Bellay

Bellay
@Caleismyson
72 kütüphaneci puanı
120 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Ben mi seni bitirdim, sen mi beni?
8/10
·3987 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 00:24
Kitabımız baihe (yuri) tipi bir Çin romanı. Chengli kabilesinin prens(es)i Qiyan Agula, henüz 8 yaşındayken kabilesinin büyük bir kısmını Wei Krallığı’nın saldırısıyla kaybeder. Ölmek üzereyken "Maskeli Kadın" tarafından kurtarılan Qiyan, onun öğretileriyle donanır, ve sonunda halkının soykırımının intikamını almak için erkek kılığında düşman imparatorluğa sızar. Ancak Nangong Hanedanı’nın tek düşmanı Qi Yan değildir. Politik dengeler ve entrikalar arasında kalan Qi Yan’ın, Prenses Nangong Jingnu ile evlenmesine karar verilir. Bir yandan sabotaj ve kirli politik manevralarla imparatorluğu yıkıma sürüklerken, Qiyan kendi kalbiyle de savaşacaktır. Kitapta savaş, göç, kıtlık, yolsuzluk, soykırım, cinsiyet normları, kimlik karmaşası ve ahlaki çöküş gibi konular işleniyor. *Wei krallığı Çin, Chengli ve diğer boylar Moğol/Türk boylarından esinlenilmiş. Hızlı ilerleyen bir kitap değil, ama burada 10 yılı aşkın bir süreyi ele alıyoruz. Saray entrikaları, aile içi çatışmalar, bastırılmış duygular ve iç parçalayan bir özlemle dolu 4000 sayfa... Çok fazla kültürel terim, gelenek ve döneme özgü detaylar barındırdığından bu tip Çin romanlarına aşina değilseniz biraz zorlayıcı olabilir. Ama bir yerden başlamak gerek sonuçta. Çevirmenler de gerçekten harika bir iş çıkarmış diye düşünüyorum, ek notlar oldukça yardımcı oldu ve okuma deneyimini zenginleştirdi benim için. Onlar sayesinde yıllar önce bir başka Çin romanında okuyup çok beğendiğim o şiiri yeniden buldum. Anneme hediye etmek için Türkçeye çevirmeye çalışmıştım zamanında:) Romanın sevdiğim özellikerinden biri karakter kadrosunun büyük ölçüde kadınlardan oluşması. Dönemin toplum yapısının kadınları nasıl sistematik olarak yüzüstü bıraktığını çok katmanlı bir şekilde görebiliyoruz. Tabii en çok da ana karakterlerimiz Qiyan
İnceleme
Clear and Muddy Loss of LoveQing Jun Mo Xiao · jjwxc · 20202 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Güzel World-building
7/10
·393 syf.··
2025 19. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 00:00
Linus Baker, DICOMY (Büyülü Gençlerden Sorumlu İdari Birim) adlı bir devlet kurumunda çalışan, kurallara bağlı ve oldukça sade bir yaşam süren bir memurdur. Büyülü varlıkların yaşadığı yetimhaneleri denetleyen bir vaka görevlisi kendisi. Bir gün, sıra dışı bir vaka olan Marsyas Yetimhanesi’ni denetlemek üzere görevlendirilir. Orada geçireceği bir ay ise, onun kendi küçük dünyasından çıkıp gözünü yumduğu gerçeklerlerle yüzleşmesini sağlayacaktır. Kitapta yozlaşmış bir hükümet, baskı altında yaşamaya çalışan bireyler, değişim isteyenler ve buna direnenleri görüyoruz, böyle bir sette gerekli her unsur yani... Ya da zaten içinde yaşadığımız düyanın bir başka yansıması diyelim. Hızla bir solukta bitirilecek bir roman değil bence; daha çok sakin sakin okunan bir kitap. Genel olarak oldukça tatlı bir havası var, ama fazla aksiyon ya da macera beklemeyin. Sanırım tek beğenmedim kısım —bir çok kişinin de oldukça sevdiği— araya sıkıştırılmış bazı öğüt verici cümlelerdi. Kesinlikle kötü ya da rahatsız edici değiller, ancak ben mesajların daha üstü kapalı ve sembolik verilmesini seviyorum. Bu tamamen kişisel bir tercih; sizi okumaktan alıkoymasın. Sıcacık ve umut dolu bir kitap. Keyifli okumalar...
1000Kitap
The House in the Cerulean SeaTJ Klune · Tor Books · 2020365 okunma
"İdeal" Gerçek midir?
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2025 00:00
Yıllar sonra memleketine döenen Gregers Werle, bir davette çocukluk arkadaşı Hjalmar Ekdal ile yeniden bir araya gelir. Hjalmar, bir zamanlar Gregers’in babasının evinde hizmetçi olan Gina ile evlenmiştir ve Hedwig adında bir kızları vardır. Aynı davette babasıyla da yüzleşen Gregers, Ekdal ailesi hakkında saklanmış bazı gerçekleri öğrenir. İdealist Gregers, "yanlışları düzeltmeyi" ve geçmişin tüm sırlarını ortaya dökmeyi kendine görev sayar. Ama Gregers’in gerçeği ortaya çıkarma saplantısı, Hjalmar, Gina ve Hedwig için yıkıcı sonuçlar doğuracaktır. Henrik Ibsen bu oyununda yoğun bir sembolizm kullanmış. En belirgin sembol ise kitaba ismini veren Yaban Ördeği. Yaralanmış, kurtarılmış ve hapsedilmiş olan Yaban ördeği, karakterleri pek çok açıdan yansıtıyor. Oyunda yalnızca Werle ve Bayan Sörby bu sembolizmin dışında, çünkü onlar artık kendileriyle barışmış ve geçmişin yükünden kurtulmuşlardır. Yaban ördeğinin temelde sembolize ettiği kişi Hedwig'dir. Tıpkı tavan arasına hapsedilen yaban ördeği gibi, o da kendi evinde kapana kısılmış ve dış dünyadan kopmuştur. "Fakat içimden gelen bir şey bana, onu öldür diyor. Ellenmiş bir mahlukun evimde yaşamasına müsaade etmemeliyim ama..."(s113) Hjalmar’ın eşi Gina, geçmişte Bay Werle’nin evinde hizmetçi olarak çalışırken Bay Werle’nin cinsel istismarına uğramış ve büyük ihtimalle Hedvig’e hamile kalmıştı. Bay Werle'nin avlayıp sattığı yaralı ördek bu noktada Gina'yı temsil ediyordu. "Sen de dibe batmışsın, sen de yosunlara saplanmışsın!"(s95) Gregers, Hjalmar’ı, yalanların içinde boğulan bir yaban ördeği olarak görür. Kendisi ise ördeği kurtaracak olan cesur köpektir. "GREGERS. — Evet harikulade çevik bir köpek olmak ve suların dibine dalıp, bataklığın içindeki yosunlara saplanan yaralı yaban ördeklerini yukarı çıkarmak
1000Kitap
Yaban ÖrdeğiHenrik Ibsen · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1989787 okunma
6/10
·32 syf.··
2025 10. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 09:20
Fakir kunduracı Fyodor zengin beylerin lüks yaşamlarını ve güzel eşlerini kıskanır. Onlar saygı görürken Fyodor sürekli alay konusudur. Bir gün müşterilerinden birinin Şeytanın kendisi olduğunu fark eder ve bunu hemen fırsata çevirir. Ruhu karşılığında servete sahip olmak için onunla bir anlaşma imzalayacaktır. Hikâyede Ayakkabılar alt sınıfı, şapkalar ise üst sınıfı temsil ediyor. Ayakkabıcı Fyodor’un şapka takmaktan bahstemesi (“—and whose wife wore a hat?”) onun toplumda saygın bir yer edinme arzusunu simgeliyor aslında. Başından beri zengin olmak istemesinin nedeni de bu idi. Sanırım okuyan herkes öykünün Faust'tan esinlenerek yazıldığını fark etmiştir. Tabii aynı zenginliğe sahip değil. Tek başına etkileyici bir öykü diyemem ama Çehov'un diğer öyküleriyle birlikte değerlendirildiğinde güzel bir okuma deneyimine katkı sağlayacaktır. "It seemed to him now that rich and poor were equally badly off. Some were able to drive in a carriage, and others to sing songs at the top of their voice and to play the concertina, but one and the same thing, the same grave, was awaiting all alike, and there was nothing in life for which one would give the devil even a tiny scrap of one's soul." Hikaye Kunduracı ile İblis ve Seçilmiş Öyküler'de mevcut. Keyifli okumalar...
1000Kitap
The Shoemaker and the DevilAnton Çehov · Kindle Edition · 20114 okunma
Sessiz bir kitap
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 13:28
1964 yılında, Paris'te bir kafede, bir müşteri Rolleiflex objektifini yan masadaki genç çifte doğrultur. Henüz 19 yaşındaki anlatıcımız, fotoğrafçı Francis Jansen ile işte böyle tanışır. Jansen’in tuhaf kişiliği ve o bahar yaptıkları sohbetler, hafızasında derin bir iz bırakmıştır ve otuz yıl sonra bu anılar tekrar su yüzüne çıkar. Anlatıcımız kaybolmuş insanları bulmaya, geçmişin izlerini sürmeye çalışır ve etrafındaki unutkanlık katmanını aşmaya çabalar. Ancak geçmiş, uzak ve eksik parçalardan başka bir şey değildir. Silüetler ondan kaçar, otuz yıl sonra yüzler artık net değildir. Jansen sözcüklerle sessizliği yakalamanın zor olacağını söylemişti. Patrick Modiano bunu kesinlikle başarmış. Boşluk, yalnızlık ve yokluk hissi kitabın her yerine yayılmış durumda. Yazarın bu kadar sade bir dille böyle derin ve baskın bir atmosfer yaratabilmesine bayıldım. Paris, bir mekan değil de adeta bir karakter gibi hikayeye dahil. Paris’in sokaklarında zamanın yavaşça akıp geçtiğini, yaşamın sessizce süregeldiğini hissediyorsunuz. Fark ettirmeden içine sürüklüyor sizi. Öyle ki bir anda ben kendimi geçmişte buldum. Onlar Paris'in sokaklarında dolaşırken ben de büyüdüğüm şehrin sokaklarına döndüm. Yine küçük sessiz anılar bunlar; Çınar yapraklarının yüzüme düşen gölgesi, sıcaktan kavrulan kaldırımların ayaklarımı yakışı, çeşmeden gelen su sesleri... Jansen gibi kendi çocukluğuma bir ziyaret yaptım bende. #263269675 Alışılmışın dışında tarzıyla herkesin beğenebileceği bir eser değil 'Kötü Bir İlkbahar'. Gerçek bir olay örgüsü yok, bir sonuca da varmıyoruz. Ortada bir hikaye var gibi ama ne okuyucu ne de anlatıcı bu hikayeyi tam olarak bilmiyor. Yarım yamalak anılar arasında kaybolmuş bir adama tanıklık ediyoruz sadece. Eğer Eşlik Eden Soneçka Antonovskaya'yı beğendiyseniz bu kitabı
Edebiyat
Kötü Bir İlkbaharPatrick Modiano · Can Yayınları · 199875 okunma