İnsanı sınırlayan kuralların insan eliyle yazıldığı gibi, kadının tarihi erkek eliyle yazıldı. Belki de kadın tarafından dünyaya getirilmiş ve yıllarca o kadına bağımlı kalmış olmanın bir ezikliğiydi erkeğin kadını ezişi.
Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri. Ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.
Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar kitabının 82. sayfasında “kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çalışıyordum” yazmış. İşte biz bu kadar çok fazla sevdiğimiz için kaybettik.