Yahudiler, MÖ IV. asırdan itibaren Mısır, Roma ve Suriye baskısı altında çok sıkıntılar çektiler. Hatta MÖ I. yüzyıl ile birlikte kan dökücülüğü ile meşhur Kral Herod devrinde bu sıkıntı ve karışıklık devam etmiş ve halk, İsrail oğullarına Davut'un saltanatı zamanındaki kuvvet ve refahı, hatta ondan daha fazlasını verecek bir Mesih beklemeye başlamıştı. Böyle bir ortamda İsa, İsrailoğulları içinden çıkarak kendisinin onlara gönderilmiş bir peygamber olduğunu söylemiş ve Yahudiler'in beklentilerinin aksine faaliyetlerde bulunmuştur. Bu durum Yahudileri hayal kırıklığına uğratmıştır.
Hıristiyanlığın iyi anlaşılıp tahlil edilmesinde, bu dinin teşekkül edip geliştiği miladi ilk yüzyılların ve bu bağlamda Pavlus araştırmalarının önemi büyüktür.
...Bütün bu kaynaklar, erken dönemlerde yaşayan ve merkezi Hıristiyan doktirininin dışında olan bazı çevrelerde, İsa'nın çarmıhta ölmediği konusunda genel bir kanaat bulunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan resmi Hıristiyan yaklaşımını temsil eden Kanonik İncil yazarları İsa'nın çarmıhta öldüğünden şüphe etmemektedirler.
Kahinler genellikle kehanetleri karşılığında ücret alır, kahinliği meslek olarak icra ederlerdi. Bazı Mekke müşriklerinin, Hz. Muhammed'in kahin olduğunu söylemelerine karşılık Kur'an'da onun tebliğ faaliyetlerine karşılık herhangi bir ücret almadığı, çıkar temin etmediği özellikle belirtilmiştir.