Rae

Rae
@Calisterae
22 kütüphaneci puanı
119 okur puanı
Mayıs 2016 tarihinde katıldı
Kitap incelemesi
9/10
·112 syf.·
2024 76. kitabı
Özerklik talebi, yüzyıllardır toplumları daha da derinden dönüştürmüştür. Her ne kadar Aydınlanma geçmişe aittir denilse bile işin aslını Kant'ın şu sözleriyle açıklayabiliriz. ''Aydınlanma yolunda olan bir çağda yaşıyoruz. Türümüzün uğraşı bu olacak.'' Kitabın inceliği sizde ön yargı oluşturmasın zira uyanık eleştirel bir zihniyetin mevcudiyetir bu. Aydınlanma projesinin temelinde özerklik, eylemlerimizin insani amacı ve evrensellik olduğunu belirterek kitabının ilk bölümünde bu kavramları ortaya çıkaran tarihsel sürecin analizini yapılıyor. Tzvedan Todorov bu kısa ama etkileyici kitabında, Aydınlanma’yı müşterek yaşamımızı üzerine inşa edeceğimiz entelektüel ve ahlaki bir temel olarak inceliyor.Aydınlanma ile birlikte, tarihte ilk kez insanlar, yazgılarını kendi ellerine almaya ve eylemlerinin nihai amacını insanlığın esenliği olarak belirlemeye karar verdiler. Aydınlanma düşüncesine yönelik eleştirilerle çalışmasına devam eden Todorov, ardından da Aydınlanma düşüncesinin laik veya seküler bir toplumun ortaya çıkışına nasıl katkıda bulunduğunu tartışıyor. Kitabın bir diğer önemli yönü ise, Aydınlanma düşünürlerinin bugünün sorunlarının daha iyi kavranmasına ne gibi katkılarının olabileceğini incelemesi. Böylece yazarın, bakışını içinde yaşadığımız çağdan ayırmadan, geçmiş ile şimdi arasında sürekli bir ileri-geri hareket içinde Aydınlanma düşüncesinin ana hatlarını ortaya çıkarıyor. Zamanının ünlü isimlerinden yaptığı alıntılar bahsettiği konuyu zenginleştiriken dipnotlardaki açıkladığı kaynaklar daha üstün bir birlik içinde bütünleştirilmesini sağlıyor aynı zamanda.
Aydınlanma ZihniyetiTzvetan Todorov · Bgst Yayınları · 201918 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·302 syf.·
2016 16. kitabı
Son zamanlarda elime alıp okuduğum kitap bitince, bir kaç cümle bile olsa düşünce ve yorumumu belirtmeyi kitabıma karşı borç bilmiş oluyorum. Biter bitmez rafa koyunca kitabı, arkamdan söylenecekmiş sanki. Bir diğer alışkanlık yanım ise önsözleri mutlaka okurum özellikle kitaba başlayınca ve kitap bitince tekrar okurum. İlk okuduğumda herhangi bir anlamı olmayan cümleler bittikten sonra tekrar bakınca ilk bakışta görmediğim sihirli kelimelerle somutlaşıp gorünüyor sanki gözüme daha bir anlamlı olarak. Öncelikle şunu belirteyim Montaigne'e saygı duyuyorum. Onunla aynı yüzyılda yaşamamış olmak ne şansızlık ama (diğer birçok yazarın devrinde yaşamamış olmam gibi..) Eğer onun döneminde yaşamış olsaydım mutlaka onu şatosunda sık sık rahatsız ederdim. Hatta onun birçok yazısının altına imza atardım. Onunla sohbet ederdim yazıları üzerine. Bunun yanında birkaç yazısı üzerine tartışmayı bile göze alabilirdim. Ve bunun Montaigne'i memnun edeceğinden eminim. Dönemin dogmatik düşüncelerinden sıyrılıp cesurca kitap yazması ilgimi çekiyor. Yıllarca sadece bu kitabın üzerine yoğunlaşması, bunun yanında birçok safsatalar, küçümsemeler hatta o dönemde yaşanan kanlı din kavgalarının sebebi olarak bile Montaigne görülmesi sanırım onun ne denli şevkle kitabı bitirme azmini anlatabilir belkide. Kitap hakkında pek bir bilgi veremeyeceğim maalesef çünkü; verebileceğim bir değil birçok konu var Montaigne'nin "Kendini Bil!" sloganıyla hayatın hemen hemen her konuda düşüncelerini yazdığı yazıların bütünü. Bu tarz kitapları okumayi seviyorum okurken yazarla sohbet ediyormuşum gibi geliyor. Bazı insanlar bir kimsenin kendi düşüncelerini tüm çıplaklığıyla anlatmak için kaçık olması gerektiğini düşünebilir. Sonuçta tüm insanlığın hemcinsi sayesinde bilinmemesi gerektiği, düşündüğü şeylerin
Felsefe
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2017 1. kitabı
Hala yarısında kahve duran bardağımı alıp bir yudum daha almak istedim. Kitap okurken geçen zamanın kahvemede etki ettiğini unutup, soğumuş hatta bayatlaşmış acı bir tat veren kahvemden aldığım yudumu tiksintiyle yutuvermiştim. Günün yorgunluğu, kafamı kaldırdığım ve hissetiğim anlık sızıyla beynime ve oradanda tüm vücuduma yayılmıştı. Ne kadar zamandır bu sandalyede oturduğumu bile hatırlayamaz oldum. Çözmeye çalıştığım matematiksel soruların kaçının doğru olduğunu bile hesaplamamıştım. Masada, tıpkı düşüncelerim gibi dağılmış olan defter ve kalemlere bakındım. Toplamak gelmiyordu içimden, sorunlarımı masaya saçılmış nesneler aracılığıyla somutlaştırarak belkide bir düzen kurabilirdim ya da boşver bunun için fazla yorgunum. Uyku yorgunluk için çözüm denilir. Değil! Herkesin o tatlı uykusunda hatta soluklarını ezberlerdiğin zamanlarda senin bunu becerememen, belirsizlik ile yoğrulmuş zaman kapsülü içinde düşünce seli, problemler,iç muhakemeler... Fazla alengirli(gösterişli- şatafatlı) bir söyleşi. Gecenin silüeti, smokin giymiş bir asil gibi duruyor. Aksak adımlarla ilerleyeşim beni istediğim yere götürmüyor.Belkide yüzümü yıkamalıyım. Kirli duvarın puslu aynasında. Karşımda bir surat, bana benziyor , beni anımsatıyor ama değil , yabancı gibi. Gerçekliğin kötü yansıması, yarattığım aynanın önünde. Farklı bakıyor, farklı bir ritim var nefes alış verişinde. Ama.. Bu Benim!.. Nihayetinde Olağanüstü Bir Gecenin son sayfasını kapattığımda , bu duygularla, bu sözlerle yarattığım bu ortamın yerini gerçek dünyaya bırakmıştım. Böyle hissetmeyeli, yaşamayalı uzun zaman olmuş ve bir kez daha kitaplardan uzak kalmanın bana iyi gelmediğini anlamış oldum. Bir takım sorumluluklar beni kitaplardan bir vakit ayırmış olsada, arayı Zweig ile kapatmak, ayrılığı bir nevze
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
Puan vermedi·163 syf.·
2016 97. kitabı
Müptezeller Kitap kardeşliği etkinliğiyle kitap arkadaşımdan gelen bir kitaptı. Bu yüzden bir kez daha Teşekkür ederim kendisine. :) Müptezel: Saygınlığını yitirmiş, değersiz, bayağılaşmış anlamında kullanılan bir kelimedir. Bilmediğim bir kelime olduğu için kitabı okumaya başlamadan önce, isminin ne demek olduğuna baktım. Bazen hayatın süprizlerine, o aniden gelen yardımına, ümitsizliğe boyun eğmişken tabiri caizse köşeyi dönmeyi kendimize alıştırmışız. Fakat müptezeller tamda isminin anlamını yansıtarak adeta bahsettiğim şanslardan bizi yoksun bırakıyor. Kitapta mutlu sonları görmüyoruz. Yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için diğer kitaplarıyla kıyaslandığına denk geldim fakat ben şimdilik bundan sıyrılıyorum. Belki okumamanıza neden olacak ilk şey kitabın fazlaca argo kelimeleri içermesi. Tabi kitap müptezelleri anlatınca mutluluk gülücükleri, sevgi sözcükleri beklemek çokta yerinde olmaz fakat ben biraz fazla buldum argo kelime kullanımını. Toplumuzun o kuytu köşelerinde, unutulmaya yüz tutmuş, insanlarına realist bir bakışla bakmamızı sağlıyor öyleki fazla gerçeklikli olmuş bu yüzden 'Hah şimdi mutlu sona bağlanır 'dediğiniz yerlerde, hiçte öyle olmuyor. Fazlaca olumsuzluk, yoksunluk tehlike ve yaşanmışlık içeren bir kitap. Yazarin sade anlatımı ile kolay okunacak, farklı bir tat mı yoksa kursakta kalmış bir seyler mi bırakır ? Buna okuyup karar verebilirsiniz. :)
MüptezellerEmrah Serbes · İletişim Yayınları · 20168,6bin okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2016 96. kitabı
Çavdar Tarlasında Çocuklar Öncelikle kitabın ismini duyduğum zaman bir John Steinbeck'vari ( Bu kullanımı çok sevdim Aykut Hocam'a selamlar bir incelemenizden etkilendim. :) ) anlatımıyla karşılaşacağımı düşünmüştüm lakin öyle olmadı. Çiftlik hayatı, tarlalar falan beklerken, Holden adında biriyle tanıştım. Holden 17 yaşında tipik bir genctir fakat okul hayatı onu pekte başarılı kılmadığından sürekli okul değiştirmiş. Sorumlu olduğu 5 dersin dördünden kalması, kompozisyon konusunda başarılı yazıları onun okuldan atılmasına engel olamıyor malesef. Son geldiği okuldan da atılmasıyla beraber, hayatını yaşadıklarını bize kendi diliyle anlatmaya calışmıştır. Holden çevresindeki insanların samimiyetine, yaşantısına, konuşmalarına güvenmediği icin onlardan pek haz etmez. Hatta doğru düzgün sevdiği bir şey var mıdır diye sorabilirsiniz? Aile ortamının boşluğu, umursamaz tavrıyla okuldan atıldıktan sonra ailesinin yanına gitmeden önce otellerde kalır. Bir çok ortama dahil olur fakat aslında bu kısa bir zamandır. Kitap konuşma havasında geçtiği için Holden'la bizzat konuşuyor ya da dinliyor gibi hissedebilirsiniz. Aralarda geçen argo kelimeler veya olaylar rahatsızlık verebilir, olayın baş karakterinin 17 yaşında olduğunu ele alırsak. En sevdiğim karakter Holden'nın küçük kız kardeşi Phoebe oldu. Yaşından olgun tavırları, zekasıyla sonlara doğru Holden'nın karar vermesini sağlıyor. Ayrıca ' Bitttim' kelimesi oldukça keyif verdi bana. Kitap basit görünen ama anlatılmak istenen şeyi gözünüze sokmadan anlamanızı bekliyor. Holden gibi bir gencin toplumla, insanlarla olan ilişkilerini, iletişimini kendi iç dünyasındaki sıkıntılarını samimi dille anlatılmış. Bazen insanların suratına söyleyemediğimiz şeyler, yanlış olduğunu bildiğimiz halde ne yapabilirim düşüncesiyle
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma