Yunus Çekiç

Yunus Çekiç
@CahilFani
Sınıf Öğretmeni
22 Nisan 2002
62 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·108 syf.··
2025 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 16:08
Kaderin mi yoksa kadersizliğin mi kıvrak oyunu bu, bilemedim. İnsanlar hayata "Benim bu yaşamdaki görevim, yaratana olan tüm sorumluluğumu yerine getiriyor" düşüncesiyle tutunurlar, bunu kendilerine bir dayanak olarak görürler. Ya da tüm bu düşüncelerden yoksun bir şekilde içine doğduğu duruma adapte olup yaşayıp giderler hayatlarını. Santiago, bunlardan hagisiyle yaşıyordu? sorusunu; ikisinin tam ortasında gibiydi, şeklinde cevaplayabiliriz. Yaptığı işi öyle sahiplenmiş öyle sevmişti ki tuttuğu balıkla arasında gemici düğümüne benzer bir bağ kurmuştu. Onu tuttuğu onunla mücadele ettiği ilk andan, onu korumaya çalıştığı ve bu işi bir gurur meselesi yaptığı son ana kadar ne vazgemeyi ne de onu diğer balıklara yem etmeyi düşündü. Mücadelesinin her anında bir sonraki hamlesinin ona ne fayda sağlayabileceğini, yenilgiye uğradığı her anın sonunda bu yenilginin ona yine faydasını düşündü, en önemlisi de inandığı şeyin ardından sonuna kadar gitmesini bildi. Ama ne var ki kader ona izin vermedi, kısmeti, tuttuğu o metrelerce uzunluktaki balığa rağmen, kapalıydı. Onu çok istedi ama bütün çabasına rağmen hazin son kaçınılmaz oldu. Hemingway, kitabın bu yönüyle bize çok güzel bir mesaj verdi: Hayat, bütün çabanıza rağmen size istediğinizi vermiyorsa ya da önce verir gibi yapıp onu elinizden geri alıyorsa kaderinizin sizin için planı çok başkadır. Bir olayı yaşamayı, bir insanı tanımayı, bir tecrübeyi edinmeyi yahut bir şeye sahip olmayı çok istiyor olmamızın bize çoğu zaman iyi geleceğini, huzur sağlayacağını düşündürmesi herhalde en insani en saf huylarımızdan biridir. Biz bunu yaparken isteklerimizin karanlık taraflarını, bize yaşatabileceği olumsuz ihtimalleri göz ardı etmeyi tercih ederiz ya da onları görmekten çekiniriz çoğu zaman. Ve işin sonunda derin bir hüsrana ya da
İnsan
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · İlya Yayınevi · 200240,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 17:19
Bir kitap iki hikaye; bir tarafta efendiler diğer tarafta onların hayallerinin gerçekleşmesinde yardımcı roller üstlenen uşakları, köleleri... Peki bu efendilerin hayalleri ne kadar hayatın içinden ya da uşaklar onların hayallerinin ne kadar içinde? İnsanlara yaptığı iyilikler, yardımlar üzerinden toplumsal statüsünü -kolay yoldan- inşa etmenin derdine düşmüş sonrasında bu tercihinin bir pişmanlığa sebep olduğu biri olmak mı, yoksa hayattaki bütün derdi mal varlığını artırmak olan hatta bunun için yanında çalışan insanı yarı fiyatına çalıştırıp bu durumu da kendi içinde "O zaten hep yanımda ,ne ihtiyacı olsa karşılıyorum" gibi bir düşünceyle çalışanının hakkı olanı vermek yerine vicdanını rahatlatmayı tercih eden bir tüccar mı olmak bir efendiye daha uygun bir yaşam tarzıdır? Her açıdan tartışılabilir. İnsan; her koşulda, durumda refah ve statüsü yüksek bir yaşam ister, tercih eder zannediyorum ama bunu çevresindeki insanların refah ve mutluluğunu suistimal ederek, bir araç olarak kullanarak yapması "etik" dediğimiz çerçevenin hangi tarafına yerleştirilebilir ki? Bu kitabında; kendi menfaatini bir vicdan terazisi olarak kullanan, kendi yaşam felsefesinin ve tarzının dışındakilerin doğruluğunu yahut normalliğini sindiremeyen, çevresindeki sosyoekonomik durumu düşük insanlara üst perdeden bakmayı kültürleştiren tabakanın insanlığının tartışılmasının yolunu açtığı için Tolstoy'a teşekkür ederiz. Olaylar açısından sadelikten ve belki de biraz monotonluktan yana bir tercihin kullanıldığı, verilmek istenen mesaj/lar açısından ise bireysel kaygılar temelinde sosyal durumların işlendiği klasiklerden bir tanesi. Teşekkürler Tolstoy.
Duygu ve Düşünce
Efendi ile UşağıLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201610,6bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 17:37
Ben, Yaşar Kemal okurken doğup büyüdüğümüz, köklerimizi en derinlerine saldığımız, hayatın acı tatlı eşsiz yanlarına, zaman zaman mucizelerine, efsanelerine şahit olduğumuz hatta onları bizzat yaşadığımız bu toprakların, bu coğrafyanın gerçekleriyle yüz yüze geliyorum. Ve kendime şu soruyu soruyorum "Sahip olduğun bu toprakların hayalini kurduğun medeniyete dönüşmemesi için ne engel var ki -zihninden başka-?" Hangi kitabını hangi cümlesini okuduysam her seferinde kendine has, bizden betimlemeleriyle ona hayranlığım perçinlendi; bu kitapta olduğu gibi. Ben Ağrı'ya yahut Doğu Anadolu Bölgesi'ne hiç gitmedim, o bölgenin doğasını da insanını da pek tanımaya fırsatım olmadı. Peki Yaşar Kemal gitmiş midir, gitmişse kaç defa gitmiştir? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; Yaşar Kemal o bölgeye hiç gitmemiş olsa dahi duyduklarından, gördüklerinden ve hayal gücünden ilhamla ve güçlü kaleminin etkisiyle bu kitabın Ağrı'ya, o bölgenin insanına, doğasına, efsaneleşmiş hikayelerine dair fikir sahibi olmak için çok güçlü bir referans kaynağı olduğu aşikâr. Unutulmaya yüz tutmuş yerel ifadeleriyle, okunduğunda bizzat orada olduğun hissini veren betimlemeleriyle, Sufi,Ahmet, Gülbahar, Memo, Mahmut Han ve dahası karakter ve tiplemeleriyle, aşılan ve aşılmaması gerektiği mesajını veren bazı sınırlarıyla okunması gereken güzel bir hikaye olduğu fikrindeyim. Teşekkürler Yaşar Kemal.
İnsan
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Puan vermedi·314 syf.··
2025 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 19:07
Sıradan bir insanın dünyaya, insanlara ve hayata dair düşüncelerini irdeleyen, bunu yaparken karşısında bir insan varmışcasına rahat ve akıcı bir üslupla bunu okuyucuya sunan bir yapıya sahip. Özünde anlatılmak istenen ise çok basit; hayatın her anında ve alanında dengeyi korumak gerektiği fikri öne çıkıyor. En üzgün en coşkulu en öfkeli en korkak ve en sükunet dolu ve sayılabilecek onlarca anda dahi esas olanın denge terazisinin şaşmaması gerektiği düşüncesi... en azından benim vardığım bir sonuç bu. :) "Ölüm" isimli bölümde, "Hayattan sonra ölümdesiniz;ama hayattayken ölmektesiniz", "Bütün günler ölüme gider; son gün varır." gibi cümleleri okumamla gözlerimin doluşu eşzamanlı ilerledi diyebilirim. En çok etkilendiğim bölüm bu bölümdü. Kitabın başlarında "Sana hizmet etmek yahut kendime ün sağlamak hiç aklımdan geçmedi: Böyle bir amaç peşinde koşmaya gücüm yetmez." cümlesiyle okuyucuya dair belirgin bir kaygısızlığının olduğunu açıkça belirtmiş aslında. Bu sebeple bu kitapta "şu şöyle olsaydı, şurayı bu şekilde değiştirirdim" diyebileceğim hiçbir şey yok. Şayet bir değişiklik yapmam gerekiyorsa okuyucuya yönelik olan kaygısızlık durumunu kendi yaşam biçimime uayarlayabilmeyi yani değişikliği kendimde yapmayı isterdim. Kitabı okuduğum süreçte aklıma İsmet Özel'in şu cümlesi geldi hep "Ne kadar kendi oldu insan o kadar başka" Okumam sırasında kendimden esintileri bir başkasının cümleleri şekliyle görünce "Kedimiz olduğumuz kadar bir başkasıyızdır da çoğu zaman" düşüncesi belirdi zihnimde ve bu durum beni mutlu etti. Nihayetinde her birimiz benzer yaşamlar, benzer insanlar ve benzer durumlar içerisinde farklı bakış açılarına sahip birer jüri üyesiyiz,ama tek bir farkla: Jürisi olduğumuz hayatlar, insanlar ve durumlar sadece kendimize kadardır. Sonuç
İnsan
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,6bin okunma
Tutunamayanlar'a
Puan vermedi·724 syf.··
2023 1. kitabı
·
113 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 15:05
'Sahibi olamadığımız hayatın hükmedicisi de olamayız.' Kitabın zihnimde bıraktığı izin, kelama döküldüğü cümledir bu. Bizler hayatlarımızı ne kadar kendimiz olarak yaşayabiliyoruz? Bilincimizde birçok şeyin ayırdına varmaya başladığımız dönem öncesi haricinde hayatlarımıza müdaheleyi engelleyemediğimiz bir ütopyanın içerisindeyiz. Başta ebeveynlerimiz,yakın akrabalarımız, arkadaşlarımız, yaşadığımız coğrafya ve daha birçok etkenin bizlere yarattığı yaşam alanının içerisinde dahi gerektiğince kendimiz olamıyoruz. Çünkü neredeyse hiç kimse bize 'biz' olduğumuz için tahammül etmiyor; onların zihnindeki karakterler olmaya zorlanıyoruz. Bu şartlar altında tutunamıyoruz. Tutunamayanlar; somut alemde miyadını doldurmuş, varıklarında anlam kazanmaya çalışanlardır. Çehrelerimize sirayet eden umutsuzluğun adıdır o. Her cümlesini anlayarak ve içselleştirerek okumanız dileğiyle.
Hayat ve İnsan
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Reklam