cihan may

Belki bütün sıkıntılarının sebebi bu. Belki paranın kendisi değil de sayısı önemlidir. İnsanların yaşamasında önemli olan, ayrıntılar değil mi? Ayrıntısız yaşayan yalnız bitkiler. Azotlu, sulu, klorofilli, güneş ışıklı bir yaşama. Biraz da hayvanlar. At, aşacağı kısrak topalmış, kemikliyimiş aldırmaz. Gene de yem yediği ahırın, çifte koşulduğu tarlanın yolunu ayırır. Köpekler, görmeye alışmadıkları bir çeşit giysi giymiş insana havlarlar. Ya insanlar? Onların yaşamasında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil, giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile… Belli günlerde belli yaşamaları vardır. Pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! Hep ayrıntılar! Paranın sayısı gibi. Güler’in mavi gözlü oluşu gibi.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür… Fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder… hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. Çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. O ölümsüz tekdüzelikleriyle. Kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır. Gözlerini bir an için sanata çevir. Bak, Kabuki can çekişirken, Noh beri yanda sürünürken, şiddet romanları kalabalıkları nasıl peşinden sürüklüyor. Dikkat edersen hiçbir yazar, romanına kahraman olarak gerçekten üstün bir insan tipi seçmeye cesaret edemiyor. Çünkü seçerse, kalabalığın içindeki orta düzeydeki insan öfkelenecek, utanacak ve kendisini savunması için kendi yojimbo’sunu, yani eleştirmenleri ortaya sürecektir. Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Çeşitli kültürler birbirleriyle karşılaştırılıp ölçülemezler. Yapılabilecek bir tek mantıklı eleştiri var. Birkaç kültür karıştığı zaman ortaya her seferinde, bu kültürlerin en kötü niteliklerinin karışımı çıkar. Bir kültürün veya bir insanın kötü yanları, içinde gizli olan güçlü bir hayvandır. Aynı kültürün veya insanın iyi yanları ise, uygarlığın baskısıyla gelişen ve oluşan ince, hassas, kolay kırılabilen bir kılıftan ibarettir… Kültürler birbirleriyle karıştığı zaman elbette ki içteki güçlü varlıklar ortaya dökülür. Yani sen Amerikalıları barbarlıkla suçladığın zaman onları aslında duygusuzluk ve yüzeysellik sorumluluğuna karşı savunuyorsun. Yalnızca melezliklerine değindiğin zaman en büyük kusurlarına parmak basmış oluyorsun. Kusur kelimesi de en doğru kelime mi acaba? Geleceğin dünyasında, tüccarlar ve teknisyenler dünyasında böyle melezlerin temel içgüdüleri üstünlük sağlayacaktır. Teknoloji gerçi otomasyondur ama gelecek de odur. Sen bu geleceği yaşamak zorundasın oğlum. Amerikalıları tiksintiyle bir kenara itmek hiç işine yaramayacaktır. Onları anlamaya çalışmalısın. Hiç değilse sana verebilecekleri zararlardan korunabilmek için.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Hiç bitmeyecek yarım yamalak yaşantıların özlemi var içimde.
Sayfa 684·Kitabı okudu
“Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum. Ya da bana öyle geliyor. Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. Bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün: O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek, ifade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek. Sanatta sibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefede, se kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasifik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse… nasıl söylemeli… Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey.”
Sayfa 85·Kitabı okudu