Seçilmiş Öyküler, Çehov okumaya başlamak için iyi bir tercih. Kitaptaki bütün öyküleri beğendim bazılarını daha çok. Okuduğum her yazar, yanlış belki ama ilgimi çekmiyor; ne yaşamış da böyle yazmış diye düşündürmüyor. Varlıklarını kitabın üzerinde yazar adı olarak sürdürüyor bazıları. Çehov, öyle olmayanlardan biri oldu. Öykülerini okudukça tanıdım, sevdim Çehov’u.
Çehov, insanların, dünyanın iyi olması için uğraşmış belli ki. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun çalışarak istersek güzel bir dünya yaratabiliriz, demiş. Gördüğü aksaklıkları, yanlışları öykülerinde dillendirirken toplumun her kesiminden insanı seçmiş. Öyle prensler, krallar, katiller, psikopatlar, savaşlar, büyük dramlar yok bu kitaptaki öykülerinde.
Öyküler ilk bakışta derinliksiz gibi görünse de satır arlarında filozof Çehov’u okumak mümkün. Kadınların toplumdaki yeri, kadın-erkek ilişkileri, aşk, ölüm, hayat, felsefe gibi birçok konuda çok isabetli görüşleri var yazarın.
Örneğin aşkı, evliliği amaç haline getiren insanlara bilhassa kadınlara kızıyor. Günümüz insanının da temel sorunlarından biri haline gelen sevilme tutkusunu: ‘’Bütün bu yaptıkları başkalarının hoşuna gitmek, büyüleyici görünmek, karşısındakinin kendisine bağlamak içindi. Sabahları uyandığında kafasında tek düşünce vardı: ‘Hoşa gitmek!’ Yaşamının en büyük amacı haline gelmişti kendini başkasına beğendirmek…’’ diyerek zamanının kadınlarını eleştiriyor. Kadınların düşünce olarak kendini yetiştirmesini, eğitimlerine önem vermelerini, ancak o şekilde sağlıklı bir gelecek ve toplum kurulabileceğini öğütlüyor. Bunun gibi hayattan birçok örnekler vermiş.
Çehov’un eğitimi çok önemsediğini birçok öyküsünde hissedebiliyoruz. Çevresindeki insanların cahilliklerini, tembelliklerini dile getirdiği öyküleri trajikomik ama düşündürücü. Neredeyse