Ya bir gün, bizi insan yapan şeyin ne olduğunu gerçekten test etmek zorunda kalsaydık?
Hobbes’un “insan insanın kurdudur” dediği o karanlık, bu kitapta bir anda gözümüzün önünde kurulan bir film sahnesi gibi.
Körlük metaforu;
isimlerimizin, rollerimizin ve kurallarımızın çekildiği yerde açlık, korku ve hayatta kalma içgüdüsünü en vahşi hâliyle ortaya çıkarıyor.
Tam da orada anlıyoruz:
Görmek sadece gözlerle ilgili değil.
Belki de görmek, insan kalabilmektir.
Çünkü asıl körlük
gözlerin görmemesi değil,
gördüğüne duyarsızlaşmak anlamdan maddeye savrulmak;
medeniyetin içimizden çekilmesi.