Kitabımız baihe (yuri) tipi bir Çin romanı. Chengli kabilesinin prens(es)i Qiyan Agula, henüz 8 yaşındayken kabilesinin büyük bir kısmını Wei Krallığı’nın saldırısıyla kaybeder. Ölmek üzereyken "Maskeli Kadın" tarafından kurtarılan Qiyan, onun öğretileriyle donanır, ve sonunda halkının soykırımının intikamını almak için erkek kılığında düşman imparatorluğa sızar. Ancak Nangong Hanedanı’nın tek düşmanı Qi Yan değildir. Politik dengeler ve entrikalar arasında kalan Qi Yan’ın, Prenses Nangong Jingnu ile evlenmesine karar verilir. Bir yandan sabotaj ve kirli politik manevralarla imparatorluğu yıkıma sürüklerken, Qiyan kendi kalbiyle de savaşacaktır.
Kitapta savaş, göç, kıtlık, yolsuzluk, soykırım, cinsiyet normları, kimlik karmaşası ve ahlaki çöküş gibi konular işleniyor.
*Wei krallığı Çin, Chengli ve diğer boylar Moğol/Türk boylarından esinlenilmiş.
Hızlı ilerleyen bir kitap değil, ama burada 10 yılı aşkın bir süreyi ele alıyoruz. Saray entrikaları, aile içi çatışmalar, bastırılmış duygular ve iç parçalayan bir özlemle dolu 4000 sayfa...
Çok fazla kültürel terim, gelenek ve döneme özgü detaylar barındırdığından bu tip Çin romanlarına aşina değilseniz biraz zorlayıcı olabilir. Ama bir yerden başlamak gerek sonuçta. Çevirmenler de gerçekten harika bir iş çıkarmış diye düşünüyorum, ek notlar oldukça yardımcı oldu ve okuma deneyimini zenginleştirdi benim için. Onlar sayesinde yıllar önce bir başka Çin romanında okuyup çok beğendiğim o şiiri yeniden buldum. Anneme hediye etmek için Türkçeye çevirmeye çalışmıştım zamanında:)
Romanın sevdiğim özellikerinden biri karakter kadrosunun büyük ölçüde kadınlardan oluşması. Dönemin toplum yapısının kadınları nasıl sistematik olarak yüzüstü bıraktığını çok katmanlı bir şekilde görebiliyoruz. Tabii en çok da ana karakterlerimiz Qiyan