Fatma Erdoğan

Fatma Erdoğan
@Calmbooks
Üniversite
11 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi·303 syf.··
2026 3. kitabı
Sarı Yüz, edebiyat dünyasını arka planına alan güçlü bir sektör eleştirisi. Merkezinde ise insan doğasında sessizce yer eden bir duygu var: haset Roman; ihtiras, kıskançlık, dışlayıcılık ve ırkçılık gibi başlıkları görünür kılarken, asıl şu soruyu sorduruyor: İnsanın kendi özgün kimliğini ortaya koymasının önündeki engel dış koşullar mı, yoksa içimizde büyüyen haset mi? Sarı Yüz, hasedin yalnızca bireysel bir zaaf olmadığını; insanı otantik benliğinden uzaklaştıran, üretimi ve samimiyeti gölgeleyen güçlü bir engel olduğunu gösteriyor. Yalanın nasıl başka yalanları doğurduğunu ve bunun insana huzur vermediğini de başrolün bitmeyen huzursuzluğu üzerinden hissettiriyor. Haset çoğu zaman açıkça ortaya çıkmaz; bir bahane, bir gerekçe, masum görünen bir savunma biçimiyle kendini gizler. İnsanın kendi özgün benliğini ortaya koyamamasının yarattığı boşluk, suçu dışarıda aramayı kolaylaştırır. Tıpkı başkarakterimiz June’un, arkadaşının başarısını onun Asyalı olmasına indirgemesi gibi. Carl Jung’un da işaret ettiği gibi, insan yüzleşmediği gölgesini başkalarında görür. Haset belki de en çok, yaşayamadığımız benliğin sessiz bir dışavurumudur. İnsan, ortaya koyamadığı benliğin acısını neden çoğu zaman başkalarının başarılarından çıkarır?
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
Belki de en çok eleştiri alan Zülfü Livaneli kitaplarından biri; ancak her kitap mutlaka bir iz bırakır. Bu kitabın derdi, sağlam bir olay örgüsü sunmaktan çok; dönemin siyasi, toplumsal ve kültürel atmosferi üzerinden bir zihniyeti ve yaşanmışlıkları anmak. Özgürlük, ekmek ve su kadar elzemken, zamanın güç odakları ve toplumsal baskılar arasında nasıl kırılganlaşıp yok olabildiği anlatılıyor. Beklemek, bu yok oluşun en sessiz ama en yıpratıcı hâline dönüşüyor; bir kapının önünde, bir telefonun başında, yıllara yayılan bir sessizlikte… Livaneli Bekle Beni’de bunu sessiz ama derin bir yerden anlatıyor. Carl Jung’tan yapılan alıntıda “Cehennemde ruhlara yapılan en büyük işkence, bekletilmektir” denmesi, anlatılanları tek bir cümlede topluyor.
1000Kitap
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
İnce bir kitap; ama az sayfayla insanın en derinlerine dokunacak kadar ağır. 1930’ların Büyük Buhran döneminde yazılmış; işçinin toplumdaki yerini, neredeyse görünmez oluşunu anlatıyor. “Fareler” belki de işçi sınıfını temsil ediyor. Sadece karnını doyurmak ve başını sokacak bir yer bulmak için çalışan, hayal kurması bile lüks olan insanlar. Kitaptaki köpek sahnesi, ana karakterler George ve Lennie’nin sonunu çok önceden haber veriyor. Yaşlı ve artık işe yaramadığı düşünülen köpek, sahibinin rızasıyla ama başkasının tetiğiyle ölür. Sonrasında söylenen cümle insanın içini acıtır: “Keşke kendim öldürseydim.” Çünkü onu vuran kişinin temel motivasyonu merhamet değil, tiksintidir. Bir canı değil, bir yükü ortadan kaldırır gibi. Oysa sahibi, ne kadar acıtsa da onu şefkatle uğurlamayı seçerdi. Kitabın sonu bize şunu düşündürür: Bazen olaylar göründüğü gibi değildir. Bakışımızı değiştirdiğimizde, bambaşka bir anlam ortaya çıkar. Önemli olan, sonuca giden yolun ardındaki niyettir. Ve o niyet, kimi zaman yalnızca bir merhamet meselesidir.
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,2bin okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2026 6. kitabı
Kafka bu romanda, sanayileşen toplumun insan ruhunu nasıl soğuttuğunu, bireyi nasıl yalnızlaştırıp acımasızlaştırdığını güçlü bir metafor üzerinden anlatıyor. İnsanların mekanikleştiği bir dünyada, içsel dönüşümün aslında nasıl bir yabancılaşmaya dönüştüğünü hissettiriyor. Gregor Samsa ise aslında bir sabah böcek olarak uyanmadı; ailesinin ve toplumun geçirdiği ruhsal dönüşümün dehşetiyle uyandı.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,3bin okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 7. kitabı
İnsanın kimliği, tek bir kelimeye sığmayacak kadar geniş bir evren aslında. Ne bir aidiyetin dar kalıplarında ne de bir tanımın sınırlarında yaşar. Her birimiz, parmak izi kadar benzersiz; kendi sessizliğinde çoğalan, kendi yolunda şekillenen farklı tonların toplamıyız. Belki de kimlik, bir ad değil—insanın kendine doğru bitmeyen yolculuğudur.
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma