"Sabahın erken saatlerinde öğlenlerin, akşamların, gecelerin aksine herkes yalnızdır. Misal, öğlenleri bir yalnızlık vakti değildir, öğle tatillerinde insanlar arkadaşlarıyla yemek yerler. Akşamları ve geceleri de öyle, işten veya okuldan çıkan insanlar arkadaşlarıyla, sevgilileriyle ve eşleriyle buluşurlar. Bütün tekiller apar topar çoğullaşır. Oysa sabahın erken saatlerinde herkes yalnızdır. Tek başlarına yürür, kendi kendilerine konuşurlar. Kimsenin elini tutamaz, kimseyle karşılıklı gülüşümezler. Sabahın o saatlerinde herkes kimsesiz, herkes yalnız, herkes Mitat'tır."
"Lucky"nin devamı olan "Farfara", baştan söylemek gerekirse, bana okuma süreci boyunca "olmasa da olurmuş sanki" diye düşündürdü. Yazarın kitaplarını büyük keyif alarak kâh hüzünlenip kâh kahkahalar atarak ve bölümleri sonrasında ne olacak merakıyla okurdum hep. Bu kitap öyle olmadı. Sanırım bundaki en başat sepep ağırlaşan, daha doğrusu galizleşen dil ve üslûp oldu. Tamam; argoya, küfre sözüm yok ama yazar burada gerçekten kantarın topuzunu fenasıyla kaçırmış, hatta ortada bir kantar ve topuz yok dedirtmiş resmen. Öyle ki kitapta birçok bölümde insanın midesini kaldıracak ya da yüzünü kızartacak cinsten pek çok detay arz-ı endam ediyor mütemadiyen. Zaten hikâye zorlama, karakter anlamında ilk kitaptan farklı olarak pek de öyle dişe dokunur yeni katkılar sağlayacak birileri de pek girmemiş kitaba. Bana fazlasıyla zoraki ilerleyen ve gereksiz yere uzatılmış bir kitap gibi geldi o yüzden. İlk defa bir Sezgin Kaymaz kitabı için "Keşke hiç zorlamasaymış ve ilk kitabı tadında bıraksaymış." dedim. Hani ölen komik meşhurların arkasından "Bu defa güldürmedi!" diye kullanılan bir klişe vardır ya ilgili klişeyi bu defa Sezgin Kaymaz için uyarlayayım: Bu defa memnun etmedi!
Kitap, adından da anlaşılacağı gibi bir 40 hadis derlemesi. Üç farklı bayan yazarın farklı zamanlarda kaleme aldıkları dergi yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Klasik ve didaktik/öğretici tarzda kaleme alınan türünün benzer örneklerinden farklı olarak yazarların ele aldıkları hadisi merkeze koyarak konu hakkında âdeta birer deneme hüviyetindeki yazılarından müteşekkil bir kitap. O yüzden yer yer edebî tatlar da alınan kitap, bu yönüyle okunması daha zevkli bir mahiyette. Kitapta öğretmekten, dikte etmekten daha çok hissettirmek, düşündürmek odaklı bir tavır ön planda ve bunu da başarıyla yapıyor. Tabii öyle çok felsefî ya da sanatsal düşünce ve duygulanımlar da beklememek lazım. Mütevazı amacına ziyadesiyle hizmet eden, sıcak ve güzel bir derleme.