıklığa kavuşmadan önce Angela ve Ellie'ye mektuplar bırakarak hayatına son vermesiyle kitabın heyecanı kat be kat artırıyor. Daha
Hiç bitmese diyerekten okuduğum, tadı damağımda kalan ve tekrar okumak istediğim bir kitap olarak hafızama kazınan bu kısacık hikayeyi Bu Hikâye Senden Uzun Osman nihayet kıdım kıdım okuyarak bitirdim. Bitirdim ama gelin birde bana sorun. Ben bu kitabı daha önce niye okumadım diyerek kendime kızdığım, okurken hem ağlayıp hem güldüğüm, hele hele her cümlenin sonunda Osman ismini duymaktan kına geldiğim ve uzun bir müddet Osman ismini duymak istemediğim, yazarın kalemiyle ilk kez tanışıp ve mizah tarzına hayran kaldığım bir kitaptı doğrusu.
Gelgelelim şimdi sana Osman. Sen böyle içi dışı bir olan, gülmeyi ve güldürmeyi seven, sana yazdığı kısa kısa mektuplarla kendini iyileştirmeye çabalayan, akıl sağlığını ve içten gelen gülümsemesini korumaya çalışan bu kadını kaybetmeyi nasıl becerdin Allah aşkına söyle Osman:) Değerini bilmeyip o kaybettiğin kadının acılarını o kadar derinden hissedip anladım ki, yer yer gözlerim doldu çünkü senin gibi kıymet bilmeyen bir Osman'da benim başımdan geçti Osman. Gerçi benim hayatımdan çıkardığım şahsın adı Osman değildi ama onunda senden bir farkı yoktu ne yazık ki Osman:) Ne güzel ettim kele verdiğim değerleri haketmeyenleri hayatımdan çıkartınca aynı Aylin Balboa hanımcım gibi kendimi ve hayatımı yeniledim. İnanır mısın kuş gibi hafifledim öyle deme Osman:)
Ve son olarak 1K'da benim için çok değerli olan okur arkadaşım Fatمa♡ cancağızım bu kitabı okurken bana eşlik ettiğin için çok teşekkür ederim. Seninle çıktığımız bu yolculukta hem hüzünlendik, hem de çokça güldük:) Okurken Osman'dan kına geldik ama bizim için güzel bir anı olarak kaldı diyebilirim. İyi ki birlikte okuyup, kitap hakkındaki duygularımızı paylaşmışız. Daha nice güzel kitaplarla seninle eşlik etmek nasip olsun inşallah cancağızım. Kısa ve sade bir dille yazılmış bu hikâyeyi okumanızı